• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

SUMUD’u yazmalıyız. Ama SP şimdi de sefalet endeksi çıkardı!

01 Mayıs 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

SUMUD’u yazmalıyız. Ama SP şimdi de sefalet endeksi çıkardı!

ALİ KARAHASANOĞLU

Gazze’de soykırıma uğrayan Müslümanlara insani yardım götürme amacı ile yola çıkan SUMUD’u yazmalıyız.

İnsani yardımı bile engellemeye çalışan İsrail zulmünü yazmalıyız..

Uluslararası sularda bile, korsanlık yapan haydutlara karşı, dünyanın sessizliğini yazmamız gerekir..

Türkiye kara kıtasına mı, yoksa Yunanistan karasına mı, yoksa terör devleti İsrail’in bulunduğu bölgeye mi daha yakın diye baktığımızda..

Türkiye’ye yakın bir açık denizde, İsrail ve Yunan ordusunun Türklerin de bulunduğu gemilere müdahale etmeleri, el koymaları, yardımseverlerden uzun süre haber alınamamasındaki uluslararası hukuka aykırı yönleri yazmalıyız..



TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un ve diğer yetkililerin açıkca beyan ettiği üzere, İsrail’in müdahalesinin, “savaş suçu” olduğu gerçeği karşısında, bunu yazmalı, bunu konuşmalıyız..

Türkiye ile Libya.. Türkiye ile Mısır.. Türkiye ile Gazze.. Türkiye ile KKTC..

Nereden bakarsanız bakınız..

Türkiye’nin uluslararası arenada da hak sahibi olduğu sularda, terörist İsrail’in külhanbeyliğini konuşmamız lazım.


Birilerinin zafer olarak bize öğretmeye kalktığı Lozan sözleşmesinin, İsrail’in külhanbeyliğinde ne kadar etkin olduğunu konuşmamız lazım.

Ama konuşamıyoruz.

Yazamıyoruz..

İç siyasetteki dağınıklık, bizi İsrail’in zulmünü anlatmaktan alıkoyuyor..


İsrail’in terör örgütü diye yaftaladığı HAMAS’a, ülkemizin içindeki birileri de “terör örgütü” yaftası vururken..

Dışardaki zalimlerle mi, içimizdeki zalimlerle mi meşgul olmamız gerektiği konusunda kararsız kalıyoruz.


Şehid Heniyye’nin afişlerini asanları tahkir edip, hakaretler eşliğinde o afişleri indirenleri mi konuşmalıyız..

Yoksa, içimizdeki hainlerin de destek çıktığı İsrail’i mi konuşmalıyız?

Önceliği hangisine vermeliyiz?

HAMAS’a terör örgütü iftirasını atanlarla, alnı secdeli kardeşlerimiz ittifak yapıyorlarsa.

Önce içimizdeki bu dağınıklığı ortadan kaldırmamız gerekmiyor mu?

Önce kendi ülkemizde birliği sağlayıp, sonra İsrail’e haddini bildirmemiz gerekmiyor mu?

Biz daha kendi içimizde birlik olamamış iken..


İsrail’e nasıl had bildirebiliriz ki?

Tam da İsrail’in istediği şekilde, “Araplar bizi arkadan vurdu” diyen ahmaklara hakkettikleri hadleri bildirilmeden..

O propagandayı buradaki uşaklarının kulaklarına üfürenlere, nasıl had bildirebiliriz ki?

İnsani yardımı bile engellemeye kalkan İsrail, bize çok yabancı değil ki..

28 Şubat sürecinde, vakıfları bile kapatan anlayış, vakıf yöneticilerine kelepçe vurmaya kalkan zihniyet, bugünkü İsrail’in zalimliğinden daha mı az suçlu idi?

Cezaevindeki insanların günlük iaşelerini karşılamak için yardımcı olmaya çalışan, onları topluma rehabilite etmeye çalışan Vahdet Vakfı yöneticilerini bile cezaevine koyan 28 Şubat darbecileri, bugünkü İsrail zalimliğinden daha mı az suçlu idiler..

Ne yazıktır ki, elin Macaristan’ındaki seçimi kaybeden yöneticilerinin bile “Kaçtılar mı, kaçıyorlar mı? Soruşturuluyorlar mı, yoksa yolsuzluk isnadı altındaki kişiler birileri tarafından korunuyor mu” muhabbetine soyunanlar..

Türkiye’deki gözümüzün içine baka baka soygun yapanlar için, bin dereden yüz bin kova su getirip, masumiyet edebiyatı yapıyorlar..


Çalınan paraları birlikte yiyor olmalılar ki, bu kadar açık yolsuzlukları, utanmadan legalize etmeye çalışıyorlar..

İsrail’in zulmünü gözlerden kaçıran uluslararası siyonist şebekeleri öyle bir algı operasyonuna imza atıyorlar ki..

 Türkiye’nin hukukun üstünlüğü endeksinde, soykırım yapan İsrail’den daha kötü bir sicili olduğu algısını kamuoyuna pompalıyorlar..

Bizim dindar kardeşlerimiz bile bunlara sözcülük yapıyorlar..

Hiç düşünmüyorlar:

“Bu endeksi hazırlayanlarda azıcık namus olsa idi. Önce İsrail’i açık ara tüm devletleri kat kat geçen bir zalim devlet olarak ilan ederlerdi.. İsrail’in zalimliğinden sonra sıra başka devletlere de gelebiliyorsa. Onu da tekrarlamaya yüzleri olurdu..”


Düşünmüyorlar ve zalim İsrail’in hazırlattığı endekslerle, kendi ülkelerinin alnı secdeli yöneticilerine iftira atıyorlar. 

Hukukun Üstünlüğü endeksinde Türkiye çok kötü diyorlar..

Ama Gazze’de 100 bine yakın sivil insanı, çoğu çocuk olmak üzere katleden İsrail’e laf edilmeyen o endeksteki çelişkiyi, Saadet Partili isimler eli ile pazarlamayı başarabiliyorlar..

Türkiye’deki yolsuzlukların üzerine gidilmesini bile, ‘Tutuksuz yargılama yapılmalı” diyerek, hukuksuz ilan eden Batılılara bakıyoruz..

İran’a saldırıp, dini liderini, bürokratlarını öldüren İsrail için sarfettikleri tek laf yok..

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü diye kurulmuş bir siyonist uşağı yapı, İsrail’in son 2,5 yılda katlettiği 300 gazeteciyi görmüyor..

Türkiye’de basın özgürlüğünün olmadığını kendince raporlayabiliyor..

Daha dün, yeni bir rapor hazırlamışlar, Türkiye’nin sırasını, biraz daha aşağıya indirmişler..

300 gazetecinin öldürüldüğü İsrail’de basın özgürlüğü var. 

Bir tane bile gazetecinin öldürülmediği Türkiye’de ise basın özgürlüğü yok.


Öyle mi, çakal sürüleri?

Ve son olarak da..

Sürekli tekrarladıkları o klasik endekslere bir yenisini daha eklemişler..

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan öğrenmiş oldum..

Sefalet endeksi de icat edilmiş..

Enflasyon rakamları ile işsizlik oranları bocalanıyormuş, sonuçta da “Sefalet endeksi” diye bir rapor ortaya çıkarılıyormuş..

Tabii tahmin ettiğiniz gibi, Türkiye de, bu endekste en kötü ülkeler arasında yer alıyormuş..

Daha dün, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2026 yılının ilk çeyreğindeki rekorları tek tek sıraladı..

Cumhuriyet tarihinin rekorunun kırıldığı 2025 yılı ilk çeyreğindeki rakamlarla, 2026 yılı ilk çeyrek rakamlarını karşılaştırdı.. 

Turist sayında artış.. Turizm gelirinde artış.. Kişi başına elde edilen gelir miktarında artış..


Ne soruyorsanız, hepsinde cumhuriyet tarihi rekorunun 2026’da tekrar kırılacağını gösteren ilk çeyrek rakamları önümüze konulmuş..

Saadet Partisi’nden bir tane isim çıkıp, “Bu rakamlar yanlış” diyemez iken..

“Din dersi yasaklansın. Kur’an-ı Kerim öğrenilmesin. Başörtü yasak olsun” diyen isimlerin bulunduğu CHP ile iş tutan Saadet Partililer, iki tane kripto siyonistin hazırladığı “Sefalet endeksi” ile Türkiye’yi mahkum etmeye çalışıyor..

Siyonistler hıyarımız var diyorlar..

Bizim Saadet Partisi genel başkanı da, koşarak tuz götürüyor..

Rüşvet itirafları ardı ardına mahkeme huzurunda tekrarlanırken, tek kelime edemeyen Saadet Partililer, “Sefalet endeksi” palavraları ile düne kadar birlikte siyaset yaptıkları abilerine saldırıyorlar..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23