Söğüt ve Yunan mezalimi
Söğüt ve Yunan mezalimi
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Söğüt’e uğrayıp, Ertuğrul Gazi’nin türbesi ve civarındaki kahramanların ruhuna Fatiha okuduktan sonra içine geçip, pencere demirlerine baktığınızda, Yunanlıların türbeyi nasıl kurşun yağmuruna tuttuğunu görebilirsiniz.
Tabii Yunan mezalimi sadece Söğüt merkezde değil, Bilecik ve civar köylerin hepsinde akla hayale gelmedik katliamlar yapılmış.
Geçmişi unutmak yarını kaybetmektir. Geçmiş unutularak yarınlar inşa edilmez. Edilirse, düşmanlara tepside hazır bir ülke ve coğrafya sunulmuş olunur.
Bugün Türkiye olarak içte ve dışta neyin kavgasını veriyoruz? Bağımsızlığımızın, İstiklalimizin ve kimseye sömürge olmamanın mücadelesini veriyoruz.
Çünkü yaşadığımız bir acı var, bir tarih var ve tekerrür etmemesi için sürekli teyakkuz halindeyiz. Geçmişi unutursak sömürge devri başlar. İçteki din düşmanlarının istediği de bu!
Söğüt merkez ve köylerde Yunan mezalimine dair bazı tarihi notları paylaşalım:
•
Yunanlılar ilk olarak 26 Mart-1 Nisan 1921 arası 6 gün, ikinci olarak da 4 Ağustos 1921-4 Eylül 1922 arası 13 ay Söğüt’ü işgal etmişlerdir.
Diğer işgal ettikleri köy, kasaba ve şehirlerde olduğu gibi burada da dile getirilemeyecek katliamlar yapmışlardır.
Tarihi kayıtlara geçen 10 Nisan 1921 tarihli raporda, Yunan mezalimi şöyle anlatılmaktadır:
-Ertuğrul Gazi’nin türbesi üzerindeki sanduka kırılmak suretiyle kaldırılmış ve mezar kazılmıştır. Ayrıca, üzerine haç işareti yapılmıştır.
Kur’an-ı Kerimler yırtılarak ayaklar altına …. türbenin içine çeşitli pislik dökülmüştür.
-Merkez ve köylerde binlerce Müslüman evi yakılmış, eşyaları yağma edilmiş, direnenler tarif edilmeyecek şekilde öldürülmüş, kadınlar tecavüze uğramıştır.
-Üç cami üç mescit, iki medrese bir dergâh ile birlikte içerisine 40 erkek ile 60 kadın doldurulmak suretiyle Cami-i Kebir (Büyük Cami) yakılmıştır.
-Ertuğrul Gazi türbesinin çevresinde bulunan binaların hepsi yakılmış, Ertuğrul Gazi’nin zevcesi Halime Hatunun kabri kazılarak ….
-Söğüt merkezde 350 (üç yüz elli) civarında han, dükkân ve fırın eşyalarıyla birlikte yakılmış, yerli Rumların yardımlarıyla Müslümanların evleri ve ahalisi eşyalarıyla birlikte yakılmış, kaçamayanlar da silahlı ve silahsız aletlerle en ağır şekilde öldürülmüşlerdir.
Kadınların başına gelenleri yazamıyorum. Ne yüreğim yetiyor ne edebim müsaade ediyor ne de yazılmasından yanayım. Sadece şu kadarını söylemeliyim.
O gün Yunan zulmü altında inleyen ve parçalanan aileler, kadınlar, kadınlıklarından, analıklarından, edep ve hayâlarından kopartılan kadınlar, bugün modernite, kapitalizm, tüketim, sekülerizm, çağdaşlık ve güya sanat adına; ailede ve kadında gelinen noktaya dikkat çekmek isterim.
•
Ezcümle:
Söğüt ve civarında yaşanan zulmün binde birini hatırlattım. Gizli ve saklı bir tarih değil. Daha nice dehşetler var.
Savaşın ahlakı olmaz. Peki ya savaş sonrasından ders alınmaz mı? Ders alınsa tekerrür eder mi?
Çocuk mehter takımına bile sırt dönenler olduğu müddetçe teyakkuz halimiz sürmeli.