--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zalimin sonu

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
11

28 Şubat’ın en karanlık günlerindeydi. Başörtülü bir hanımefendi muayene için gelmişti ve derdinin ne olduğunu sorduğumda kendini tutamayarak ağlamaya başlamıştı. Şunları anlattı:

“Oğlum üniversite öğrencisidir ve görme engellidir. Hukukta okuyor. Derslerinde oldukça başarılıdır. Onu fakültesine ben götürüp getiriyordum. Bilirsiniz Hukuk Fakültesi üniversitenin ana kapısından bayağı içerdedir. Kendisi haliyle gidemiyor, ben yardımcı oluyordum. 

Ancak 28 Şubat yasakları başlayınca üniversite bahçesine girmemi engellediler. Sebebi de başımın kapalı oluşuymuş. Devrim kanunlarına aykırıymış bu durum ve çağdışıymış. Başımı açmam gerekiyormuş. Ben ise küçüklüğümden beri kapalıyım, nasıl açabilirim ki? Çocuğum bu yüzden okuluna gidemez hale geldi. O da ben de çok üzüntü içerisindeyiz.”

Bu olay nereden aklıma geldi derseniz, bir dostumuz aynı üniversitenin bu yılki mezuniyet töreninden bir manzara göndermiş. Tesettürlü kızların da bulunduğu bir grup öğrenci o sözünü ettiğim üniversite bahçesinde ilahiler dinleyerek diplomayı hak edişlerini özgür bir şekilde kutluyorlardı. Nereden nereye dedim kendi kendime ve halimize şükrettim, bu hususta hizmeti geçenlere de teşekkür ettim.

Bu düşünceler içindeyken bir hastamızı ziyaret için özel bir üniversite hastanesinde gördüğüm bir husus bana oldukça ibretli geldi. O kapalı kızlarımızı üniversiteye sokmayan, ikna odaları kuran, hatta ölümcül hastalardan bile başlarını açmalarını isteyen sayısız zulme imza atan zalim rektörle karşılaştım. 

Önce gözlerime inanamadım. Evet oydu. Belli ki ciddi hastaydı, oldukça da yaşlanmıştı ve yürümekte zorlandığı için yardımcısının koluna girmişti. Yüzü soluktu ve ıstırap içindeydi. Önce işlem için gittikleri masada oturan yine kapalı bir hanıma müracaat ettiler ve belki de onun sağlığıyla yine benzer bir doktor hanım ilgilenecekti.

Çok sayıda insanın ahını alan bu kişi tabii o zamanlar böyle acınacak hallere geleceğini düşünmemiştir. Ama hayat ibretlerle doludur ve ah almak, zalimlik, insanları mutsuz etmek, böyle anılmak ne kadar kötüdür.

Tabii böylelerinin çektikleri bu dünya ile ölümle bitmiyor. Bir de ahiret âlemi var. 

KENDİNİ BEĞENMİŞLİK, GURUR VE KİBİR

Birini ciddiye almak, ona değer verebilmek için değerlendirmek istediğimde onun gurur ve kibir içinde olup olmadığına bakarım. Hele bu durumu, yani gururlu oluşu ve kibirliliği aşırıya varmışsa, yani narsistik kişilik dediğimiz bir halde ise ondan uzak dururum. Çünkü bu kişiler dünyanın kendisi için yaratıldığını, bütün mahlûkatın bilhassa insanların ona hizmet etmek zorunda olduğunu, çünkü bunu hak ettiklerini düşünür ve buna inanırlar.

Zaten böyleleri başkasının fikrine de saygı göstermezler, sadece doğruyu kendilerinin bildiğine iman ederler. Bu kişilerle hiçbir konuda tartışma veya fikir alışverişi bile yapmanız mümkün değildir. Çünkü düşüncelerinde ısrarcıdırlar ve haklı olamayabileceklerini akıllarına bile getirmek istemezler.

Meselâ biri kendisinin her yaptığını haklı görüyorsa, eleştiriye en ufak bir tahammülü bile yoksa muhtemelen narsistik kişiliğe sahiptir ve onunla uygun diyalog ve iş birliği yapmak mümkün olmaz. Bu kişiler benmerkezci ve bencildirler, fedakârlık ve özgecilikten uzaktırlar. Anlaşmaya, ortak bir noktaya gelmeye yatkın değillerdir. Başkalarının acısına, ıstırabına empati yapamazlar.

Narsistik kişiliği olanlarla tartışmada da, fikir alışverişi yapmada da sorunlar ve sıkıntılar vardır. 

Maalesef günümüzde çocuk yetiştirme metotlarımızdaki uygunsuzluklar ve giderek ortaya çıkan bireyselleşme sebebiyle narsist kişilerin sayısı toplumda artmaktadır. 

Sadece çevremizde değil toplum içinde çeşitli roller alan kişilerde de kendini beğenmişlik, gurur ve kibir içinde olma, başkalarından kendini üstte görme ve diğer insanları aşağılama varsa o zattan ne önder olur ne de rehber. Olsa olsa o kişi acınacak bir zavallıdır.

 

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Galip

31 Temmuz 2021 21:21

Zalimlere bu dünyada kolay kolay bir şey olmaz. Firavun'a dahi sonsuz fırsat verilmiş ta ki denize gark oluncaya kadar.

Veli

31 Temmuz 2021 20:02

Ha 28 subat, ha ishanbul dozlesmesi 

Molla kasım

31 Temmuz 2021 17:42

ozalim dünyada cezasını çekecek ahirette ise daha fazlasını çeker zalimler için yaşasın cehennem

Sedat

31 Temmuz 2021 14:54

İşte o 28 Şubat darbecilerinin bugünlerde hapse gideceği gündemde iken, bir anda her tarafta orman yangınları oldu, bu konunun unutturulmaya çalışıldığını düşünüyorum.

Hemşerin bir vatandaş

31 Temmuz 2021 11:50

Sayın hocam saygı değer hemşerim..! Her zaman olduğu gibi yine çok güzel bir yazı yazmışsınız,Yüreğinize sağlık,kaleminize kuvvet... Ama bu Millet niçin böyle oldu, Millet olarak/ülke olarak neden narsistleştik,bu hale gelmemiz de hangimizin büyük yanlışları var? Buna da bir deyinirseniz inşallah biz okuyucularınız da kötü bir şeylere katkı vermeyiz inşallah. Allah' a emanet olun

Yildiz teskilati

31 Temmuz 2021 11:13

28 subati yapan generaller acilen hapse atilmali sivil toplum orgutleri besli gurup acilen yargilanmali allah nurunu tamamliyacaktir

Yaşar

31 Temmuz 2021 10:43

Maalesef ülkede o kadar çok narsist varki hele trafik de daha bariz bir şekilde görüyoruz

Hikmet Yılmaz

31 Temmuz 2021 10:30

Gözde bir kuruluşumuzun yönetiminde bulunup (üç dört yerden maaş alan utanmazı) siz biliyorsunuz. "Kem küm" etmeden bu kişiyi yazın ki okuyucu kimin kim olduğunu öğrensin.Yanlışı yazmayarak sizde zalime göz yummuş oluyorsunuz. Niyetinizin iyi olması, doğru olduğunuzu göstermez.

Unal

31 Temmuz 2021 08:45

Her zalim dunyaya elveda derken rezil olarak gidecektir hitler mussolini Franko cavusesku saddam ve daha sayisizca zalim hadi bu dünyada zulüm ettiler darbecilik yaptılar öbür tarafta ne pislik yiyecekler herhalde yiyecekleri belli

Lütfen yayınlayın!

31 Temmuz 2021 08:18

Şimdilerde süresiz nafakanın kalkmasını engelleyenler; 28 şubatçı o narsistlermi,yoksa ibadeti sadece baş örtmede gören batılılaşmış ve ikdidara yerleşmiş feminist güruhmu?

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle