--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Toplumdaki çözülme

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı

Biz Anadolu Türkleri güzel hasletlerimizle tanınırdık. Bütün dünya atalarımızı “doğru sözlü”, “mert”, “kahpelik ve aldatma bilmeyen”, “yiğit”, “arkadan vurmayan”  insanlar olarak bilirdi. Sözümüz sözdü. Yoksulun, aç ve muhtacın, zorda olanın imdadına yetişirdik.

Ne yazık ki bu imaj bugün altüst olmuş durumda. Artık aldatma, yalan, kısa yoldan köşeyi dönme sıradan hale geldi.

Dürüstlüğüyle tanınan, sözü senet kabul edilen bir işadamımızla sohbet ettim birkaç gün önce. İlk defa kendi çeki karşılıksız çıkmıştı. 

“Çok sayıda çekim ödenmeyince sıcak para krizine girdim. Çok üzgünüm” dedi. Morali bozuktu: “Piyasa şartları beni bile pes ettirdi. Çek karşılıksız çıkınca hapis cezası vardı, kalktı. Şu an neredeyse hiçbir şey yapılamaz hale geldi. Bu yüzden dönen çek oranı arttı. Beni de ödeme krizine soktu.”

Geçenlerde işadamı ve yüksek bürokratlardan oluşan bir grup ile beraberdim. Sohbet bu konuya geldi ve herkes aynı düşüncede buluştu maalesef.

Onlara geçenlerde şahit olduğum bir olayı anlattım. Gıda ticareti yapan bir esnafa yıllarca iş yaptığı bir müşterisi geliyor ve depodaki tüm mallara talip olduğunu söylüyor. Dostumuzun aklına ters bir durum gelmiyor. Tanıdığı, güvendiği biri olarak gördüğünden depoyu boşaltıp gönderiyor.

Bu arada müşterisi altındaki arabayı da görüyor ve çok beğendiğini, satın almak istediğini ifade ediyor. Pazarlık ederek anlaşıyorlar. Çek veya senet düzenleniyor. Dostumuz yaptığı ticaretten memnundur.

Mağdur bu esnaf dostumuz, başına gelenleri anlatmaya şöyle devam etti:

“Ancak ödeme tarihi gelip geçince ne olduğunu, nasıl bir yıkıma uğradığımı anlayabildim. Meblağ hesabıma yatmamıştı. Hemen müşterimin dükkânına koştum. Gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Boşaltılmış ve kapısına kilit vurulmuştu. Daha sonra bu kişinin başkalarını da benzer şekilde dolandırdığını ve ortadan kaybolduğunu öğrendim. Nerede olduğu, nereye kaçtığı bilinmiyormuş.”

Anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı ve “mahvoldum, bittim ben” dedi ve ekledi: “Bütün sermayemi de götürdü bu alçak. Tekrar toparlamam çok zor.”

¥

Bunları anlatınca sohbettekiler buna benzer olayların çok yaygınlaştığını, karşılıksız çeklere verilen hapis cezasının da kalkmasıyla yapanın yanına çoğu zaman kâr kaldığını söylediler.

Bir dostumuz, “Beni asıl üzen bazılarının borçlarını ödememeyi kul borcu saymayışıdır. Kendilerine göre bir mekanizma geliştiriyorlar ve paranın üstüne utanmadan yatıyorlar” dedi. Pişkin pişkin sırıtarak, “Beni de aldatanlar oldu, ne yapalım? Onlara say” diyenden tut, “Müsait olunca ödeyeceğim patlama” diye tepki gösterenlere kadar inanılmaz yüzsüzlüklerden söz ettiler.

Bir de paraya sıkıştığını söyleyerek borç isteyen dost zannettiğimiz kişiler var. Sonra aldıkları borcu ödemiyorlar. Yılların dostluğunu hiçe sayıyorlar. Şaşırıp kalıyorsunuz.

Sohbetteki dostlar buna benzer çok sayıda olaylar anlattılar. 

Rakamlar da sohbetteki ifadelerin doğru olduğunu gösteriyordu. 2015 yılının ilk 9 ayında karşılıksız çek tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre % 41 artarak 19.7 milyar TL’ye ulaşmıştı.

Kısacası artık yalan söylemek, insanları aldatmak, sırlarını ve özel hayatını araştırıp açıklamak, ikiyüzlü olmak sıradan bir hale geldi. Üstelik bunları yapanlar arasında maalesef dindar insanlar da var. Ahirete inandığını söyleyen bu kişiler ticaret yaptıkları insanları nasıl aldatabiliyorlar anlamak mümkün değil.

Evet, insan imajımız giderek bozuluyor. Nasıl toparlayacağız, niye ve nasıl böyle oldu? Bu sorulara millet olarak kafa yormamız gerekiyor. Hem de acilen. 

 

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle