• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI

Toplumda suç neden artıyor?

07 Nisan 2018
A


Sefa Saygılı İletişim: [email protected]

Geçen hafta suç sayısındaki artış ve cezaevlerinin durumunu açıklamış ve bunun sebepleri üzerinde duracağımızı yazmıştık. 

 2017 verilerine göre 6.900.000 şüpheli/sanık, 25 milyon icra dosyası, 10 milyon dava dosyası karşısında asıl olan adliyeye intikal eden şikâyet ve dava sayısının azaltılmasıdır. Suçları önlemek ve azaltmak için, öncelikle toplumda güven ve itimadın sağlanması ile ahlâk ve dürüstlük seferberliğinin başlatılması gerekmektedir. 

Özellikle ceza yasasında, hakaret ve tehdit gibi suç tipleri,  insani ilişkileri yargıya taşıyacak hale getirilmiştir. Örneğin biraz sesini yükseltmek; şişko, topal demek kişinin hakaret suçundan yargılanması sonucunu doğurmaktadır. Aynı şekilde basitçe bir terliği atmak silahla yaralama olarak kabul edilmektedir. Özellikle 6284 sayılı kadının ve ailenin korunması amacıyla çıkarılan yasa, yeni suç tipleri ihdas etmiştir. Temel ceza yasalarında bulunmayan “Israrlı takip mağduru”, “psikolojik şiddet”, ”ekonomik şiddet” tanımları karşısında, yılda 200 bine varan uzaklaştırma ve tedbir kararları verilmektedir. Ailenin tahribine ve dağılmasına, komşuluk ilişkilerinin bozulmasına ve dostlukların telafisi imkânsız şekilde yok olmasına neden olmaktadır. Bu kişilerin yargılanması, toplumda ayrışmaya neden olmakta, uzlaşma, barışma kültürünü yok etmektedir. Yasaların; gerek kişilerin ve gerekse ailenin içine bu denli girmesi suçu ve suçlu sayısını artırmaktadır. 

Suça sürükleyen; kumar, uyuşturucu, alkol, müstehcen ve pornografik yayınlar engellenmemektedir. Halk önü alınmaz biçimde bu illetlere bağımlı olmaktadır. 

Yılbaşında 50 milyon piyango bileti satılmıştır. Hatta halkımız totem yaparcasına Eminönü’nde malum piyango bayisinin önünde kilometrelerce kuyruklar oluşturarak bilet satın almıştır. Piyango, İddia, altılı ganyan, Spor Toto gibi kumar yolları toplumda emeksiz para kazanmak isteyen tamahkâr bir yığın oluşturmaktadır. 

Son günlerde patlayan Çiftlik Bank dolandırıcılığı tek boyutlu değildir. Piramit/saadet zinciri, kazan-kazan hayalleri üzerinde dolandırılan yüz binler içinde bu ahlaksız, hukuksuz ilişkiye iştirak eden binlerce kişi de aynı şekilde ceza sorumluluğu taşımaktadırlar. Kaldı ki bu türlü dolandırıcılık eylemlerinde milli ve manevi duyguların da istismar edildiğine şahit olmaktayız. Suçların artmasının diğer bir sebebi de ülkemizde özellikle İstanbul’da sağlıksız kentleşme olgusudur. Denetimsiz göçler, işsizler ve yoksullarla dolu yerleşim yerlerinde oldukça kötü hayat şartları, bu insanların suça sürüklenmesine neden olmaktadır. 

Suçların artmasında diğer bir sebep de medyada rol model olarak; kolay yoldan zengin olan, gününü gün eden, erdemli bir hayat yaşamayan kişilerin gösterilmesidir. İnsanlara adeta mutlu bir hayat sürmenin, saygın biri olmanın tek yolunun böyle bir ahlaksız hayat süren kişiler gibi olmaktan geçtiği fikri aşılanmaktadır. Bu durumda kolay yoldan zengin olmak isteyen, “kazanmak için her şey mubahtır” ilkesine inanan yüz binlerce insan ortaya çıkmakta ve dolandırıcıların avına düşmektedir. 

Cinsel suçları arttıran, pornografik, müstehcen yayınlar ve teşhirciliği suç olarak tanımlayan yasalar işletilmemektedir. Marjinal grupların ve bir kısım medyanın baskısı karşısında susarak vahim sonuçlara ulaşan cinsel suçları önlememiz mümkün olamamaktadır. Artan suç ve suçlu sayısını azaltmanın yoluna öncelikle ahlaki eğitim ve öğretimin yaygınlaştırılmasıyla başlamalıyız. Toplumun inanç ve geleneklerine aykırı yasaları yürürlükten kaldırmalıyız. Kamu gücü etkin biçimde suçlular ve suç örgütleri ile etkin mücadele ederek, halkın sömürülmesini ve dolandırılmasını önleyici ve koruyucu tedbirler almalıdır. Hukuk ve yargı etkin ve acil işletilerek caydırıcı olmalıdır. Halka uyarıcı ve açıklayıcı bilgilendirmeler yapılmalıdır. Kumar oynayanların akıbetleri, alkol uyuşturucu bağımlılarının dramları, dolandırılan kişilerin hayatlarında yaşadıkları derin üzüntü ve kayıpları gözler önüne serilmelidir. Helal para ve emek karşılığı kazancın huzur ve mutluluk ile sağlık getireceğini, programlar, filmler, diziler, kitaplar yazıp halka anlatmalıyız. Testi kırıldıktan sonra söz söylemenin faydası yoktur. Aksi halde toplumun çözülme ve kokuşması tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktan kurtulamayız. 

CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL 

Gazetemiz okuru Hasan Ozan Bey, “Suç patlamasının asıl sebebi gevşek ve suçu karşılamayan ceza sistemidir. Caydırıcı değil hatta aksine suçu teşvik edicidir” diye yazmış ve başına gelen bir olayı şöyle anlatmış: “Evimin önünde yolumu kesip bana saldırı yapılıyor. Polis saldırganı alıyor, ben daha hastane kontrolünden geçerken saldırgan serbest kalıyor ve gelip beni tehdit edebiliyor”diye yazmış.

Avrupa uyum yasaları kapsamında düzenlenen ceza yasaları toplumun ihtiyaçlarından kaynaklanmayıp, toplum mühendisliği olarak düzenlenmiştir. Batı yasalarını  taklit ederek ülkemizde uygulamak, topluma deli gömleği giydirmektir. Toplumumuzun temel milli ve manevi değerlerine ve ihtiyaçlarına uygun yasalar yapılmalıdır.

“KIZIM VE BEN”

Salih Memişoğlu dostumuzun sunduğu Kızım ve Ben filmi gösterime girdi. ısrarla tavsiye ederim.

NOT: Ünlü Av. Cahit Polat’a yazımızı gözden geçirerek ve katkıda bulunarak verdiği destek için teşekkürlerimle...

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23