• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI

Suriyeliler ne yapsın?

28 Ağustos 2021


Sefa Saygılı İletişim: [email protected]

Mahir, ailesi ile Türkiye’ye geleli 6 yıl olmuştu. 25 yaşındaydı(*). Aslında ailesinin anlattığına göre gelmek istememişler, ancak zalim Esed’in askerleri kapıya dayanmış; can, mal ve ırz güvenliği kalmayınca tek çare olarak sığınmayı görmüşlerdi. Şöyle diyordu: “Beni de askere alacaklardı. Dindaşlarıma, kendi kardeşlerime saldırtacaklardı. Çok zor bir durumdu. Türkiye bizim için adeta kurtuluş demekti.”

Böylelikle Suriye’nin Halep şehrinden ayrılmışlardı. Mallarını, mülklerini, tarla ve bahçelerini, komşularını, akraba ve hısımlarını, hatıralarını, mesleklerini, dükkân ve işyerlerini kısaca her şeylerini orda bırakmışlardı. Artık sıradan, vasıfsız, hiçbir şeyi olmayan kişiler olarak ailece ülkemize sığınmışlardı.

Önceleri sakinlik ve güvenliğin verdiği rahatlıkla mutlu olmuşlardı. Ama sonraları gelecek endişesi ve nasıl yaşarız endişesi içlerini sarmıştı. 

Derken bir yere yerleşmişler, ailenin erkekleri iş de bulmuştu. Mahir de bir süre sonra bir tekstil atölyesinde çalışmaya başlamıştı. Hayatlarını zor şartlarda da olsa sürdürmekte idiler. Kaldıkları evde tam 9 kişi yaşıyorlardı. 

Fakat verilen ücret çok düşüktü. Aynı işi yapan Türk arkadaşlarının aldığı paranın yarısını alıyor, onlardan daha fazla ve daha zor işler yaptırılıyordu. Sesini çıkaracak olsa, ‘haline şükret, bunu da bulamayan var’ deniliyordu. Zaten bir alternatifi de görünmüyordu.

Kendisine bu para harçlık olarak yetiyordu ama evlenmek istiyordu, bu ise mümkün değildi. Daha böyle ne kadar devam edebilirdi? Memleketine de dönemezdi.

Toplumda Suriyeli düşmanlığının alevlendirilmeye çalışıldığını görüyordu. Yolda Arapça konuşsa kızgın çehrelerin kendilerine yöneldiğini, otobüste veya metroda boş yere otursa ‘biz varken niye sen?’ gibi imalı davranan oluyordu. Hele sahile, park yerlerine gittiğinde kem gözlerle bakıldığını hissediyordu. Hâlbuki asil Türk milletinin merhametine, asaletine, insafına sığınarak ölmemek için sığınmışlardı.

Ülkenin bir yerinde Suriyeli bir hemşerisi suç işlese kendilerine yönelik düşmanlık dalgasının ortalığı sardığını fark ediyordu(**). Hele Ankara Altındağ’daki olaylardan (ırkçı nefret ile Suriyelilerin iş yerleri ve evleri yağmalandı, sokakta görülenler darp edildi) bayağı panik olmuşlar ve moralleri bozulmuştu.

Bir de bazı ırkçı politikacıların televizyonda ve sosyal medyada ağızlarından salyalar akarak,  ‘Suriyeliler defol’ tarzındaki sözleri onu ve ailesini daha da yaralıyor, darlaşıyor ve hafakanlar içinde kalıyordu. Aklına TV ekranlarından gördüğü Halep’in taş üstünde taş kalmamış binaları ve zalim Esed’in masum insanlara keskin nişancılarla mermi yağdırıp bombalar atması geliyordu. Yarım milyon vatandaşı can vermiş, daha fazlası sakat kalmıştı. 10 milyona yakın insan ise ülkelerini kendi gibi terk ederek mülteci durumuna düşmüştü. Nasıl dönerdi o cehenneme?

Dünyanın yaşanmaz olduğunu düşünmeye başlamıştı. Derken birkaç gün önce şu haber tek sütuna ve birkaç cümle halinde medyaya yansıdı: “Suriyeli tekstil işçisi Mahir dördüncü kattaki işyerinden atlayarak intihar etti.”

Mevla rahmet eylesin. Onun hayatına son vermesinde hepimiz, hatta tüm insanlık suçlu…

(*) Aynen vuku bulmuş bu olay isimler değiştirilerek aktarılmıştır.

(**) İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de suç işleme oranı genel olarak % 2.5 iken bu oran Suriyeli sığınmacılar için % 0.8’dir. Bu düşük orandaki işlenen suçun da önemli bir kısmı kendileri gibi sığınmacılara karşı işlenmiştir. 

ATİLLA ÖZDÜR ABİMİZİN ARDINDAN

1980’lerden beri tanışır ve yakın dostluk ederdik. Çileli bir hayatı olmuştu. Melek tabiatlı, merhametli ve içli biriydi. Çok sevdiği eşi vefat edince çok üzülmüş, bayağı sarsılmıştı. 

Gazetemizdeki yazıları kıvrak bir zekânın, geniş bir hayat tecrübesinin, sağlam bir imanın ve engin bir kültürün ürünüydü. Son günlerine kadar yazdı. Rabbim merhametiyle muamele buyursun…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

batuhan

evlerine gitsinler
  • Yanıtla

Cahit

Vatanlarını savunsu lar gerekirse ölsünler. Vatan için savaşmayanlarla bizim işimiz ne? Birkaç milyonluk Kafkasya kadar olamadılar. Vatanını sevmeyen korumayan bir milletin vatanı için ölen bir milletin topraklarında işi YOKTUR
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23