Stres altındaki çocuklar mutsuz mu olur?
Geçenlerde medyada okul tuvaletini elinde paspasla temizleyen bir çocuk görüntüsü vardı. Büyük ihtimalle provokasyon kokan haber, “rezalet, çocuklara paspas yaptırıyorlar” yorumları ile sunulmuştu.
Halbuki yine gazetelerde yer alan bir haberde Japon okullarında müstahdem veya hizmetli olmadığı, bunun yerine okulun tüm işlerinin öğrenciler ve öğretmenler tarafından işbirliği içerisinde yapıldığı kaydediliyordu.
Yine “Japon okullarında yer paspaslayan öğrenci, cam silen öğretmen görmek şaşırtıcı değildir. Hatta ve hatta tuvalet temizliğini bile öğrenciler yapar. Bu sebepledir ki öğrenciler okulu temiz tutmaya özen gösterir, nihayetinde kirletseler de temizleyecek olanın kendileri olacağını iyi bilirler” diyordu.
Üstad M. Şevket Eygi bey bu konudaki yazısında şunları ifade etmiş:
“Japonya’yı Japonya yapan özelliklerinden biri budur. Japon velileri bunu tabiî ve normal karşılar. Bizdeki mağrur çıtkırıldımlar, kuşkonmazlar böyle şeyleri kabul etmez. Küçük oğlu ve kızı tuvalet temizleyecek… Olur mu öyle şey? Havalara çıkarlar, ortalığı birbirine katarlar.”
Gerçekten araştırmacıların önemle üzerinde durduğu bir konudur bu: Hayatta başarılı olmak için çocuklukta zorluklarla başa çıkmasını bilmek gerekir.
Elbette her anne baba çocuğunun başarılı olmasını, büyüyünce de iyi bir hayat yaşamasını ister. Bu konuda birçok araştırma yapılıyor. İşte başarılı çocuk yetiştiren ailelerin bazı ortak özellikleri:
Çocuklarına ev işi yaptırıyorlar. Çocuklar ev işi yaptıklarında hayatın bir parçası olmak için bir şeyler yapmaları gerektiğini anlıyor ve gelecekte meslek sahibi olduklarında çalışma arkadaşlarıyla daha iyi işbirliği kurup daha empatik bireyler oluyorlar.
Sosyal beceriler öğretiyorlar. Anaokulundayken sosyal becerileri olan öğrenciler; daha yardımsever, problem çözme yeteneği gelişmiş yetişkinler oluyor ve üniversite bitirip 25 yaşlarında meslek sahibi oluyorlar.
Çocuklarından beklentileri daha yüksek oluyor. Ebeveynlerin beklentilerinin çocukların gelecekte başarıları üzerinde çok büyük bir etkisi olduğu görüldü.
Çocuklarıyla sağlıklı ilişki kuruyorlar. Çatışma ve tartışmalar olan bir ortamda büyümek yerine sağlıklı bir ailenin parçası durumundaysa daha başarılılar.
Aile eğitimliyse çocuklar daha başarılı oluyor.
Çocuklarına matematiği erken yaşta sevdiriyor ve öğretiyorlar.
Çocuklarıyla sağlam ve hassas bir ilişki geliştiriyorlar. Bakılan ve özen gösterilen çocuklar bunlar.
Aile, başarısızlıktan kaçınmak yerine çocuğun gösterdiği çabaya ve emeğe değer veriyor. Kısacası aldığı notlara değil gayretini ve sorumluluğuna müdrik oluşunu önemsiyorlar.
Daha yüksek bir sosyo-ekonomik seviyeye sahipler.
Anne çalışkan, üretken, gayret gösteren biri.
“Otoriter” veya “fazla serbest bırakan” aileler olmak yerine “saygı uyandıran” ebeveynler olmayı tercih ediyorlar.
Çocuklarına “dayanıklılığı” öğretiyorlar. Dayanıklılık, çocuklara uzun dönemler hedefler belirlemeyi ve yaşamak istedikleri geleceğe giden yolda kendilerini adayabilmeyi öğretiyor.
STRES ALTINDAKİ ÇOCUKLAR
Evet, giderek çocuklarımızı zorluklardan uzak tutarak, el bebek gül bebek büyüterek onlara iyilik yapmıyor, güçlüklerle dolu müstakbel hayatlarına uygun şekilde hazırlamıyoruz. Çalışmalar, özellikle stresli bir ev ortamında büyüyen çocukların belirli koşullar altında şu faktörlerden dolayı muhtemelen daha dayanıklı ve umut dolu olduğunu göstermektedir:
Öncelikle bu çocuklar ebeveynlerinin zorluk içinde olduğunu fark ederler ve böylece ebeveynlerinin yetersizliklerini kişisel eksiklikleri yerine ebeveyn eksikliği olarak yorumlarlar.
Bakım, kontrol ve entelektüel teşvik ihtiyaçlarını rutin olarak karşılayacak başka yetişkinler bulur ve onlardan yararlanırlar.
Özel bir yetenek veya beceriyi yaşamlarının erken dönemlerinde tespit edip geliştirirler ve bu da onlara yeni destekleyici ağlar sunar.
Yeteneklerini geliştirmek için kararlılığın ve azmin damgasını taşıyan yüksek motivasyonlara sahip olurlar.
Son olarak, sıkıntıyı bir engel değil gelişimleri için bir meydan okuma veya fırsat olarak değerlendirirler.







