Silivri’de ağlayan hakim
Bir yakını geldi, anlattı: İki çocuklu ve 47 yaşındaki hakim FETÖ üyesi olmaktan tutuklu olduğu cezaevinde çok bunalıyor, devamlı ağlıyormuş.
Tabii ben depresyondaki bu hakimi tanımıyorum. Söyleyeceklerim yakınının anlattıkları, başkalarından duyumlarımladır ve onu anlamaya çalışmaktır.
Hakimimiz belli ki bütün ömrünü FETÖ’cü olarak geçirmiştir. Fetullah’ı kâinatın imamı (ne demekse) ve mesih olarak biliyordur, buna iman etmiştir. Onun isteği ve desteği ile yargı camiasına zombi olarak sokulmuş ve kendini oraya yerleştirenlere uygun kararlar vermektedir. Bunda bir mahzur görmek bir yana aksine güzel iş yaptığı kanısındadır. Çünkü Allah (cc) ile görüşen, emirleri bizzat Peygamberimizden alan bir lidere sahip olduğuna inanmıştır. Öyle ki o liderleri üzüldüğünde, onun üzerine gidildiğinde depremler olmakta, kuraklık ortaya çıkmaktadır.
Ve liderleri yani FETO, Türkiye’nin FETÖ cemaatine verildiğini söylemektedir. Er geç FETÖ ülkeyi ele geçirecek, başa geçeceklerdir. Mübarek (!) bir insan bunları ifade edince kesinlikle buna inanmaktadır.
FETO defalarca öngörüde bulunur ama hiç biri gerçekleşmez. Sonunda darbe ile hükümetin düşürülmesini ve Sayın Cumhurbaşkanımızın halledilmesini ister. Bağlıları daha doğrusu zombileri beklenen anın geldiğini düşünürler.
FETÖ’nün silahlı güçleri devreye girerler ve ülke çapında, tankların, jetlerin, mermi ve kurşunların desteğinde kalkışmayı başlatırlar. Silivri’deki hakim ve benzerleri artık iktidar olacakları zamanın geldiğine, mesih gördükleri FETÖ’nün söylediği vakte ulaştıklarına inanırlar.
Ama o ne? Hesapta olmayan durum ortaya çıkmıştır: Halkımız seçtiği insanlara ve demokrasiye sahip çıkmış, FETÖ’cüler derdest edilmiştir.
Sonra FETÖ’nün devlet içindeki uzantıları ve destekçileri güvenlik görevlilerince toplanmaya başlar. FETÖ, yargı ve emniyete özel önem verdiği için bu kurumlarda oldukça kuvvetlidirler. Ancak gizli yazışmalarının şifreleri çözülür, tespit edilirler ve tek tek yakalanırlar.
Kendisini yönetimde görmeye şartlandıran hakimimiz cezaevine atılır. Ancak yakınlarda çıkma şansı yoktur, çıksa da görevine dönme ihtimali bulunmamaktadır. O yaştan sonra ne yapabilir? İki çocuğu ne olacaktır?
Sonra yıllardır iman ettiği FETO ABD’de refah içinde yaşamakta ve olaya çözüm de getirmemektedir. Ancak yine yanlış çıkacağı belli birtakım vaatlerle onları oyalamakta, adeta dertlerine duyarsız kalmaktadır. Üstelik darbe ile ilgisi olmadığını iddia ederek, kendilerinin FETÖ’cü olduğunu görmezden gelerek yalanı da aşikâr söylemektedir.
Hakim yıllarının aldatılarak, bir sahtekârın peşinde giderek harcandığına mı yansın yoksa mesleğini yapamaz duruma geldiğine mi? Sonra meslek hayatında FETÖ’nün dümen suyuna girerek haksız yere verdiği çok sayıda kararlar ne olacaktır? Yalan, iftira ve bel altı vurarak hayatlarını kararttıkları, hapislerde çürüttükleri saygın insanlar peki? Ya da işadamlarından yargı yoluyla gasp edilen ve FETÖ’nün karanlık hizmetleri için aktarılan servetlerin günahını nasıl kaldıracaktır?
Pişmanlık, vicdan azabı, suçluluk düşünceleri hepsi birbirine karışır. Hakimimiz dünyayı kapkaranlık, geleceği karamsarlıkla görür. Her şey boş ve anlamsızdır. “Dinimiz yasaklamasa intiharı düşünürdüm” dahi demektedir. Bir çıkar yol bulamaz.
O ki kendi evinde bir gün kalacak olsa sıkılan bunalan biridir. Ancak şimdi mahpushaneye tıkılmıştır ve ne olacağı belli değildir. Ağlamakta, hüzünle ve morali bozuk olarak beklemektedir.
Ey FETÖ bunların müsebbibi sensin. Nesli nesle düşman ettin, değerli vatan evlatlarını zombileştirerek onları Türkiye düşmanları ile kol kola getirdin, ülkemizi ihanete sürükledin.







