• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI

Şifanın esrarı

07 Kasım 2020


Sefa Saygılı İletişim: [email protected]

Hastalığa yakalanmak gibi iyileşmek de birçok faktörün bir araya gelmesine bağlıdır. Falan ilacın veya falan tedavi yönteminin filan hastalığın iyileşmesine sebep olduğu söylenebilse de, şifa bulmak, bugün tıp âleminin sırrını tam olarak çözemediği bir muammadır. 

Bazen çok ağır bir hasta mucizevî bir şekilde iyileşmekte, bazen de basit bir nezle umulmadık sonuçlara yol açabilmektedir. 40 yılı bulan hekimlik hayatımda bunun sayısız örneklerine şahit oldum. “Ömür boyu sürer” denilen akıl hastalıklarının düzeldiğine veya basit görülen bir ruhsal bunalım yüzünden akli dengenin tamamen yitirildiğini gördüm.

Psikiyatri dünyasının saygın dergilerinden American Journal of Psychiatry’nin son sayılarından birinde yer alan bir araştırma, hastalıklardan iyileşmenin farklı bir boyutunu daha ortaya koydu: Beyin, yaratılışı gereği, dış bir sebebe bağlı kalmaksızın iyileşmede önemli bir rol oynamaktaydı. 

Bahsettiğimiz araştırmada, iki bağımsız psikiyatrist tarafından birbirinden ayrı muayene edilerek, DSM-V teşhis kriterlerine göre depresyon geçirdiği tespit edilen iki grup hasta ele alınmıştı. Bunlardan bir hasta grubuna etkili bir depresyon ilacı olan Fluoxetine verilmiş. Benzer özelliklere sahip diğer hasta grubuna ise plasebo, yani hiçbir iyileştirici özelliği olmayan tamamen etkisiz ilaç verilmiş. Gruplar rastgele seçilmiş ve araştırma çift-kör metotla yapılmış. Yani hastaları tedavi eden doktorlar, servis personeli ve PET (pozitron emisyon tomografisi) görüntüleme ekibi hangi grubun nasıl bir ilaç aldığından habersizmiş. 

Altı haftalık tedavi sonunda PET ile beyin glikoz metabolizmasındaki değişiklikler ölçüldüğünde, iki grubun da benzer tepki ve cevaplar verdiği görülmüş. Yani, plasebo verilen hastaların beyninde meydana gelen değişiklikler, depresyon ilacı kullananlara benzer verilere sahipmiş. 

İşin ilginç yanı, klinik olarak düzelme oranı da aynı derecedeymiş. Yani, depresyon ilacı alanlar ile ilaç aldığını zanneden hastalar benzer oranda iyileşmişler.

 Araştırmacılar, depresyon ilacı aldığına inanarak etkisiz bir maddeyle düzelen hastalardan yola çıkarak, şu sonuca varıyorlar: Hepimizin beyninde kendi kendini iyileştirme yeteneği vardır. 

Gerçekten şifa, hiç tahmin etmediğimiz pek çok faktöre bağlı olarak ortaya çıkan esrarengiz bir olaydır. İster ağır isterse sıradan bir hastalığımız olsun, iyileşmenin gizli formülü ilaç prospektüslerinde değildir. Ne doktorlar, ne modern hastane donanımları, ne de sık sık öncekinden daha etkili olduğu iddiasıyla bir yenisi piyasaya sürülen ilaçlar, hastalıktan şifa bulmanın yeterli sebebi olmamaktadır.

İyileşme, en iyi şekilde, yaralanmış veya hasar görmüş bir organın sağlıklı hale gelme süreci (olayı değil) olarak tanımlanabilir. Çoğumuz küçükken mutlaka en azından birkaç kere düşüp dizimizi yaralamışızdır. Ayağa kalkıp biraz ağladıktan ve üzerimizi silkeledikten sonra mucizevi bir şey olmaya başlamıştır. Bu, iyileşme sürecidir. Kendimizi iyileştirmemişizdir, ne kadar sürdüğünü de bilmeyiz. İyileşme süreci, yaşamanın tabiatına yerleşmiştir.  Hiçbir cerrah, doktor veya şifacı bir hastayı iyileştiremez. Daha çok tedavi süresinin oluşması için en uygun ortamı sağlar. 

Dizimizdeki yara zaman içinde şifa bulur, ama işlem bizim davranışlarımızla bağlantılıdır. Eğer yarayı antiseptikle temizlersek, mikrop kapmasını önleriz.  Eğer kemikleri hareket ettirmezsek veya yarayı kaşımazsak yara tekrar açılmaz. O halde, prensip olarak iyileşme, kendi tavrımız ve tutumlarımızla sağlanır. 

Ruhsal açıdan iyileşmek, kararlı bir şekilde enerji harcayıp geçmişte neden bazı yaralar alındığını anlamak ve buna uygun koruyucu tedbirler almaktan, moralimizi ve şifa bulacağımıza inanmaktan geçmektedir.  

CUMHURBAŞKANIMIZ YALNIZ YÜRÜRSE

Sayın Cumhurbaşkanımız sayesinde genç yaşta siyasete atılıp bakan yapılan ve şimdi maalesef ayrı bir parti kuran biri ortaya çirkin bir iddia atmış: Güya Cumhurbaşkanımız şehrin caddelerinde korumasız yalnız yürüyemezmiş.

Bu kaba kişiye diyoruz ki tabi yalnız yürüyemez, çünkü çevresi anında sevgi halesi ile binlerce vatandaşımız tarafından doldurulur, izdiham yaşanır. Ezilme tehlikesi olabilir. İma ettiği gibi kötülük niyeti ile tek tük kişi yaklaşırsa da onlar anında bertaraf edilir.

Böyle saygısız ve çirkin ifadelerinden dolayı bu zatı kınıyoruz.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hikmet YILMAZ

Yapacak bir şey yoktur fikri bozuklara,çünkü fıtratın da vardır hainlik... Gerçek dost ve gerçek idareci kötü günde belli olur. İstanbul sözleşmesi gibi garabeti destekleyen sinsi AKP'lileri ve güzide kuruluşumuz Kızılay'daki ( yazmaya ara verdiniz niçin ?) keneleri yazmaya devam edin sayın hocam. Sen ben yazmazsak kim yazacak... Lütfen yazın bu keneleri.
  • Yanıtla

Şahika

Teşekkürler sayın hocam, ellerinize ve gönlünüze sağlık...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23