--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sevgide ve nefrette aşırıya kaçmamak

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
7

 

Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: 

“Sevdiğinizi çok aşırı sevmeyin, bir gün nefret edebilirsiniz. Nefret ettiğiniz kişilerden de çok fazla nefret etmeyin, bir gün sevebilirsiniz.”

Kendimizi ve geçmişimizi gözden geçirirsek hepimizin bu duyguyu yaşadığımızı fark edebiliriz. Belki itiraf etmek kolay olmaz, ama bilinçaltımıza doğru seyahat ettiğimizde karşımıza çıkacaktır. 

Gerçi biz “sevgi eksikliği” yaşayan bir toplumuz, daha çok ani nefretlerimiz ve önyargılarımızdan dolayı sevmeyi unutmuşuz ya da unutturmuşlardır.

Tökezlediğimiz anda canımız yandıysa, “sevgi” nefrete kolaylıkla dönüşüverir. Nefretimiz sürerken; cüzdanımıza ya da nefsimize hoş gelen menfaatlerle karşılaşınca da “nefret” sevgiye dönüşüverir. 

Meselâ; herkesin çok fazla sevdiği, kıymet verdiği büyükleri, önderleri, liderleri vardır. Öyle severler ki; çocukluğundan tutun da bugününe kadar bütün hayatlarını bilirler ve kendilerine örnek alırlar. Böylelikle de atalarımızın dediği gibi, “aşırı sevgi hataları örter.” Yani fazlaca sevdiğimiz kişinin yanlışlarını, saçmalamalarını görmezden geliriz.

Bu sevgi, anne-baba sevgisinden, çoluk-çocuk sevgisinden ileridedir. Yalnız, sevenin sevgisinden, sevilenin haberi yoktur, hatta hiç tanımaz bile.

O büyük sevgi yüzünden hayatı paylaştığı insanlar, kendi gibi düşünmüyorsa, yakınlarından nefret eder. Hal böyle olunca, asıl sevgi duyulması gerekenlere karşı nefret meydana gelir.

Veya sevdiğimiz kişiye (bu arkadaş veya grup lideri olabildiği gibi karşı cinsten biri de olabilir), bir sebepten dolayı sevgimiz bittiğinde makyajı dökülmüş gibi bütün hatalarıyla, çirkinlikleriyle nefret edilecek biri karşımıza dikilir.

Severken ölçülü, nefret ederken ölçülü olmak; insanın kendi kendisini geliştirdiğine, toplumla ilişkisinin iyi olduğuna, aile ve yakınları ile iletişim kurabildiğine işarettir. 

Dinimiz dengeli olmayı tavsiye eder. “ Sizi mutedil bir ümmet kıldık.” (Bakara, 143) buyurulur. 

Rızasında, gazabında, sevincinde ve üzüntüsünde ölçülü olmalıdır. Olayları değerlendirirken haddi aşmak ve abartmak, kişinin kendisine ve başkalarına zulmetmesi anlamına gelir. 

Ön yargılı ve fevri hareket ederek, sevmek ya da nefret etmek, kişiliğinin gelişmediğine, kültürel seviyesinin yeterli olgunluğa ulaşmadığına, henüz hayat yolunda yaya yürüdüğüne işarettir. 

 Nedense sevgi ve nefreti çok ucuza alıp, çok ucuza satıyoruz. Oysa her ikisi de oldukça pahalı birer hayat düsturudur. Her ikisini de çok ciddiye almak ve aşırılıklardan kaçınmak şarttır.

GÜNE ERKEN BAŞLAMALI

Sabahın ilk ışıklarını yatağında, uyuyarak karşılayan kişi o günden oldukça büyük şeyler kaçırmış, günün en önemli bölümüne gözlerini kapatmış demektir. 

Sabahın erken saatlerinde, güneş yeni doğarken, caddeler bir ölü sessizliği içindedir. Bomboş ve sakin... Arada sırada, pek seyrek olarak bir araba sabahın sessizliği içinde yankılar yaparak gelir, geçer. Çıkardığı gürültü oldukça büyüktür, sessizliği yırtar, uzaklaşır. Aslında tekerleklerin çıkardığı ses son derece hafiftir. Bu kadar gürültü koparmasının sebebi çevresinin tamamen sessiz oluşudur. 

Bu saatlerde ağaçların, çalıların, çiçeklerin üzerindeki buğu artık sis olmaktan çıkmıştır. Yalnız sisin nefesi, sisten kalan son izlerdir. Güneş hafifçe yükselmeye başlayınca bu iz de kaybolup gider. 

Güneş doğarken, sabahın erken saatlerinde yapılan kısa bir yürüyüşün bile insan sağlığı üzerinde son derece olumlu etkileri vardır. Tertemiz, henüz fabrika dumanlarıyla veya araç egzozlarıyla kirlenmemiş hava, ciğerlerimiz için bulunmaz bir nimettir. Ayrıca bu gezintilerin ruh sağlığı üzerindeki etkileri de inkâr edilemez. Moralimizi yükseltir; kendimizi daha iyi, daha zinde, daha uyanık hissetmemizi sağlar. Aslında bu sadece moralimizi yükselten bir his de değildir. Gerçekten canlanmış, zindeleşmiş, enerji dolu bir hale gelmişizdir. 

Her yerde hazırlık göze çarpar. Hayvanlar sabahın bu saatlerini hiçbir zaman kaçırmazlar. Aralarında büyük bir telaş hüküm sürer, oraya buraya koşuşarak yeni güne hazırlanırlar. Onların güneşin doğuşunu uyuyarak karşıladıkları hiçbir zaman görülmemiştir. 

Sabah gezintinizi caddede, şehrin göbeğinde de yapsanız, karlara çıkmış kadar açılacaksınız, buna hiç şüpheniz olmasın. Bu gezintiden sonra evinize dönüp, rahat koltuğunuza gömülerek ve çayınızı yudumlayarak güzel bir kitap okuma veya tefekkür etme zevki pek az şeyle kıyaslanabilir. 

Ama unutmamalı ki, bu “ilk sabahı” kaçırmak da çok kolaydır. Çünkü başladıktan bir saat, en geç bir buçuk saat sonra sona erer. Güneş yükselir, hava ısınır, insanlar sokaklara dökülürler. 

Sizse büyük bir avantaj sağlamış olduğunuz bu sabahı çoktan kaçırmış insanlara bakar, onların yorgun yorgun işlerinin başına gittiklerini görürsünüz. 

Sizin onlardan bir saat kadar önce başlamış olan gününüz çok daha sağlıklı ve rahat geçeceği gibi zamanın nasıl bereketlendiğine şaşacağız.

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

merhaba

8 Ekim 2022 12:58

Ah be hocam, eğer derdin varsa ne sabah yürüyüşü ne de başka bir şey hiçbiri derdini dindiremez. Çünkü nereye gidersen git dert seninle birlikte gitmekte. Bu yürüyüşler felan da dertsizsen güzel olmakta.

O derken

8 Ekim 2022 11:11

Bir liderde bizim toplum ne arar. İyi bir hitabet. Başka birşey yok. Demirel bu ülkeyi sadece konuşarak 30 yıl idare etti. Milletin ağzı ile konuş. Onların istediklerini söyle. Birazda vatan milet edebiyatı ve dinden bahset tamam. Bizde genç ve kalite eksik. Bizde sevginin ve nefretin ayarı yok. İş ideolojiye ve siyasete gelince içimizden şeytan çıkıyor. Çamur atma,kul hakkına girme vede iftira atma normalleşiyor. Insanliktan çıkıyoruz. Okumuyoruz,düşünmüyoruz. 600 yıllık biat kültüründen geldiğimiz için, biata yatkınız.Bize has şeylerden bahseden en yakın kişiye biat ediyoruz. Eksiğini, yalanını vede bizden aldıklarını göremiyoruz. Bir nesil veya birkaç nesli mahvediyoruz. Bu ülkede siyaset çok kirli ve de çirkin. Tamamı.

*******

8 Ekim 2022 13:07

Biatten kasdınız büyük bir ihtimalle Peygamber -aleyhi's-salâtû ve's-selâm- Efendimize ilgili bir sorununuz olduğunu göstermekte. Biat demek bir olmak birlik olmak demek. Birlik olunmadan nasıl devlet olunacak, millet olunacak, nasıl iş kotarılacak söyler misiniz?

ali erkan

8 Ekim 2022 09:08

Ufuk açıcı yazılar hocam, bilgelikle kaleme almışsınız. İnsanların duygularını yönetebilmesi çok önemli bir maharet. Hele sabah uyanıklığı ile ilgili söyledikleriniz tamamen gerçeklerin tespiti. Teşekkürler hocam, bilgelik dolu bir yazı.

Sedat Bakır

8 Ekim 2022 07:10

Sabahleyin saat 05'45 te kalktım. Radyo açık programı sunan dua ediyor. Sakal traşı oldum. Üzerimi giyinip bahçeye çıktım. Tavukların yemini koydum kümesin kapısını açtım. Köpeğin pisliğini attım. Bazı çiçekleri susadım. Eve girdim yazınızı okudum. Çok teşekkür ederim hayırlı günler dilerim

Salih

8 Ekim 2022 05:46

Hayırlı sabahlar hocam.

Leyl....

8 Ekim 2022 02:29

Nefret ettiğiniz kişilerden de çok fazla nefret etmeyin, bir gün sevebilirsiniz.” Ama Simdi kitabla Kur-an'i Kerim Suresi Ile alay eden birini nasil sevebiliriz? Veya Kitabi yakan ayya$ Ile veya bebegi bicaklayan sadisti nasil sevebiliriz? Cok tesekkurler.

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle