Seçime bir hafta kala
Yurt dışı odakların ‘en önemli seçim’ diyerek dergilerine kapak, gazetelerine manşet yaptıkları 14 Mayıs seçimlerine şurada bir hafta kaldı. Seçimle yatıyor, seçimle kalkıyoruz. Kim kazanır, hangi parti kaç milletvekili çıkarır tahminlerinden geçilmiyor.
Ancak bir durum var ki seçimlerin başa baş sonuçlanacağı. Yani kazanan az farkla seçimi alacak gibi görünüyor. Genelde insanların nereyi tercih edecekleri netleşmiş. Fakat bazılarının kafası halen karışık manzara veriyor. Çirkeflik üreten sosyal medya yalan iftira ve çarpıtmalarla insanların aklını kötülükten yana kaydırmaya çalışıyor.
Apolitik, siyasete merak ve ilgisi olmayan eski bir arkadaşım geçen gün telefonla aradı. “Abi bir şey sormak istiyorum” dedi.
‘Tabi’ dedim. Konuşmaya başladı:
“Biliyorsun benim çevrem hep iktidara karşı olan, genelde sol görüşlülerden oluşur. Şimdi devamlı olarak artık Tayyip beyin süresinin dolduğunu, bundan sonra Kılıçdaroğlu’nun başa geçmesi gerektiğini söylüyorlar. Bazen yumuşak, kimi zaman sert ifadelerle bunu tekrarlıyorlar.”
“Sen ne düşünüyorsun?” diye sordum.
Dostumuz, “Ben şöyle düşünüyorum: Ülkemizi kana boğan, çok sayıda insanımızı ve tabi böylelikle hepimizi acıya, elem ve kedere sevk eden PKK hangi ittifakı destekliyor? Tabi ki CHP’yi. Onlarla aynı yere oy vermem inanın çok ağrıma gidecektir.
Sonra ülkemizin düşmanı, şer kuvvetlerin işbirlikçisi FETÖ ve avanesi kime oy verilmesini istiyor, ona bakıyorum. Sitelerine giriyor, beyni yıkanmış adamlarının salyalar akıtarak konuştukları videolarını dinliyorum. Sadece Millet İttifakını tercih edin diyorlar ve Tayyip beyin seçilmesini hiç mi hiç istemiyorlar.
Derken Türkiye’nin gelişmesini ve büyümesini, bağımsız hareket etmesini istemeyen ABD ve Avrupa ülkelerinin ne dediklerine bakıyorum. Onlar da aynı ağızla Millet İttifakı diyor ve Tayyip beyin artık gitmesinden bahsediyorlar.
Abi, kısacası ülkemin düşmanları, şer kuvvetler hep Tayyip beyi göndermekten söz ediyor. Bunlar aynı zamanda Türkiye’nin felaketlerine sevinen, yenilik ve gelişmelere dudak büken güçler. Neden onları destekleyeyim ki? Tabi Sayın Cumhurbaşkanımızın ülkemiz için yaptığı sayısız dev eserler, deprem afetinden sonra insanlarımızın acısına müdahalesi, vaatleri ve başka konular. Bunları hesaba katmıyorum bile.
Elbette benim eğilimim Cumhur İttifakı’ndan yana olacak. Sen ne dersin abi, yanlış mı düşünüyorum?”
Kendisine özetle şunları söyledim:
“Değerli kardeşim, böyle düşünmekte haklısın. Gayet mantıklı akıl yürütmüş, isabetli olanı görmüşsün. Türkiye düşmanı ne kadar çevre ve kurum varsa hepsinin Erdoğan karşıtı olması her halde tesadüf değil. Dik duran, kişilikli ülke olmamızı istemiyorlar. Onların gözünde biz emir altında olmalıyız.
Zor günlerden geçiyoruz. Memleketimizin düşmanları her yönden ve her fırsatla güzel ülkemize saldırıyor, tuzaklar kuruyorlar. Aralarında bir yakınlık, ideolojik bir birliktelik olmamasına rağmen Türkiye düşmanlığında hepsi bir arada hareket ediyor, işbirliği yapıyorlar. DEAŞ, PKK, FETÖ gibi terör örgütlerinden bir takım kötü niyetli ülkelere kadar mahfillerin amacı Türkiye’yi zayıflatmak, Hakk’ın ve hakikatin yanında olmasını engellemek…
Bu şer odaklarının da hedefleri de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Biliyorlar ki o yerinde durdukça Türkiye boyun eğdiremezler. O başımızda oldukça ülkemize zarar veremezler.
Bu yüzden seni tebrik ediyorum. İnşallah başka vatandaşlarımız da böyle muhakeme ile oylarını verirler. Ülkemizin aydınlık geleceği buna bağlı.”







