Seçim almak için bol keseden vaatler
Son yılların, hatta sosyal bilimcilerin deyimiyle son asrın en önemli seçimine şurada 2 hafta zaman kaldı. Ortalık kızıştı. Her aday ve seçime girecek her parti kendi görüşlerini anlatıyor.
Ancak durum itibariyle cumhurbaşkanlığı seçimi için iki güçlü aday var: Biri Sayın Erdoğan diğeri de 6’lı masanın (ve HDP’nin) aday gösterdiği Sayın Kılıçdaroğlu.
Cumhurbaşkanımızın görüşleri, yaptıkları, 20 yıldan fazla süredir ortaya koyduğu dev eserler ve ülkemiz için getirdiği yenilikler meydanda. Daha yapacakları olduğunu söylüyor ve elbet milletimizden yetki istiyor. Bilhassa depremzedeleri ayağa kaldırmak gayretinde olduğunu tekrarlıyor ki bunun adımlarını hızla attı, inşaatlar kesintisiz olarak devam ediyor.
Ama karşısında ilginç ve karmaşık bir birlik, daha doğrusu kaos var:
Bir yanda sol görüşlü CHP, tabi onun içinde de Kemalistler, mezhepçiler, sosyalistler, aşırı laikçiler ve diğerleri. Derken Saadet, Babacan ve Davutoğlu gibi eski Ak Partililer. Ayrıca oyu yüzde değil binde ile bile ifade etmenin mümkün olmadığı Gültekin (soyadı aklıma gelmiyor) beyin partisi. Tabi bunun yanında PKK’nın Meclisteki uzantısı olduğunu gizlemeyen HDP, zaten onun desteğini almadan Kılıçdaroğlu bir şey yapamıyor.
Baktığınızda birbirine uymayan onlarca değişik görüş.
Diyelim seçildiler, başa geçtiklerinde her kafadan bir ses çıkmayacak mıdır? Her konuda var olan aralarındaki zıtlık ve çelişkileri nasıl aşacaklardır?
Bu soruların cevabını vermiyorlar, veremiyorlar. Dedikleri, ‘merak etmeyin, iktidara gelelim her şeyi kolayca hallederiz’.
Bizlere pembe bir tablo sunuyorlar. Sorulan her konuyu, her problem için de ‘çözeriz’, ‘kolay’ diyorlar.
Nasıl çözeceklerini sorduğunuzda ise aklımızla alay edercesine ‘başa geçince görürsünüz’ cevabını veriyorlar. Çalışanların ve emeklilerin maaşına astronomik zamlar vaat ediyorlar, her hususta kesenin ağzını açıyorlar.
Kaynak sorulduğunda gerçekçi olmayan sözlerle karşılık veriyorlar. Kısacası ciddiyetten uzak, demagogca kandırmacalara tevessül ediyorlar.
Ancak hesaba katmadıkları bir şey var: Milletimiz ağzına verilen elmalı şekerle aldatılacak çocuk gibi yığınlar değildir. Bilgece görür, anlar; notunu ve elbette oyunu verir.
Tabi bazı muhaliflerin dediği gibi, “Erdoğan ağzıyla kuş tutsa oy yok” veya bir muhalefet partisi liderinin söylediği gibi “Erdoğan’ın karşısında tuvalet terliği bile olsa oyumuz ona” diyenlerden değildir milletimiz.
Şimdi FETÖ’cülerin paylaşımlarını dinliyorum, Yarabbi bu ne korkunç bir düşmanlık! Bunun için saptırma, iftira, yalan her türlü rezilliğe sığınmışlar. Sayın Cumhurbaşkanımızın aşırı yoğun faaliyetlerinden dolayı geçirdiği rahatsızlığı abartarak, kin ve intikamla yorumluyorlar. Bizlere PKK’yı ve diğer terör örgütlerini sevimli göstermeye gayret ediyorlar.
Belli ki aşağılık terör ve Türkiye düşmanı örgütlerin tek hedefi Erdoğan ve Ak Partidir.
Rabbim ülkemiz için, milletimiz için hayırlısını nasip etsin…
AĞLAYAN HANIM
Telefon çaldığında konuşan yıllardır takip ettiğim ve epeydir iyi olduğu için görüşmediğim 55-56 yaşlarındaki kadın hastamdı.
Telefondaki sesi üzgün geliyor, hıçkırarak ağlamaktan bir türlü meramını ifade edemiyordu.
Sonunda kendini biraz toparladı ve “Nasıl durumu? Size soruyorum çünkü haberiniz vardır. Lütfen bir şeyler söyleyin” dedi. Kastettiği Sayın Cumhurbaşkanımızın sağlığı idi.
İyi ve moralli iken hastalık haberi ile yıkılmıştı. “Rabbim benim ömrümden ona versin. Çok dua ediyorum. Sürekli Kur’an okuyorum.”
Kendisine Cumhurbaşkanımızın sağlığının iyi olduğuna dair resmi açıklamalardan söz ettim. Rahatladı, mutlu oldu.
Daha sonra pek çok hastamızın haberler üzerine psikolojilerinin bozulduğunu gördüm. Bir kere daha anladım ki Cumhurbaşkanımız milletimizce çok sevilmektedir.
Kendisine Rabbimden şifa diliyor, bu millete daha uzun yıllar hizmet etmesi için dua ediyorum.
AKİT’İMİZE GEÇMİŞ OLSUN
Maalesef önceki gün çıkan yangında Hak yolun yolcusu gazetemiz Akit büyük zarar gördü. Geçmiş olsun, inşallah mukaddes hedeflerine daha sağlam adımlarla devam edecektir.







