--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Rektörlük seçimleri

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı

Eski bir arkadaşım aradı, uzak bir ilimizdeki devlet üniversitesinde rektörlük seçimi varmış. Bir akrabasının rektörlüğe aday olduğunu söyledi ve benden destek talep etti. “Aman ihmal etme, çok önemli” dedi. Evet o üniversitenin bulunduğu şehrimize birer günlük iki defa seyahatim olmuştu. Ancak üniversite binasına değil gitmek, görmemiştim bile. Sonra oy verecek hocalardan tanıdığım hiç yoktu. Adayımıza nasıl bir yardımım olacaktı ki? Ayrıca tanıdığım, özelliklerini bildiğim biri de değildi. Şu da var, o üniversite kadrosunda olup oy verecek olanların aklı yok mu ki benim tavsiye ettiğime göre oylarını kullanacaklardı?

Daha sonra bir başka üniversite için daha arandım. Arayanlardan, destek isteyenlerden geçilmiyor.

Seçimlerle ilgilenen, aday olmuş veya takip etmiş kişilerle görüşüyorum. Artık bu seçim sisteminin değişmesi gerekiyor. Bu kesin bir gereklilik haline geldi. Önce seçimler nasıl oluyor, ona bakalım.

Rektör seçim sistemi şöyle işliyor: Önce hocalar (üniversite kadrosundaki profesör, doçent ve yardımcı doçentler oy kullanabiliyor) aday olan veya olmayan bir profesöre oy veriyorlar. Aday olmanın hiçbir kriteri yok. Profesör olmak yeterli. 

İlk 6 sıraya giren 6 hocanın adı, aldıkları oy sırasına göre YÖK’e bildiriliyor. YÖK bu altı adayın içinden 3’ünü seçiyor ve yine sıralama ile Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirine gönderiyor. Bu adaylardan birini de Cumhurbaşkanımız rektör olarak atıyor. En çok da iki dönem rektörlük yapılabiliyor.

Tabii üç aşamalı seçimin ilk adayı öğretim üyelerinden yüksek oy alabilmek. Bunun için bazı adayların alçaldığı, diğerlerine paralel, gezici gibi iftiralar attığını duyuyoruz. En eski üniversitelerimizden İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) rektör seçimlerinde adaylardan biri bazı gazeteleri dolaşarak aynı yıllarda öğrencilik yaptığımız ve kaldığım talebe yurdunda tanıştığım 40 yıldan fazla dostumuz olan şu anki rektör Prof. Dr. Mehmet Karaca için gezici iftirasını Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan atabilmiş. Halbuki gezici öğrenciler mezuniyet töreninde hocamıza arkalarını dönmüşler, kampüse yaptırdığı mescidi protesto etmişler ve “Biz de Budistiz, Budist tapınağı istiyoruz” diye imza toplamışlardı.

Prof. Dr. Mehmet Karaca hocamızın Makine Fakültesine dekan olarak atadığı Prof. Dr. Alâeddin Arpacı hocamız ise 40 yıldır bizlere abilik eden hem alim ve arif hem de  montörümüz olan değerli bir şahsiyettir, “gezici” iftirasından o da nasibini almıştır.

Yapılan seçimlerde Prof. Dr. Mehmet Karaca’nın en yakın rakibine fark atarak birinci gelmiştir. Çünkü sevilmesi ile  insan ilişkileri ve güler yüzüyle ön plana çıkmıştır. Zaten üniversiteye sağladığı bilimsel ve akademik başarıları da bilinmektedir.

¥

Bir ildeki dostum bazı adayların sanki oyları varmış gibi esnafları adayım diye turladığını söylemişti.

Rektör seçimlerinden dolayı üniversiteler seçimlerden 6 ay önce kitlenmekte, 3 ay sonrasına kadar uzanan tıkanıklık devam etmektedir. Ancak seçim dolayısıyla vuku bulan kamplaşmalar ve düşmanlıklar ise yıllar sürmekte, üniversite havasına yakışmayan seviyesizlikler ortaya çıkmaktadır.

Evet, bu sakat ve hastalıklı sistem muhakkak değişmelidir. Görüştüğüm bazı YÖK üyelerinin de aynı düşüncede olduğunu gördüm. 

Yeni sistem nasıl olmalı?  Belki vakıf üniversitelerindekine benzer bir sistem olabilir veya yeni üniversitelere rektör atanma usulü benimsenebilir. Ancak bu mahzurları gideren bir sistem olmalıdır.

Av. Yaşar Baş dostumuz bu konuda 8 ve 11 Temmuz tarihli Akit gazetemizde mükemmel iki ayrı yazı kaleme aldı. Tekliflerinden birisi, “Üniversitelerin başına akademik performans ortalamasının altında olanlar, o üniversiteye rektör olamasınlar.”

Rektör olabilmek için kriterler getirilmeli ve her önüne gelen aday olamamalıdır.

 

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle