--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Öfkeli toplum

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
6

 

Öfke dolu bir toplum olduk. Araştırma kuruluşlarına göre insanlarımız dünyanın en çabuk parlayan, kendini mutsuz hisseden, kutuplaşmanın arttığı, kaygı ve olumsuz duyguların pik yaptığı toplumların başında geliyor. En küçük bir anlaşmazlık kavgaya dönüşüyor. Sevgisiz, çökkün ve ruh sağlığı bozuk bir duruma doğru gittiğimizi gösteren örnekler çok. 

Medya bilhassa sosyal medya iç karartıcı haber ve paylaşımlarla dolu: Kadına uygulanan şiddet, çözülen aileler ve boşanmaların artışı, gençlerin evlilikten uzak kalması, dolar ve altındaki rekor artışlar, sosyal yozlaşma, cinayetler, intiharlar, tacizler, yolsuzluklar, rüşvet haberlerinden geçilmiyor. 

Trafikte zikzak yaparak kendisinin ve çevresinin canını tehlikeye atan, hayvanlara eziyet ederek zevklenen, ana babasına şiddet uygulayan, çocuklara ve kızlara cinsel tacizde bulunan, psikolojisi bozulan, intihar eden veya etmeyi düşünen, başkasının ve kamunun malını bilerek, sıkılmadan gasp edenlerden geçilmiyor. 

Maalesef toplum olarak garip bir hal aldık. Sanki topluca çıldırmış gibiyiz. Acımasız, saldırgan ve sevgisiz hale geldik. Diğer yandan da ekonomik dengesizlik, işsizlik, çaresizlik, geçimsizlik, empati yoksunluğu, merhametsizlik, doyumsuzluk, şükürsüzlük arttı. Artık sokağa çıkınca çevremizdeki güzellikleri, harika tabiatı, Rabbimizin bize sunduğu nimetleri değil de olumsuzlukları görüyoruz. Her şeyin kötüsüne odaklanıyoruz. Bu da bize bilişsel, davranışsal ve zihinsel olarak inanılmaz zarar veriyor.

Üstelik bu şekilde karamsar bakışlar ve anormallikler sıradanlaştı, tepki de vermez olduk. Adeta hastalığın ve bozukluğun sosyal salgın haline geldiğini görüyoruz. İlkesizlik, inançsızlık, değerlerimize saygısızlık, hedonizm, yalan söyleme ve iftira atma, ajitasyon, cinsellikte sınır tanımazlık ve sapkınlık, sanal kumar, alkol ve uyuşturucu kullanımı, ailenin değersizleştirilmesi gibi olumsuzluklar ortalığı sarmış durumda...

Toplum olarak bunları görmezden geliyor, daha seçime aylar varken kimlerin aday olacağı ile ittifaklarla, anketlerle zaman geçiriyoruz. Sanki gündemimiz yarın yapılacakmış gibi seçimlere odaklanmışız. ‘Acaba ben ülkem için ne yapabilirim, ekonomi nasıl düzelir, verimlilik ve üretim nasıl artar, ihracat-ithalat dengesi nasıl sağlanır, israf ve tüketim çılgınlığının önüne nasıl geçilir, eğitimde kalite nasıl sağlanır, insanlarımız nasıl daha mutlu olur’ gibi hususları düşünen, kafa yoran pek yok. İşimiz gücümüz siyaset olmuş, lüzumsuz gündemler zihnimizi ve vaktimizi işgal etmiş, enerjimizi çalmaya devam ediyor.

Sosyal medya ise insanları mesaj bombardımanına tutmuş. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamadan inanıyor, sinirlerimizi bozuyoruz. Yalan paylaşımların çabucak yayılması insanların iletişim araçları ile rahatlıkla yönlendirilebileceğini gösteriyor. Üstelik dünyanın yalancılıkta ve fake mesajlarda en üst seviyedeki sosyal medyaya sahibiz.

Sözgelimi ülkemiz tahıl koridorunda dünya çapında başarı elde ediyor, ama kutuplaşmış çarpık zihinler bu müthiş çabayı bile olumsuz göstermek derdindeler. 

Bir yandan pahalılık ve yüksek enflasyon, belirsizlikler ve ekonomik zorluklar insanları sıkıntılara sürüklerken diğer yandan hırsızlık, yolsuzluk haberlerinden geçilmiyor. Türkiye’nin en büyük yardım kuruluşundaki idareciler, ceplerine yoksulun hakkından yüksek para aktarımı iddialarına cevap vermek yerine sırıtarak pervasız şekilde yalanla geçiştiriyorlar.

Mahkemeler gecikiyor, böyle olunca da adaletin yerine acımasız hukuk dışı kötülük örgütleri ortalığa hâkim oluyor.  

Zaman hızla geçiyor. Tehlikeli sularda ilerliyoruz. Gerginlik, umutsuzluk, öfke, güvensizlik, derin bir mutsuzluk toplumu sarmış. Sosyal yozlaşma ve yabancılaşma, çürüme ve bozulma tavana vurmuş halde... Yaşananlar birey ve toplum olarak ruh sağlığımızın ne kadar bozulduğunu göstermektedir. Bir an önce toplumsal seferberlik ilan ederek sorunları tespit edip, her yönüyle irdeleyip çareler üretmek zorundayız. Yoksa geleceğimiz karanlıktır. 

MUSTAFA KARAHASANOĞLU 

AĞABEYİN ARDINDAN

Mustafa abimizi üniversite yıllarından beri tanırım, severim, çok takdir ederdim. İlk gördüğümden bu yana aynı dava heyecanına sahipti. İhlaslı, samimi ve gayretliydi. Değişmeyen çizgisiyle muhteşem bir öncümüzdü. Rabbim merhametiyle muamele buyursun… 

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Sayın hocam

20 Ağustos 2022 23:11

Sayın hocam ne yapalım çöldeki hayvanlara yeşil gözlüğü takınca çöl yeserirmi? Gazetenizin başlıkları ve verdiği müjde haberlere yüzde yazılarına bakınca 85 milyona her yerde altın dolar mutluluk gösterecek gözlük takmaya çalışıyorsunuz idda ve görüntü karın doyurmuyor.. toplumun geldiği durum bir sonuç hesabjnjmusebbiblere doğmak lazım. Eyy hayatsuren leşler.. sizin sefahatiniz için 80 milyon degil hayat yaşıyor duyabilmeliyiz!!

Mehmet

20 Ağustos 2022 20:33

Hocam doğru noktaya parmak basmışsınız ama bunun nedeni aşikar değil mi?

En sonunda

20 Ağustos 2022 11:36

En sonunda memleketteki son durumu gören biri çıkmış. Yazar bu memleket niye bu halde ve kimdir sebebi. Dış güçler mi.? Millet geçim sıkıntısından millet yarınını görmediğinden, adaletsizlikten, haksızlıktan, torpilden, zamdan çıldırmış durumda. Bence bu iktidar bu halkı unuttu. Umurunda da değil. Evladını camii avlusuna bırakan bir ana gibi.

Okur

20 Ağustos 2022 07:33

Ülkedekilerin büyük çoğunluğunun cinnet geçirip delirmediklerine şaşarım. Sorunları tespit etmek de imkansız, bu işler araştırmakla olmaz, hem pozitif ilim hem de ledün gerekli. Hadisteki ifadeyle ruha şiddet emreden gıda tüketimi arttıkça kimse şiddet, kaza, bela, musibet, envayiçeşit kronik hastalıklar ve erken ölümlere engel olamaz. Tıp ise büyük oranda (%97) zanlar üzerine kurulmuş bir safsata yığını ve farma mafyasının sömürü aracıdır. İnsanların daha hayattayken gerçek anlamda bedenen fosileşştiğini (taşlaştığını) görmüyor musunuz? Ortalıkta allame ve uzman gözükenlerin ruhen fosilleşmesi başka sorun.

Uğur

20 Ağustos 2022 06:58

Gerginliğimizin sebebi ikidir ve bu ikisinin de ardında laikçi münafık kodamanlar vardır: 1. Laikçi medyanın sürekli şekilde ekonomiye dair saçma hoşnutsuzluk pompalaması 2. Gençler ve ilk orta yaşlıların büyük çoğunluğunun laik feminist siyasi ve sosyal ve kültürel düzenlemeler yoluyla ya dul ya bekar ya da evinde eşiyle çatışmalı bırakılmış olması. İnsanın sükunet kaynağı evindeki kadınıdır, ama adamın karısı kocasını hor görüp güçlü âmire veya âmirimsi zengin laikçi iş arkadaşına iç geçiriyorsa veya adam zaten gençlerimiz ve ilk orta yaşlılarımızın çoğu gibi bekar veya dulsa, elbette o adam bu en doğal ve en birinci sükunet kaynağından mahrum olacaktır. Yalnız Allahın izni ve merhameti ve bolluğuyla ben bunlara rağmen ve hatta bu yörede hüküm süren saldırgan mafyatik zontaların ve onlarla işbirliği yapan bazı emniyet personelinin tacizlerine rağmen sükunete ve yüksek bir sabır mertebesine yaklaştım, şöyle ki birkaç yıldır Kur'an ve Sokratesçi-felsefe yoluyla büyük bir hikmet arayışı ve özterapide bulunuyorum. Ama dikkat ediniz ki bu kitlesel çözüm değildir; zira bunu bütün Türkiyede belki de sadece ben yapabiliyorum, asla böbürlenme yok, ama Allahın merhameti ve bolluğu ve hoşluğuyla bu kabiliyete ve yatkınlığa ve bilgiye belki de bütün Türkiye'de sadece ben sahip kılındım. O yüzden toplumumuzun geneli için şu gerekir ki düz laikçisiyle kârlı muhafazakârıyla Allah düşmanı münafık yani laikçi kodamanlara karşı toplumsal ve kültürel bir sert mücahedeye başlayalım ve onların emredip kanunladığı feminizmi de yasaklayıp yok edelim, ama özellikle de resmi kârlı muhafazakâr ideoloji hâline gelmiş olan sözde-İslami feminizmi.

Timur

20 Ağustos 2022 18:51

Ugur kardes haklisin. Feminizim dingili kopmus bir araba gibi önüne geleni eziyor.

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle