Kritik seçim yaklaşırken
Ülkemizde 14 Mayısta önemli bir seçim olacak. Bir yanda 20 yıllık deneyimi ile Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, diğer tarafta Sayın Kemal Kılıçdaroğlu. Ayrıca milletvekili seçimleri de var.
Şimdi bakıyorum, verdiği her sözü tutan ve itimat sembolü Erdoğan varken entel çevreler, sanatçılar ve beyaz Türkler ısrarla Kılıçdaroğlu yandaşlığı yapıyorlar. Çok çeşitli kesimler Erdoğan düşmanlığında birleşmişler. Sonu ne olur, ülkemiz nasıl idare edilir umurlarında değil. “Tayyip Erdoğan gitsin de gerisi kolay” havasındalar.
Hâlbuki yaşayanlar hatırlarlar: Bugünü kısmen de olsa andırır şekilde geçmişte Ecevit tecrübesi yaşadık. Ecevit çok usta bir hatipti. Şiir gibi konuşurdu (zaten şairdi de). Hitabet gücü ile kitleleri avucunun içine almasını bilirdi.
Zamanın elit kesimi, üniversite çevreleri ve öğretim üyeleri, iş adamları, ülkenin beyazları hep Ecevit’ten yana idi. İktidara geldiğinde; her şey güllük gülistanlık olacak, işler tıkır tıkır yürüyecekti. Ucuzluk dalgası memleketi saracak, dar gelirliler rahatlayacaklardı. Her yerde barış ve kardeşlik olacak, sevgi hâkim olacaktı. Bir Karaoğlan efsanesi başını alıp gitmişti.
Sonra Ecevit tek başına iktidara geldi ama ülke o yılların en kötü günlerine girdi. Yağ, şeker gibi temel gıda maddeleri; benzin, tüp gaz ve gazyağı bulunmaz oldu. Kuyruklar uzadıkça uzadı. Böyle beceriksizlik görülmemişti. Şehirler çöp yığınlarından geçilmez oldu. Elektrikler yanmıyor, sular akmıyor, kaloriferler çalışmıyordu. O sıralar üniversite öğrencisiydim ve yorganla ısınarak ders çalıştığımı hatırlarım.
Kısacası cazibeli laflar, parlak vaatler hep boş çıkmıştı. Giderek anarşi ve terör arttı, devletin otoritesi kayboldu.
Şimdi de CHP’li aday benzer şeyler söylüyor. Ecevit’in ‘Hakça insanca barış’ ve ‘Ak günler’ gibi sloganları vardı, bu kişi ise ‘her şey güzel olacak’ diyor.
Rabbim inşallah bu ülkeye ve bu necip milletin evlatlarına basiret ihsan eder de benzer acı günleri yaşatmaz.
YALANCIYA YALAN SORMAK
Televizyon tartışmalarında yalanlarıyla ünlenen bazı konuşmacılara, “Şu dediğiniz yalan değil mi?” veya “Neden devamlı yalana başvuruyorsunuz, bakın 1 saatlik programdaki yalanlarınız 9’u buldu” gibi sorular yöneltildiğinde ondan ne cevap beklersiniz?
Elbette kişi yalancıysa yine yalana devam edecek ve yalan söylediğini reddedecektir. Ancak sehven veya yanlış bilgiyle dilinden yalan döküldüyse muhataplarından özür diler, tekrar yapmama niyetini belirtir. Olay böylece tatlıya bağlanır.
Önümüzde önemli bir seçim var. Türkiye’nin geleceğini belirleyecek bir seçim bu. Rabbimden hayırlar getirmesi için dua ediyoruz.
Bir yanda projeleriyle, oturaklı duruşuyla, devlet adamı ağırlığıyla Cumhurbaşkanımız, karşısında ise güven vermeyen biri. Tercih tabi milletimizin…







