Kafa karıştıran hocalar
Bu aralar geniş bir dini hürriyetin yaşandığı günlerden geçiyoruz. Ancak bu özgürlüğün maalesef iyiye kullanılmadığını, bazı ilahiyatçıların kötüye kullanıp kafa karıştırdığını müşahede ediyoruz.
Bu kendini beğenmiş ilahiyatçılar televizyonda açık oturumlarla, twitlerle, mesajlarla 14 asırlık birikimi berhava ediyorlar. Müminleri ibadete ve birliğe, bilgiye ve ilme teşvik edeceklerine ayrılığa, lüzumsuz tartışmalara, kör kavgalara sürüklüyorlar.
Taktikleri genelde şu: Sahih hadis kitaplarından birindeki binlerce hadis-i şeriften bir veya ikisini ortamından kopararak ve yanlış yorumlayarak “böyle olmaz” diyorlar. Sonra da o kitaptaki tüm hadisleri reddetmiş, en azından kafa karıştırmış oluyorlar. Derken diğer hadis kaynaklarına sıra geliyor.
Bu ilahiyatçı hocalar 14 asırdır gelen bütün ulemanın, meşayihin, arifanın ittifak ettiği birikimi bir çırpıda reddediyorlar.
Bazı uyanık televizyoncular için de fırsat doğuyor, birbirine zıt fikirli ve İslâmi birikimi değişik açıdan tırtıklayan bu ilahiyatçıları programa davet ediyor, kapıştırarak reyting sağlıyorlar. Bu hocalar çok kolaylıkla şirke girildiğini veya küfre düşüldüğünü iddia ediyorlar. Üstelik bunu zevkle ve birbirlerini alaycı bir aşağılama ile yapıyorlar.
Onlar bilgili, bidat ve hurafelere karşı uyanıklar. Hatasız dinimizi kavramışlar, tevhid ehliler ve tertemizler. Karşısındakiler ise cahil, gerçeklere gözü kapalı ve aymazlar, kendi gördüklerinin farkına onlar varamamışlardır.
Bir şey anlatırken sakat görüşlerini ayet-i celilelerle ispata çalışmaları, ayetleri indî yorumlamaları bunların bir başka özelliği. Tabi karşısındaki Allah’ın ayetlerine karşı gelmemek için susmak zorunda kalıyor.
Milletimizin aklına mukayyet ol ya Rabbi!
14 asırdır gelen büyük ve bilgili zatlar anlayamamış, bunlar anlıyorlar. Ancak dediğimiz gibi birinin dediği diğerini tutmuyor. Her biri ayrı telden konuşuyorlar. Aralarında görüş birliği oluşması ise mümkün değil görünüyor.
Ülkemiz İslâm’ı yaşama konusunda oldukça gerilemiş, imansızlık ve itikatsızlık cereyanları yaygınlaşmışken, PKK terörü ortalığı kasıp kavururken, sekülerizm ve boş vermişlik gençler arasında daha çok benimsenirken bunların derdi başka. Zaten kafası karışık olan insanlarımızın kafalarını maalesef daha da karıştırıyorlar.
Milletimizi dinimize nasıl daha sağlam bağlayabiliriz; haramlardan ve kötülüklerden nasıl uzaklaştırabiliriz; terör ve anarşi ile nasıl mücadele ederiz; birlik ve beraberlik konusunda, dayanışma ve yardımlaşma mevzuunda neler yapabiliriz gibi konular bu ilahiyatçı hocaların gündeminde yok gibi. Daha erdemli bir toplum nasıl inşa edilir, insanlar doğru ve dürüst, merhametli ve insancıl nasıl olur bunlara kafa yoran da yok. Gençlere İslâm’ın mesajını nasıl anlatabiliriz diyene de rastlanmıyor. Onlar alışılmadık sözler söyleyerek sivrilmeyi, meşhur olmayı tercih ediyorlar.
Halbuki bugünlerde kanserden vefat eden öncülerinin acınacak hali ortada idi. Öyle bir savruldu ki laikliğin ve Atatürkçülüğün sesi durumuna geldi. Televizyonda canlı yayında küfürler etti. Ölmeden de deist yani herhangi bir dine mensup olmaksızın Tanrı’nın varlığını ve onun kâinatı yarattığını kabul eden görüşe sahip olduğunu söyledi.
Kısacası ana yoldan sapmaya başladınız mı nerede duracağınızı kestirmek mümkün olmuyor.
Şimdi milletin kafasını karıştıran, insanlarımızı dinden soğutan bu gurur ve kibir içinde konuşan ilahiyatçı hocalara sorsak; Allah rızası için bu faaliyetleri yaptıklarını söyleyeceklerdir. Biz de onlara diyoruz ki Allah rızası için susun. Esas o zaman Rabbimin rızasını kazanırsınız.







