--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin devamı gelmelidir

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
15

İstanbul Sözleşmesi, 19.03.2021 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın kararı ile feshedilmiştir. Toplumumuzu ve insanımızı ifsat eden İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi bir ilk adım olarak değerlendirilmelidir. Sadece sözleşmenin feshi, verilen tahribatı ve zararları gideremeyecektir. İstanbul Sözleşmesi’nin uzantısı olan 6284 sayılı yasanın ve yönetmeliğinin yürürlükten kaldırılması şarttır. Ayrıca sözleşme kapsamında başlatılan uygulamalara da son verilmelidir.

Ateş düştüğü yeri yakar. Feminist ideolojinin dayatması sonucu imzalanan İstanbul Sözleşmesi, 6284 Sayılı Yasa, Medeni Kanun, Ceza Kanunu ve bunların uygulama sonuçları aileyi ve insanımızı tahrip etmiştir. Şiddet ve cinayetler artmıştır. Dağılan ailelerin ve desteksiz kalan çocukların feryatları vicdanları sızlatmaktadır. Evlilik sayısında ciddi oranda düşüşler, boşanmalarda ise yüksek artışlar görülmektedir. Evlilik yaşı ortalama olarak kadınlarda 27, erkelerde 30 yaş seviyesine yükselmiştir. Nüfus artışı hızında ciddi azalma meydana gelmiştir.

İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanının yetki ve iradesiyle feshi karşısında Bremen mızıkacıları misali yurtiçinde HDP ve CHP ile feminist/ LGBTİ+ örgütleri koro halinde protestolara başlamışlardır. Yurtdışında ise Avrupa Konseyi ile Atlantik ötesinde Biden’dan kınama mesajları yayınlanmıştır. Kapitalist sermaye grupları da bu koroya katılmakta gecikmemişlerdir. Bu manzara, taleplerimizin ve haklı fesih kararının ne denli doğru olduğunu göstermektedir.

Asıl içimizi acıtan ise yıllarca dindar mahallerde bulunan bir kısım kimselerin anlamsız muhalefetleri olmuştur. Hayreti mucip olan, İstanbul Sözleşmesi’nin mimarı Ahmet Davutoğlu’nun partisi ile ilk başörtüsü zulmüne uğramış ailenin mensubu olan Ali Babacan’ın partisinin fesih kararının iptali hakkında dava açmaya hazırlanmalarıdır. Aynı şekilde 6284 sayılı kanun ve Türk Ceza Kanun’unun redaksiyonunu (!) yapan akademisyenin feveranını anlamakta da güçlük çekiyoruz. Aileyi, inanç değerlerimizi koruması beklenen bir kısım derneklerin fesih iradesine itiraz etmelerini de manidar buluyoruz.

İstanbul Sözleşmesi ile getirilen aldatıcı kavramlarla insanlar iğfal ve ifsat edilmiştir. Fıtrata uygun olan biyolojik cinsiyete karşı toplumsal cinsiyet eşitliği tanımı ile LGTBİ+ bireyleri koruma altına alınmakta ve her türlü örgütlenme ve propaganda hakları tanınmaktadır. Şiddet tanımı kasıtlı olarak muğlak tutularak (duygusal ve ekonomik şiddet), her tutum ve davranış kamu/ceza hukukunun kapsamına alınarak şiddet çığırtkanlığı yapılmaya alan açılmıştır. Hâlbuki eşler arasında geçimsizlik, duygusal anlaşmazlık ve ekonomik problemler özel hukuku / boşanma nedenleri ile ilgili bir konudur. Sözleşmenin orijinal metininde ev içi tanımı tercümede (tepkilerden korkulduğu için) aile olarak yazılmış, aynı şekilde “eş” yerine “partner” ifadesiyle hem evlilik dışı ilişkiler hem de LGBTİ+ bireyleri meşrulaştırılmıştır. Namus, gelenek ve görenek ile inanç değerlerinin “..kökünün kazınması” gerektiği özellikle amir hüküm halinde düzenlenmiştir.

İstanbul Sözleşmesi’nin feshi çok yerindedir, ancak tek başına yeterli olmayacaktır. Dünyada, zararları bakımından eşi ve benzeri olmayan hatta İstanbul Sözleşmesi’ni dahi aşan hükümler barındıran 6284 sayılı kanunun da derhal yürürlükten kaldırılması gerekmektedir. 6284 sayılı yasa (m.1 f.2/a) İstanbul Sözleşmesi (Avrupa Konseyi) esas alınarak hazırlanmıştır. Sözleşme fesih edildiğine göre, iç hukukta yürürlükte bulunan yasanın dayanağı kalmamıştır. Delilsiz/belgesiz,  kocanın/babanın 6 aya kadar ortak konuttan uzaklaştırılması, 6 aya kadar tazyik hapsi, arabuluculuk ve uzlaşma hükümlerinin yasaklanması, sadece kadının beyanının esas alınması, pozitif ayrımcılığın uygulanması sonucu yılda yaklaşık 500 bin uzaklaştırma kararları verilmektedir.

İstanbul Sözleşmesi, 3. dalga feminist ideolojinin manifestosudur. İstanbul Sözleşmesikültür, töre, din, gelenek ve namus” değerlerinin kökünün kazınması için hazırlanmıştır.  İçimizdeki feministler ve LGBTİ sevicileri halen İstanbul Sözleşmesi’ni ve uzantı yasası 6284 sayılı yasayı anlamıyor veya anlamak istemiyor. Halen “Kadın hakları”  ve/veya “Kadına şiddeti önleyen sözleşme” olduğunu zannediyorlar. Hâlbuki sözleşmenin amacı ve asıl hedefi, LGBTİ bireylerini meşrulaştırmak ve sınırsız cinsel özgürlüğü sağlamaktır.

Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma tehlikesi ile karşılaşabiliriz. Aileyi, çocukları, kadını ve erkeği perişan edecek yeni düzenlemelerden kaçınmalıyız. Feminist politikalarla insanımızı korumak mümkün değildir. Hukukun temel ilkelerine geri dönmeliyiz. Hakkaniyetli yasalar, adil ve doğru yargılama, ahlak seferberliği ile şiddeti önleyebilir, huzur ve sükûnu temin edebiliriz.

 

Yorumlar

(15)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Vatandaş

28 Mart 2021 06:01

Ceza Kanunu maalesef caydırıcı değil. Cezalar ağırlaştırılmalı.

Kafalar hep ayni

27 Mart 2021 17:05

Bu gerici kafayla geldiginiz durum cok normal.  

Bir

27 Mart 2021 16:46

alibabacanın, yardımcısı, yetkili evli bir bayanın evlilik dışı ilişkisi NORMAL diyor, alibabacanın, partilisi yetkili,ismi iğrençlikte yarışıyorlar CHPHDPKKİP gelecek deva saadet partililer. 

Ziyaretçi

27 Mart 2021 15:19

İzmir’de imam nikahlı eşi olduğu öne sürülen Anıl Y. tarafından 16 bıçak darbesiyle öldüren 5 aylık hamile Sezen Ünlü’nün, ölmeden önce gözlerini bağışlamak için babasına vasiyette bulunduğu ortaya çıktı.

Halk

27 Mart 2021 13:50

Aynen kaldırın hepsini kaldirin hatta kadini kaldirin hayvan mal olarak sokun anayasaya zateb amacininiz bastan beri buydu neyse 2023de hesabi sorulacak

Mağdur

27 Mart 2021 13:30

Sayin yazarim ben 6284 dun darbesnii yiyen iki bucuk senedir evime gidemeyem bir mağdurum.75 yadinda kiş ortasinda disarda kalan sogukta ölumle yùzkeşen masum bir vatantadasim.uzaklastirmaya iki mahkeme farkli kararlar vermisler.Ankara 3.aile mahkemesi 3 hafta iki gun sonra da 2.aile mahkemesi de 6 ay evden ve 6 ay cocuklara yaklaşmama cezasi verdi.Yani ayni iftiraya bir mahkeme diger mahkemenin 9 kati bir ceza verdi.2.ailenin kararini 3.aileye ittiraz ettim ret etti.3.ailenin kararini 4.aileye ittiraz ettim cevap vermedi.Sonra delilleri toparlayip 2.aileye verince bu seferde deliller zamaninda sunamadim diye suclu oldugumu keyfi bir kararla ilan etti.evine donemesin dedi.Esimin cocukkara ve bana uyguladigi siddet goruntuleri cinnet sesleri tehdit ve hakaret belgelerimi 2.aileye sundum Aile bakanliği devreye girdi mabkemeye sundugum belge kayit ve goruntuleri benim aleyhimde delil olarak kullanarak mahkemeye bir rapor sundu.Mahkeme Kabul etti. Raporda benim soylediklerimin cogu yok.bana bir suru iftira atmis.cocuklari oldurmek isteyen anneye verdi..Sonra bu belge ve kayitlari savciliga verdim esim hakkinda dava acildi.simdi ceza mahkemeside yargilaniyor.Cocuklar kacip bana sigindilar. Anneye gitmek istemediler alip hakime goturdum mecbutiyetten cocuklarin velayetini babaya vermek zorunda kaldi.işte Istanbul sözleşmesi,6284 turk adaleti,ve Aile bakanligi budur.Haklisin ama suclusun..

Timur

27 Mart 2021 12:33

Sayin yazar, Osmanlida mason seyhülislamlar vardin. TC dede Mason diyanet isleri baskanlari. Siz insanlarin dis görünüsüne aldanmayin, yok cumaya gidiyormusta, anli secdeliymisde, karisi türbanliymista, hepsi palavra. Insanin günün sonunda Islam icin ne yaptigi önemli. Toplantilarda secim meydanlarinda dini fügürleri kullanip, sonra dine karsi ne varsa sahiplenen bir kisi, Kuran-i Kerimi ezbere bilse, carsafa dahi girse ne olur? Ve böyle kisilerden daha hala medet uman, yasayan ölüler, rahmetli seyh Yasinin deyimiyle.

Ayse

27 Mart 2021 11:42

Sayın yazar, dun Kadin programindaki rezaleti herhalde izlemişinizdir.IKI TANE TURBANLI ORTULU BAYAN IKISIDE ELTI AYNI ADAMA KACARAK KOCALARINI ALDATATAK ACIKTAN ZINA SUCU ISLIYORLAR.Son 6 aydır surekli Tesetturlu bas ortulu olup baska erkeklere kacan kadinlari surekli gundemde tutan bir zihniyen var.Istanbul Sozlesmesinin ve Zinanin (Helede evli insanlar arasinda serbedt kalisı vede devlet tarafindan korunmasi) Toplumda nasil kokusmusluga sebeb oldugu gun yuzu gibi meydandadir.Hala ulkeyi yonetenler Gaflette.

Ömer

27 Mart 2021 10:54

Hay Allah razı olsun hocam. Dindar hiristiyanlarin ve papazlarin bile karşı çıktığı sapıklığı yasalaştırsnlara da hayır dua etmiyorum. Yazık, iki milyondan fazla aile yikildi, dinsizlikte ve eşcinsellikte rekor sayida artis oldu. Mübalağa etmiyorum, Erdoğan için gözüm kapalı ölüme giderdim ama artık benim için diğerlerinden hiçbir farkı kalmadı. Kadem, kadın kolları, aile bakanı, Özlem Zengin gibi bu Sözleşmeyi Ilahı bir emir gibi görenlere sessiz kalan ve en güzel makamlari veren sayin Erdoğan, üç çocuk, Asim'in nesli, dindar gençlik vs. Demesin artık. Biden, Avrupa, chpkk, feministler ve lbgt'lilerle aynı safta yer alan ak partide benim ölmüştür. Akit gazetesinden Allah razı olsun!

No Pasaran

27 Mart 2021 08:44

Geç yaşta evliliklerin, doğum oranın düşmesi sözleşmenin suçu değil...

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle