İçimizi kemiren problem: İsraf
Geçenlerde ziyaretime gelen bir dostumuzun elinde büyük dolu bir çöp poşeti vardı. ‘Hayırdır yanında ne taşıyorsun böyle?’ diye sorduğumda, ‘Lokantaların yanındaki çöp kutusuna atılmış halde gördüm, dayanamadım baktım. Bunun içi ekmek dolu’ dedi. Meğerse kıyamamış ve süt üreticisi bir arkadaşına hayvanlara yem olsun diye götürecekmiş. Kendisini tebrik ettim.
Bu olaydan birkaç gün sonra bir tanıdığımızın yemekli düğününe gittim. Tahmin edilenden az katılım olmuştu ve masada hazır konan yemekler öylece kaldı. Düğün bitimine doğru görevliler o nefis yiyecekleri poşetlere boşalttılar. Hepsini karışık koyduklarına göre herhalde çöpü boylayacaklardı.
Türkiye’de maalesef israf kalemleri saymakla bitmez. Bir taraftan pahalılıktan, yokluktan yakınıyoruz diğer yandan korkutucu bir savurganlıkla karşı karşıyayız.
Serpme kahvaltı da bunlardan sadece biri. Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) başkanı Ramazan Bingöl yaptığı açıklamada ülke genelinde yıllık serpme kahvaltı nedeniyle 100 milyar liralık israf yaşandığını ve ürünlerin yarısının çöpe gittiği belirtmiş. “(Bunu önlemek için) Serpme kahvaltı yerine seçmeli kahvaltıya geçme kararı aldık” diye de eklemiş.
Son dönemde yaygınlaşan serpme kahvaltılarda zeytin, peynir, domates, tereyağı, reçel, yumurta ve ekmek gibi gıdaların birçoğunun tüketilmediği için çöpe gittiği açıklanmış.
Avrupalılar kişi başına yılda
173 kilo gıdayı çöpe attı
Avrupalılar gıda israfı konusunda ne kadar bilinçli olduklarını iddia etseler de beklentinin aksine AB Konseyi’nin hazırladığı rapora göre; yılda kişi başı 173 kilo gıda israf ettikleri ortaya çıkmış.
İsrafın yüzde 50’si hane halkı tarafından yapılıyormuş.
Dünyada gıdalara erişim gittikçe zorlaşıyor ve maddi açıdan değerleri artıyor. Dünyada gıdaya erişimi zor olan az gelişmiş ülkeleri düşündükçe, gıda israfına daha çok dikkat edilmesi gerekliliği ortaya çıkıyor.
İsrafı Önlemek İçin Tavsiyeler
1. İsraf derken sadece gıdayı ele almak eksik olur. Aydınlatma, ısınma, temizlik, zamanı değerlendirmek vb. hususlarda ve giderek yaşamın her alanında buna dikkat edilmelidir.
2. Aile büyüklerinin örnek olması çok önemlidir. Çünkü çocuklar ve genç nesil ebeveynlerini rol model alarak büyür ve yetişirler. Rahmetli annem hiçbir yiyeceği atmaz, değişik şekillerde değerlendirirdi. Sözgelimi ekmek bayatlamışsa ya kızartarak şireye batırarak tatlı yapardı veya ufaltarak ete karıştırır, köfte pişirirdi. Babam ise elektrik ve suyu israf etmeme konusunda bize örnek olmuştu. Bu yüzden israf hususunda onlardan aldığım ders ile titiz olduğumu düşünüyorum.
3. Ekmek bütün inançlarda mukaddestir. Çocukluğumda ekmeği yerde bulunması ve çiğnenmesi olacak şey değildi. Hemen ekmeği alır, yüksek bir yere koyardık. Tabii ekmeğe nimet sembolü sayıldığı için saygı duyulurdu ve ona duyulan saygıdan başlayarak bütün gıdalara aynı hassasiyet gösterilirdi. Kırıntısı bile ayakaltına atılmaz, hele çöpe kesinlikle dökülmezdi.
4. Bazı kişiler maddi sorunu olmadığını gerekçe göstererek savurganlığı kendilerine olağanmış gibi algılamakta ve uygulamaktadır. Hâlbuki Peygamber Efendimiz akan suda abdest alırken bile suyu israf etmemek gerektiğini bildirmiştir. Çünkü israf yoksulun, muhtacın ihtiyacını ve hakkını çöpe atmak anlamına gelir.
5. Özellikle toplu yemeklerde israfın yeri kesinlikle olmamalı, davetliler buna dikkat etmelidirler. Çoğu yerde gördüğüm manzara odur ki sunulan bol ve lezzetli yemekler artmakta, sonra poşetlere karışık doldurularak atılmaktadır. Verilen nimetlerin şükrünü eda etmezsek ve kıymetini bilmezsek elimizden alınır.
6. Evlerde ve lokantalarda yalnız veya toplu yenilen yemeklerde porsiyon miktarı aşırı olmamalı, doyulmazsa tekrar istenme yoluna başvurulmalıdır.
7. Yine lokantalarda artan yemeklerin paket yaptırılıp evde yenmesi alışkanlığı teşvik edilmelidir.
8. Özellikle doğalgaz ve elektriğin, yakıt ve diğer ithal kullanım araçlarının ülkemiz için döviz kaybı olduğunu düşünerek daha bir dikkatli olmalıyız.
9. Günde üç öğün yemek de modern zamanımızın yanlış bir alışkanlığıdır. Bunun bilimsel ve tıbbi bir karşılığı yoktur. İnsanın iki öğün ve aşırıya kaçmadan yemesi yeterlidir. Bu bakış açısı ülke genelinde yerleştirilmelidir.
10. Fatih Belediyesi’nin bir uygulamasını çok takdir ediyorum. İlçenin birçok yerine kutular konulmuş ve kullanılmayan kıyafetlerin oralara atılması teşvik edilerek ihtiyaç sahiplerine aktarılması sağlanmıştır. Bu ve benzeri kampanyalar yaygınlaştırılmalıdır.
11. Şunu da önemle ekleyeyim: İsraftan kaçınan, bu şekilde darda olana ve yaşadığı topraklara katkısı olduğunu düşünen insanlar hem daha mutlu olur hem de onlarda yardımseverlik ve cömertlik kültürü gelişir.
Son zamanlarda pahalılıktan, geçim zorluğundan toplum olarak şikâyet eder olduk. Bu problemlerde israfın, savurganlığın da payı büyüktür.







