Evrim teorisi üstüne
Çocukluk yıllarından beri matematiğe hep ilgim ve sevgim oldu. Ancak biyoloji ve tıp konusunda uzmanlaşınca içimde uhde kaldı.
Derken geçenlerde başlığında hayat ve aritmetik kelimeleri olan tercüme bir kitabın yayınlandığını duyunca çok heyecanlandım. Öyle ya hayat ilmiyle uğraşıyorum ve bunun matematiğini anlatan, daha doğrusu yaşamdaki matematiği işleyen bir eser çıkmıştı. Kitapçılara gelmesini bile bekleyemeden 500 sayfalık bu eseri yayınevinden getirttim.
Beklentim tam bir hüsranla sonuçlandı. Kitap kesinlikle sandığım gibi değildi. Kendine göre matematiksel verilerle evrim teorisini ispatlamaya çalışıyordu. Zayıf bir delili (!) ele alıyor, sonra ondan cansız maddeden tek hücreli canlının ortaya çıktığını, tek hücreli canlıdan ise insana geçildiğini ileri sürüyordu. Söyledikleri o kadar saçma ve mantıksızdı ki yazarının da inandığını sanmıyorum.
Zaten kitabın bir yerinde de, “Evrimin nasıl işlediği hâlâ anlaşılmayı bekleyen bir başka konudur” denerek teorinin belirsizliği ve bilimsel olmadığı itiraf edilmiş. Zaten geçmişi gözlemleyemediğimiz için ve teste tabi tutamadığımızdan en başta devre dışı kalması gereken bir varsayımdır evrim yaklaşımı.
Üstelik sadece bu kitapta değil neredeyse her türlü bilimsel görünümlü eserlerde dönüyor dolaşıyor konuyu evrim teorisine getiriyorlar ve birbiriyle uyuşmayan bir sürü spekülatif iddialar ileri sürüyorlar.
Neymiş Evrim Teorisi’ni kimse anlamamışmış. Çok karmaşık ve incelikli bir olguymuş. “En uygun olan kalır”, “en uygun olan kazanır”, “doğal seçilim” gibi kurallar da doğru değilmiş.
Halbuki bütün canlılar tek Yaratan’ı işaret edercesine hücrelerden oluşuyordu. Bu zarla çevrili harika yapılar, belli kimyasal maddeleri içlerine alıp dışarı salabilen özellikte idiler. Tek hücreli organizmalar bile şaşırtıcı ve hayranlık verecek derecede karmaşıktı. Hücre tamamen kendine has bir kimyasal sistemdi, öyle basit ve yalın bir şey hiç değildi.
Meselâ bedenimiz ise 75 trilyon civarında hücreden oluşuyordu. Her biri genetik özelliklere sahip minicik biyolojik makinelerdi. Hücrelerin kas, sinir, kan hücreleri gibi yaklaşık 200 türü vardır.
Hayvan, insanlar ve bitkilerdeki birçok hastalığın sebebi olan virüsler tek hücreli en küçük canlılardır. Tipik bir bakterinin içerisine 1 milyon virüs sığabilir. Dünyada 5 çarpı 10 üzeri 30 kadar bakteri vardır, fakat virüslerin sayısı bunun yaklaşık on katı kadar fazladır. Cansız maddeden canlının ortaya çıkışı, bu kadar mikro canlı olan virüsten bilinç sahibi insanın gelişmesi nasıl akla mantığa sığar anlamak mümkün değil.
Yeryüzü üzerindeki canlılara gelince bir buçuk milyon tür olduğu düşünülmektedir. Bunun 300 bini bitki, 30 bin mantar ve hayvan olmayan diğer canlılar ile 1 milyon 250 bin hayvan türü belirlenmiştir. Virüslerden köpek balıklarına kadar genişlikte, nehirlerden denizlere çöllerden mağaralara kadar her yerde canlılar yaşar.
Evrimin işleyiş mekanizması konusunda da Darvinciler işlerine geldiği gibi konuşuyorlar. Yerine göre “rastgele, tesadüfi mutasyonlar”, bazen de evrim sanki üst bir akılmış gibi “evrim mükemmeli gaye edinir” diyorlar.
Sadece insana en yakın canlı olarak kabul edilen şempanze ile insan arasındaki uçurum bile evrimi reddeder. Arada belki binlerce geçiş canlısı yani insansı hayvanlar olması gerektiğine rağmen bir tane bile fosil bulunamaması bunun göstergesidir.
Peki söyledikleri hiç inandırıcı olmasa da mantıksız bir takım argümanlara sığınarak evrimciler neyi kanıtlamaya çalışıyorlar? Başka konularla ilgilenseler bilimin gelişmesine katkıları daha fazla olmaz mı? Elbette olur ama evrimcilerin derdi ideolojiktir. Ateist oldukları için ve yaradılışı kabul ettiklerinde Allah’a inanmak zorunda kalacaklarından her geçen zaman değişik ifadelerle evrim teorisini savunmayı sürdürmektedirler. Ancak inandırıcılıkları olmamaktadır.







