--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eşler arasında anlaşma için kadınlara öğütler

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
15

Asiye hanım evliydi ve ergen yaşlarda biri kız biri oğlan iki çocuğu vardı. Kocasından çok dertleniyordu. “Beni anlamıyor, sert ve kırıcı davranıyor” diyordu. Ayrılmayı düşünüyordu. “Hatta öyle ki keşke ölse de rahat etsem diye düşündüğüm de oluyor.” 

Aradan epey süre geçti, tekrar gördüğümde, “Kıymetini bilememişim eşimin” diye söze başladı. Meğer beyefendi koronaya yakalanmıştı ve nefesinin daralması üzerine hastaneye kaldırılmış, orada da yoğun bakıma alınmıştı. “20 gündür de bilinci kapalı ve uyutuluyormuş” dedi. Bunları anlatırken Asiye hanımın gözleri buğulanmış, gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamıştı. “Ben ondan çok şikâyetçiydim ama şimdi anlıyorum ki o evimizin güvencesi ve temel direğiymiş. Onun iyi yönlerini nedense görmemiş, görmek istememişim.”

“Meselâ neler anlatırsınız?” diye sorduğumda anlatmaya başladı:

“Her akşam sen gündüz yemekle, ev işleriyle, çocuklarla uğraştın deyip çayı o demler ve bizzat kendisi servis ederdi. İtiraf edeyim kumarı, içkisi, kaba kuvvet uygulaması yoktu. Akşam kahvehane gibi yerlere takılmaz eve gelirdi. Çocuklar ondan çekinirler, davranışlarına çeki düzen verirlerdi. Şimdi iki ergenle nasıl baş ederim bilemiyorum. Sinirli de olsa akşamları sohbet eder, çay içer meyve yerdik. 

Sonra kazandığını bizim için ailesi için harcardı. İktisatlı adamdı. Ailesini kimseye muhtaç etmeden geçindirirdi. O ölürse ben ne yaparım bilemiyorum. Rabbim ona ömür versin diye dua ediyorum. Ondan gelecek problemlere razıyım, artık şikâyet etmeyeceğim.” 

Evet, Asiye Hanım eşinin kıymetini anladığını söylüyordu. “Lütfen yazın bunları, herkesin eşi koronaya yakalanabilir ve ölebilir. Bu duruma düşmeden eşler birbirlerinin kıymetini bilsinler, birbirlerine daha çok sarılsınlar” diyerek evlilere tavsiyelerde bulundu. 

Eşiyle mutlu bir evliliği özlemiş olan bu hanım günümüzün problemli evlilerine, özellikle de hanımlara oldukça önemli öğütlerde bulunuyor:

“Evlilikte anlaşabilme yuvanın sanki ruhudur. Onun için en meşgul çiftler bile birbirlerine ayıracak, eşleriyle konuşacak zaman bulmayı asla ihmal etmemelidirler. Ona sevdiği yemekleri yapmak, onun hoşuna gidecek bir şeyleri hazırlamak önemli.

Kadınların çoğu her şeyi eşlerinden beklerler. Akşamları eve yorgun argın dönen kocalarından kendi monoton yaşantılarını değiştirmesini, ona renk katmasını isterler. Her şeyi ondan beklemeyi bir alışkanlık haline getirmişlerdir. Kocalarını adeta buna mecbur sayar, bunaltırlar. Oysa kendilerine şu soruyu sorsalar daha iyi ederler: “Acaba konuşmalarımızı daha renkli kılmak için benim neler yapmam gerekiyor?”

Evli çiftler paylaşabilecekleri ortak zevkler ve konular bulmalıdırlar. 

Kocanızın nelere ihtiyacı olduğunu bulmaya çalışın. Eğer eve geldiği zaman yorgun ve canı sıkkın ise, ona anlatacağınız dertlerinizi bir an için olsun erteleyin. Bazı kocalar evde işlerinden bahsetmezler. Bu gibileri de zorlamamalıdır. Bırakın bahsetmesin. Belki kocanız başka tiplerin aksine olarak evinde, işlerinden uzak bir âlem oluşturmak istiyordur. Siz de onun bu âlemine, cennetine saygı gösterin. Kocam bazen çok sıkılmış olarak eve gelirdi. Bana sıkıntısını anlatmaması belki daha iyiydi.  Çünkü o zaman olanları tekrar hatırlayacaktı. Oysa kendisi derdini iş yerinde bırakmaya çalışıyordu. Ben ise böyle anlarda onu anlamaya çalışmadığım için kendime kızıyorum. 

Bir derdiniz olduğu zaman, sakın, pat diye söylemeyin. Önce iyi bir düşünün, olayı içinizden tartın. Sonra eşinizle tartışın, anlaşın. Fakat her şeyden önce onun dinlenmesini bekleyin. Hiç unutmam, genç kızken, babam daha kapıya varmadan annem, “Durun babanız bir otursun, nefes alsın, sonra olan bitenleri anlatırsınız” derdi. Bu öğüt evli kadınlar için çok yararlıdır. Çoğu erkekler, yorgun ve gergin geçen bir günden sonra öncelikle dinlenmek isterler. İşte böyle anlarda huzur ve sessizlik ortamı en faydalı birlik ve anlaşma unsuru olabilir. 

Birçok kadın, kocasının sırlarını kendisinden gizlediğinden, söylemediğinden yakınır. Bunun da bir sebebi vardır. Öyle birini tanırım ki, karısına bir şey anlatmış, o da başkalarına anlatınca kocası işini kaybetmişti. Erkek hayat yolunda yalnızdır, bunun için güvenecek birine ihtiyacı vardır. Ona, bu insanın yalnız siz olduğunu inandırın. Bu inancı kazanmak sizin için büyük bir iltifattır. Eğer kazanmak istiyorsanız kocanızın güvenini asla sarsmayın. 

Nasıl ki sizin gibi ruh doktorları hastalarına yardım ederler, evli karı-kocalar da birbirlerine öyle yardımcı olabilirler. Eşlerin birbirlerine sükûneti, akıllılığı ve sergilediği sevgi gösterisi onları tekrar hayata bağlar. Şunu unutmayın; en güç durumlar bile karşılıklı dinlemek yoluyla çözümlenebilir. 

Eşler yaptıkları en ufak şey için bile birbirlerine teşekkür etmelidirler. Mesela, gömleğini ütülesem, sökük bir düğmesini bulup diksem, o yokken evi idare etsem, hep ondan teşekkür beklerdim. Onun “teşekkür ederim” sözü ile bana olan ihtiyacını anlar, takdir edildiğimi görürdüm. Onun bu bir çift sözü, yoldaki trafik işaretine benzetirim. Size doğru yolda olduğunuzu gösterir. 

Her ne kadar, bir bakış, ya da bir dokunuş sözden daha büyük anlam taşırsa da, şu sözü unutmayın: ‘Seni seviyorum.’ Bu sihirli cümleyi sık sık söyleyin. Göreceksiniz aranızda her şeye karşı dayanıklı, sağlam bir bağ kurulacaktır. Onun getirebileceği birlik ve anlaşma havası, kötü anlarınızı dayanıklı, iyi anlarımızı ise şimdiden daha mutlu kılacaktır.” 

 

Yorumlar

(15)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mehmet Erdeme Cevap Sahin

12 Aralık 2020 15:20

Ah Mehmet kardesim Ah Haline üzüldüm gecmis olsun . Senin gibi niceleri var . Mehmet im hic düsündünmü bosanan kadinlarin ilk isi nafaka davasi acmalarini Istanbul sözlesmesinde israr etmelerini .Katilmasamda kadin demek Eksik diye bir söz var eskiden cok söylenirdi . Simdi kadin korkusundan söylenmiyor Her neyse Mehmedim belki bilmiyorsun Bunun birde Dis gücler ayagi var . Asil tehlikeli olan budur Mehmedim Izah edeyim biliyorsun Bati ülkeleri Avrupa bize hep vize uygular oralara gitmemizi engellerler . Bunuda o ülkelerin Erkek siyasetcileri yapar kadinlar öyle pek yapmazlar . Nedeni aslinda cok ayri bir sebeptendir Mehmetim Cünki Batili Avrupali kadinlar Türk erkegi hayranidir bizim kara kalin kaslarimiza pos biyiklarimiza hatta badem biyiklarimiza hafif göbegimize köstek köstek yürüyüsümüze bayilirlar hayrandirlar Bunu bilen cubuk gibi uzun soluk yüzlü kavun a benzeyen Trampa da benzeyen erkekleri Türkler e vize vermezler korkulari ondandir . Bilirlerki vize kalkarsa Batiya baska anlamda Türk erkegi istilasi sarar Batili kadinlar cok memnun olur . Yeteki sen benimle ol varligim Türk varligina armagan olsun Demezlerse ben ne olayim Mehmedim yeterki vize kaldirilsin eger o nafaka isteyen kadinlar beni birakma diye aglayarak yalvarip kuru ekmek getirsen yeter raziyim diye göz yaslarina bogulmassa ben gene ne olayim Mehmetim Sabret vize her kalka bilir bütün Avrupa ülkeleriyle iyi iliskiler icindeyiz oradaki kadinlarda siyesete karisiyorlar akillari baska yelerde olsada vize kalkacak belki yarin belki yarindanda yakin Mehmedim

Ali rıza

5 Aralık 2020 20:09

İstanbul sözleşmesi oldugu müddetçe, bu ulkede huzur guven sadakat diye bir sey yoktur. 

Hunat Hatun

5 Aralık 2020 17:49

Sayın yazar nerede yaşıyorsunuz.Kendimi bildim bileli müslüman Türk hanıfendileri eşlerinin kıymetini ziyadediyle bilmişlerdir.Zira bunun acısını hala çekiyoruz.Çekin lütfen elinizi gözünüzü kadınlarına üzerinden  

Firuze

5 Aralık 2020 17:18

Adam karısına karşı iyiymişde ondan değerini bilemedim diyor. 

Mustafa

5 Aralık 2020 17:15

Soyumuzu kurutuyoruz suyumuzuda kurutuyoruz. Haftada bir banyo yapanlara ne oldu ki günde iki üç kere duş alır hala geldik. Bu temizlik değildir hastaliktir zaruyet olmadıkça iki günde bir düş normal anormal olan günde iki kez duş. Susuzluk ve Orman yangınları. Neden ormanlara yagmur toplama göletleri yapılmaz. Yangın esnasinda kullanmak, yaban hayvanlarını sulamak veya ateşin aşmasına engel su havuzları. Dereleri nehirleri derinleştirin genişletin ama istinat duvarları yapmayın.,! Nekadar su dere nehir ve çay yataklarında tutulursa okadar suyumuz ve balığımız olur.  

Mehmet Çamdere

5 Aralık 2020 16:52

Hanımlar ve Beyler, Ev hanımları çalışmıyor mu? Annelerimiz ve Nenelerimiz köylerde çalışmıyorlarmıydı? Elbette erkekle birlikte bağda bahçede her işte çalışırdı. Erkekle kadını karşı karşıya getirip yarıştırmanın kime ne faydası var? Herikisi bir bütünü oluşturan en üstün varlıktır. Her ikisi her yaşta birbirine ihtiyacı olan birbirini tamamlayan bireylerdir. İster ev kadını ister çalışan kadın olsun insan denen varlığın yarısı.  

ceyda

5 Aralık 2020 14:50

Birazda erkeklere öğütler verin. kadınlar hep alttan alan ezilen olmasın yok kadın kocasını bunaltıyormuşta bilmem neymiş. .Sevgide saygıda karşılıklıdır kocası anlayışsız bir adammış.Adam kadına saygı duymuyor bunaltıyor kadınında canına tak etmiş demekki .Bir de çalışan kadınlar var .Onlar ne yapsın ?

Dursun Menekşe

5 Aralık 2020 14:02

Halkın dertlerine çare için bir hotline (acil öğüt servisi) kursanız fena olmayacak 

Salih

5 Aralık 2020 13:55

Sanki aşkı memnu dizisinden sonra toplumda bazı konular dahada arttı gibi

Okumusumuz bu

5 Aralık 2020 13:12

Kadinlari katledenler erkekler sen erkeklere ögüt ver kadinlara degil Senin gibi biri halen olan bitenin sorumlusu olarak kadini görüp ona nasihat ediyorsa bu cinayetlerin sonu gelmez

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle