--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dünyanın temeli: İYİLİK TERAPİSİ

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
8

Sessizce yapılan iyiliğe bencilliğimiz daima karşı çıkar. Nefsimiz duyulmak, beğenilmek, takdir edilmek ister. Eğer bu zaafımızı yenmeyi başarırsak, gizlice yaptığımız iyiliklerden daha büyük bir mutluluk duyarız. Her şeyden evvel yardım ettiğimiz kişinin gururunu incitmemiş oluruz. 

İyilik yapmak için her zaman boş vakit veya paraya ihtiyaç yoktur. Sadece dikkatli bir göz ve anlayışlı bir kalp yeter. 

Bir arkadaşımın ilgi çeken bir alışkanlığı vardır: Politikacılara ve devlet adamlarına cesaret verici mektuplar ve mesajlar yazmak. Teorisi de şu: Bizi idare eden büyüklerimiz takdir dolu bir mesaj aldıklarında, çoğunlukla karşılığında bir iş bekleyenin imzasıyla karşılaşırlar. Yani onlardan bir karşılık beklerler. Veya mesaj yazan, tenkit etmek, içinde biriken öfkeyi boşatmak amacıyla kalemi eline alır. Niye biraz da takdir dökülmesin kalemlerimizden? Hem de karşılığında bir menfaat beklemeden...

Şunu unutmamak gerekir ki, iyiliği kendimizi tatmin için değil de, iyilik ettiğimiz kişiyi mutlu kılmak için yapıyorsak, ancak o zaman ona “iyilik” denebilir.

İYİLİK YAPAN MUTLU OLUR

Bizim inancımızda da kültürümüzde de iyilik yapma, derdi olana yardım etme, aça ve muhtaca verme, sıkıntısı olanın sıkıntısını giderme tavsiye edilmiştir ve ecri büyüktür. Şimdi de bakıyoruz iyilik etme ruh sağlığımıza fayda veriyor, iyilik ederken aslında kendimize de iyilik yapmış oluyoruz.

Araştırmalara göre; vermekte cömert olanların gerçekten de daha iyi duruma geldiklerine dair güçlü kanıtlar mevcuttur. Harvard Üniversitesi ile British Columbia Üniversitesi’nden araştırmacılar “mutluluğu” rakama döktüklerinde, kişinin sadece kendisi için para harcamasının o kişide neredeyse hiçbir fark oluşturmadığı halde başkaları için harcamasının mutlulukta ciddi bir artışa sebep olduğunu tespit etmişler. Diyorlar ki:

“İnsanlar zamanlarını veya paralarını inandıkları bir davaya adadıklarında problem çizen kişilere dönüşür. Problem çözenler seyirci kalan kişilerden ve bir olayda mağdur durumunda olanlardan daha mutludur.” 

Gerçekten yardım etme ruhu ve iyilikseverlik kişide terapi etkisi yapmaktadır. Bu tespit birçok çalışmada ortaya çıkmıştır:

• Yüksek fedakârlık gösteren kişilerde endorfin denilen mutluluk hormonu salgılanmaktadır. Bu hormon ise insanların daha huzurlu ve mutlu olmalarını, bağışıklık sistemlerinin güçlenmesini, rahatsızlıklardan daha çabuk iyileşmelerini sağlamaktadır.

• Son araştırmalar iyilik yapmanın insanların genlerinde bulunduğunu göstermiştir. Yani insan yaradılışına uygun davransa yaradılışı onu iyiliğe sevk edecektir.

• İyilik yapmayı sevenlerin daha uzun yaşadığı tespit edilmiştir.

• Vermek hayatı renklendirir; heyecan, enerji ve zevk verir. Strese iyi gelir. Depresyona yakalanmayı zorlaştırır.

• Vermek ve iyilik yapmak kendine güveni artırır, yaşam deneyimi ve birikim sağlar.

İnanın bu güzel eserdeki önerileri uygulayanlar çoğaldıkça insanlarımız ve giderek toplumumuz daha huzurlu, daha mutlu olacaklardır.

Anadolu’da sevgi kalpli dostların iyilik grubu kurduklarını ve faaliyetlerle birbirlerini teşvik ettiklerini gördüm. Bazı etkinlikleri şöyle:

*Köy okullarına kitap ve malzeme gönderiyorlar.

*Annemiz, babamız ve yaşlı akrabalarımız hayatta ise arayalım, ziyarete gidiyorlar.

*Huzurevinde yaşlılara uğruyorlar, ihtiyaçlarını gideriyorlar.

*Küskünlüklere veda etme kampanyası başlatmışlar.

*Bir çocuğu camiye alıştırma hedefleri var.

* “Çaya şeker atmayalım, tuzu kısıtlayalım” diyorlar.

İyilik yapmayı ve vermeyi, başkasına yardım etmeyi, insanların acılarını dindirmeyi kendine hedef edinen tüm fedakâr insanlara selâm olsun. Hayatımız inanın böyle daha güzel olacaktır.

Kısacası vermek, iyilik yapmak sadece karşı tarafa değil yapana da fayda sağlamaktadır. Kişiye sağlık, mutluluk ve neşe; hayatına anlam ile bolluk ve bereket getirir.

 Mutlu olmak istiyorsak mutlu etmeyi öğrenmemiz gerekecektir. Bu da iyilik ve verici olmakla olur. Ancak bunları yaparken saygılı ve alçakgönüllü olmalı; sevecenlikten ve güler yüzlü olmaktan vazgeçmemelidir.

İyilik yapmayı ve vermeyi, başkasına yardım etmeyi, insanların acılarını dindirmeyi kendine hedef edinen tüm fedakâr insanlara selâm olsun. 

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ali erkan

7 Ekim 2023 21:08

Doktorum çok iyi bir tespit yapmışsınız. İyilik Yapmak kalbe iyi gelir, beyin iyilik yapmayı serotonin, dopamin salgılayarak öldürülendirir. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Yarım Hurma ile de olsa iyilik yapınız buyurur, tebrik ederim.

Uğur

7 Ekim 2023 11:20

Hocam sağ olun. Allah insanların mutluluğa erişmesini sadece kendilerine bağlar, dolayısıyla sadece kendi inanmaları ve düzgün davranmalarına. Allah bunu Kur'an'da çeşitli şekillerde sürekli hatırlatır. Ama maalesef mutluluğu hiç alakasız olarak geçici keyifler ve tatminlerde aramayı ve acılara ve zorluklara sabırsızlık etmeyi bırakamıyoruz, bu şekilde geçici keyif yoklukları ve acıları sadece huzursuzluk ve mutsuzlukla katmerliyoruz. Bildiğim kadarıyla en kesin ve bariz sosyal iyilik muhtaçlara maddi yardımdır, özellikle gizli olanı. Ayrıca insanlara genel olarak güzel davranmaktır. Ama ayrıca Allah yolunda düşmana karşı çekişme/mücahede/cihaddır. Ve iyilik asla başa kakılmamalı ve eziyete de bahane edilmemelidir, yoksa iyilik olmaktan çıkar. Sözle desteklemek ise yanlış anlaşılabiliyor, ama özellikle arkadaşınızdan naklen anlattığınız mantıkla ben de bazen onu yapıyorum. Ben de insanları güzel işlerinden dolayı bazen övüp destekleyegeldim. Bundan dolayı hepsi olmasa da çoğu şımarıp ispatlıyorlar ki övgüyü ve desteği hak etmemişler. Ayrıca sanıyorlar ki biz onlardan bir şey beklermişiz de yağcılık edermişiz. Bu yüzden beni dalga malzemesi edinip en alçakça kötülükleri yapanları bile oldu. Meğerse onların düzgün sandığım davranışları aslında gösterişten ibaretmiş ve kendileri de kötü kimselermiş. Ve benzer bir sebeple hele hele siyasetçilerimize artık destek mektubu hiç yazmam, şayet onlara aynı esnada çuvaldızı da sert sert batıracak değilsem. 9-10 sene kadar evvel, yani asıl zor zamanlarda cumhurbaşkanlığına destek mektupları yazdım, CİMER'deki memurlar alay eder gibi cevap verdiler. Üslupları alay eder gibiydi. Cumhurbaşkanımız bence düzgün bir kimsedir ve kesinlikle Türkiye'deki müminlerin imamıdır, ama mektubum ona ulaşmıyor, böyle şımarık memurlara ulaşıyor, onlar da sadece dalga geçiyor ve cumhurbaşkanının kendisini ve onun arkadaşlarını ise dinsiz Zilletçi zenginlere karşı sözde tedbirlilik adına benim gibi kendi mümin taraftarlarına yüz vermemeye, laikimsi/ateistimsi görünmeye teşvik ediyor! Çünkü bu memurların kendileri de mümin değil, zenginler gibi laiktir, açıktan veya gizliden. Ayrıca o yıllardan beri çok şeyler değişti. Artık bizim taraftaki ileri gelen siyasetçilerin de fazla fazla övücü destekçileri var, koltukları kabardı. Daha da fazla şımartılmaya ihtiyaçları yok. Yağcılarla yetiniyorlar, özellikle modern güçlü laik bazı kadınlarla ve ayrıca onların da yalakalarıyla. İleri gelenler dışındaki siyasetçileri ise tanımıyorum, ama bildiğim kadarıyla çoğu zengin kesimden, sözde temsil ettikleri bizlerle alakasız kimselerdir, CHP ve Gül-Davutoğlu tarzındadırlar. Sözde iyilik etmek adına böylelerini destekleyerek yalan söylemek ve yağcılık etmek istemem, çünkü bu durumda yerilesi insanı kasten veya en azından yarım kasıtla övmüş ve böylece yalan atıp kötülük etmiş olurum.

Sosyalist

7 Ekim 2023 09:37

İnsanlara iyi olun, iyilik yapın demek güzel. Ama boş. Çünkü bizi kuşatan sistem tersine çalışıyor. Bencil, bireyci ol. Zenginleş, mal, mülk sahibi ol, bunun için ne gerekiyorsa yap diyor. Böyle olunca insanlar birbirlerine iyilik değil günahlarını bile vermiyor. Memleketin yarısı mal, mülk,toprak, miras anlaşmazlıkları içinde birbirine düşman. Kardeşler arasında bile öyle husumetler var ki. Hepsi kapitalizm ve onun varettiği toprakta yeşeren kapitalist kültür yüzünden. Rekabet, yarışma hayatın gerçeği. Herkes bir diğerini yarışta geride bırakılması gereken rakipler gibi görüyor. Bütün bunları görmez ve kapitalizmi hedefe koymazsanız, bataklıkta sivrisinek avlarsınız. Kimse iyi olun diyerek iyi olmuyor sayın yazar.

Uğur

7 Ekim 2023 11:26

Ben kapitalizmi hedef alıyorum, ama senin sosyalist kardeşlerin burada ve her yerde bana saldırıyor ve sövüp sayıyor, çünkü sosyalistler sosyalizm adına Türkiye'ye karşı ve gerçekten kapitalizme düşman olan müminlere karşı NATO'yu destekliyorlar. Ve çoğunu zaten Soros vb. üzerinden NATO fonlayıp maaşlandırıyor.

Uğur'a cevap (sosyalist)

7 Ekim 2023 16:02

öncelikle solcu var solcu var. Emperyalizme ve kapitalizme karşı olan kişiye sosyalist denir. Fabrikalar, bankalar, tarlalar gibi üretim araçlarının özel kişilerin değil toplumun elinde olması gerektiğini savunan kişiye sosyalist tanımlamasını hakeder. Bu noktayı gözden kaçırmamanızı öneririm. Kapitalizmi hedef aldığınızı belirtmişsiniz, yukarıda yaptığım tanıma, yani üretim araçlarının kamusal mülkiyete geçirilmesine, üretimin kar değil insan odaklı yapılması gerektiğine inanıyor musunuz peki? Özelleştirmelere karşı mısınız? Eğitim, sağlık ücretsiz olsun ve herkes eşit olarak bundan yararlansın diyor musunuz? Rekabete, miras hakkına karşı mısınız? Kapitalizmi hedefliyorum demek kolay, ama yukarıda belirttiklerimi kabul etmeden bu içi boş bir söz olur. Çünkü kapitalizmin can alıcı damarı özel mülkiyettir. Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet. Yani sosyalizmde Cengiz Holding, Koç Holding, Sabancı vs. vs. olmaz. Onlar da ancak emekleriyle yaşarlar. Kimse servet biriktiremez, uçakları, yatları, katları, milyonlarca doları olamaz. Kamusal kaynaklar halkın yararı için kullanılır. Bunlara evet diyor musunuz? Sanmıyorum. Savunsanız AK Partiye de karşı çıkmanız gerekirdi. NATO'nun ve Soros'un canı cehenneme. Peki siz NATO'ya üyeliğin bitmesini, Amerikan üslerinin ülkeden kovulmasını destekliyor musunuz? Körfez sermayesinden fonlananlara da karşı mısınız? Öyle ezbere konuşmayın rica ederim.

Uğur

7 Ekim 2023 20:38

Ben elbette bütün holdinglere karşıyım. İslam'da ve yani aslında gerçek ekonomik düzende imkanı geniş kimseler olsa da zenginler sınıfı (mütrefîn) olmaz, hele hele devletten nemalanarak sahte özel sektör adına devlet gibi zengin olan holdingler hiç olmaz. Senin hayalindeki teorik hikaye ve şemaya uymasa da gerçek hayattaki gerçek sosyalistler ise tam da o holdinglerden maaş alıyorlar ve benim gibi gerçek kapitalizm karşıtlarını yok etmek için onlardan emir alıyorlar. "Yok etmek" derken abartmıyorum. Beni gerçekten hem medenî olarak hem de bedenen yok etmeye çalışageldiler, bunu yapageldiniz. Çünkü siz sosyalistler hayallerinizde ve daha doğrusu kasıtlı yalanlarınızda kapitalizm karşıtısınız ve gerçekte ise kapitalist holding patronları tabakasından fonlanıp maaş alıyorsunuz ve onlara kulluk ediyorsunuz. Kusura bakma, siz sosyalistlerin her şeyiniz işte böyle en çirkin yalandan ibaret. Sen böyle sosyalistlerden değilsen, o zaman önce mevcut sosyalizme dair bu gerçekleri kabul edersin, ardından bu şartlar altında kendine sosyalist yerine başka isim verirsin, en azından yeni bir sosyalizm türü iddia edersin, çünkü günümüzde sadece "sosyalist" denince komünistler ve sosyal demokratlar anlaşılır ve işte bu sosyalistlerin hemen hepsi böyledir. Perinçekçiler hariç gibi görünüyorlar, ama onlar da Çin devleti ve Rus devleti denen anonim şirketler için aynısını yapıyorlar.

Sedat Bakır

7 Ekim 2023 08:21

Aleykümselam, yazınızı zevkle okudum. Çok teşekkür ederim ellerinize aklınıza sağlık

Hakkı GÖZETEN

7 Ekim 2023 04:38

Saygıdeğer Sefa Hocam. Anadolumuzun en sevilen erenlerinden Yunus Emre der ki: "Biriktirdiğin değil, paylaştığın senindir." Yürekler Arası Mesafeyi kısaltmak ne güzel şey !..

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle