Dünyada olmanın anlamı
Dünyaya farkında bile olmadan geldik, yaşamaya devam ediyoruz. Ancak bugünlerde insanlık tarihinde görülmemiş bir virütik hastalık salgını var ve çember giderek daralıyor, giderek yakınlarımıza doğru geliyor. Her gün yeni ölüm haberleri alıyoruz. Böyle moralimizi bozan rahatsızlıklar, sıkıntılar ve olumsuzluklar karşısında “dünyanın bir anlamı olması gerek” diyoruz ve bu anlama inanmanın rahatlatıcı etkisi ile ancak içimiz ferahlıyor, kalbimiz huzur doluyor.
Aslında her insanda, ateist olanlarda bile derinlerde yatan olabildiğince mantıkdışı görülebilecek gizli inançlar vardır. Öldükten kısa bir süre sonra unutulacağımızı bilsek de yerimizin doldurulamayacağına inanmaktan hoşlanırız ve bu inanca karşı koyamayız. Çoğumuzun, geçici de olsa, gerçekte olduğundan daha önemli olduğumuza ilişkin büyüklük saplantıları bulunmaktadır. Hâlbuki ne kadar toplumda yer etmiş de olsa, ünü de bulunsa kişiler kısa bir süre sonra, yakınları tarafından dahi unutulmakta ve hayat devam etmektedir(*). “Mezarlıklar kendilerini yeri doldurulamaz zanneden kişilerle doludur” sözü boşuna söylenmemiştir.
Bu yüzden hayatın anlamını araştırmak, hayatımıza anlam katan inançlarımızın olması çok önemlidir. Araştırmalar hayatımızı anlamlandıran belli başlı yedi kaynağın olduğunu göstermektedir(**):
*Yakın dostlarımızın, akrabalarımızın, arkadaşlarımızın olması. Başkalarını desteklemek, yardım etmek, yardımcı olmak ve başkaları tarafından desteklenmek, büyük bir mutluluk ve güçlü bir anlam kaynağıdır. Burada bir topluluğun parçası olmak, özellikle bir cemaate veya arkadaş grubuna sahip olmak önemlidir.
*Elbette geniş dostluklarının olması iyidir ama bir eş ve çok yakın arkadaş da gereklidir. Kişi böylelikle dertlerini, özel sırlarını güvenle açabilir; başarılarını, düşüncelerini ve hedeflerini paylaşabilir.
*Kişinin ulvi hedefleri, yüce gayeleri, sorumlulukları ve uğraşları olmalı, bunlara odaklanmalıdır.
*Bir hedefin takip edilmesi ve sonuçlandırılarak başarılması önemli bir moral ve anlam kaynağıdır.
*Kendini olduğu gibi kabul etmek, hayattaki yetersizliklerine değil de olumlu yönlerine odaklanmak memnuniyet hissini artıracaktır.
*Adaletli davranmayı şiar edinmek, itibar edilen birey olmak da önem taşır.
*En ehemmiyetli ve vazgeçilmez olan anlam kaynağımız ise Allah’a inanmak, ibadet ve O’nu anmakla meşgul olmaktır. Böylelikle tercihimiz olmadan geldiğimiz ve istemesek de ayrılacağımız hayat anlam kazanır. Çevremiz, tanık olduğumuz olaylar, insanlar ve dünya bize anlamlı bir pencereden görünür.
TESETTÜRLÜ HÂKİME
CHP eski milletvekili Fikri Sağlar, tesettürlü hâkimelerden rahatsız olmuş. Onlar tarafsız ve adaletli olmayabilirlermiş. Böyle bir hâkimenin kendisini yargılamasını istemezmiş.
Bu nasıl kafa anlamak mümkün değil. Adalet, kişinin başını örtmesiyle neden kalksın ki? Başındaki örtüyü kaldırmasıyla hâkime adil mi olacaktır?
Aksine dinimizin emirlerine uyan bir hâkimenin daha objektif ve adil olması beklenir. Bu tip laikçi kafaların hanımların kıyafeti ile bu kadar uğraşmaları şaşkınlık veriyor. Yetişmiş, muteber görevlere yükselmiş kadınlara neden kıyafet dayatması yaparlar tuhaf ve garip.
Ancak bu mebus eskisine güzel bir cevap veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da tebrik ediyor, gösterdiği bu hakkaniyetten dolayı teşekkür ediyoruz.
EBUBEKİR SİFİL HOCAMIZIN YANINDAYIZ
Ahir zamandayız. Dinimizin sahibi kalmamış, önüne gelen dindarları incitecek sözler edebilmektedir. Yazar müsveddeleri dini değerlerimizi aşağılamakta, dinen kutsallarımızla alay edebilmektedir. Bu din karşıtı kişilere “Bari o zaman cenazelerinizin camilerden kalkmasını istemeyin” diyen Ebubekir Sifil hocamıza nasıl da saldırıyorlar ibretle izliyoruz.
*Sahte Peygamberler Yalan Cemaatler, Anthony Storr. Okuyanus Yayınları
**İkinci Dalga Pozitif Psikoloji, Kaknüs Yayınları







