--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dindarlar daha mutlu

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı

Yakın zamana kadar psikoloji ve psikiyatri maneviyata karşıydı ve dinin küçümsenmesi, yok sayılması hatta toplum için zararlı görülmesi bile söz konusuydu. Öyle ki Sigmund Freud, dinî mistisizmi “çocukça bir acizlik” ve “zihnin bebekliğe takılması” olarak nitelendiriyordu.

Yıllar önce bir psikiyatri kongresinde “din ve ruh sağlığı” konusunda panel düzenlendiğini görünce heyecanlanmış ve merak içinde dinlemek istemiştim. Öyle ya hastalarımızın tedavisinde maneviyattan yararlanabilirdik. Beklentim böyleydi.

Ancak sonuç tam bir hayal kırıklığı idi benim için. İslâmiyet’in nasıl insanları hastalığa sürüklediği, dinin modern dünyada yeri olmaması gerektiği şeklinde konuşmalar yapıldı. Ancak yenilerde Freud zihniyetinin aksine inanca ilgi ve yakınlığın başladığını görüyoruz. Özellikle psikolojide “pozitif psikoloji” denilen dal tamamen insanı insan yapan erdemleri inceliyor. Tabi bu incelemeleri bilimsel metotlarla yapıyor. Artık sadece hastalıkları ve problemleri giderme değil insanın iyimserlik, fedakârlık, mutluluk, diğergamlık, sorumluluk, güven, inanç, huzur, sabır, maneviyat, güzel ahlâk, yardımseverlik, merhamet, olgunluk gibi olumlu yönlerini güçlendirme de psikolojinin hedefleri arasında.

Pozitif psikolojinin objektif olarak incelediği konulardan biri de dine bağlı olmak, yani dindarlık. Araştırmalara göre; düzenli olarak ibadetlerini yerine getiren insanların daha mutlu olduğu ortaya çıkıyor.

Bunun çeşitli sebepleri var. Ancak dört faktör öne çıkmaktadır: İlk olarak din, insanların hayatta anlam, gelecek için iyimserlik ve ümit bulmalarını sağlayan tutarlı bir inanç sistemi sunmaktadır. Kaçınılmaz olan ölüm yalnızca inanmak ile anlam bulmaktadır. “Niçin dünyaya geldik? Yaşamın gayesi nedir? Ölümden sonra ne olacak?” gibi hayati soruların cevabı dindedir. Dinî inanç sistemleri insanların her şeyin düzen ve intizam içindeki kâinattaki yerlerini anlamalarını; olumsuzluklara karşı koymaya, streslerle başa çıkmaya ve hayatı süresince meydana gelen kaçınılmaz kayıplara anlam vermelerini ve bu zorlukların çözüme kavuşacağı öbür dünya için iyimser olmalarını sağlar. 

İkinci olarak, dinî merasimlere rutin olarak katılım ve dindar bir topluluğun parçası olmak, insanlara sosyal destek sağlamasının yanı sıra yakınlık ve aidiyet ihtiyaçlarını karşılar. Kendilerine ve topluma güvenlerini artırır.

Üçüncüsü, dine katılım çoğu zaman evlilikte sadakat, aile birliği, fedakârlık, yeme ve içmede ılımlılık, tevazu, affedicilik, Allah’ın verdiği nimetlere şükran duyma ve sevecenlikle karakterize edilen erdemli (faziletli) davranışlarla ve çok çalışmakla nitelendirilen bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı yaşam biçimleriyle ilişkilendirilmektedir.

Dördüncüsü, ibadet etmek, dua ve zikir etmek, ibadethanelere gitmek ve cemaatle Allah’a yönelmek ve benzeri dinî ve manevi uygulamalar sevinç, huşu, sevecenlik ve coşku gibi olumlu duygular doğurur, mutluluk verir. Sıkıntılı anlarda Yaradan’a sığınma, O’ndan yardım isteme rahatlatıcıdır. Bayramlar, dinî özel günler (kandiller gibi) yine toplumda birlik ve kardeşlik ruhunu, barış ve dayanışmayı artırır. 

Tabi bu araştırmalar Müslümanlar üzerinde yapılsa idi daha şaşırtıcı neticeler alınırdı. Ancak şu sonuç çıkmaktadır: İnanan insan daha mutlu, daha sağlıklıdır ve daha uzun yaşamaktadır. 

 

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle