Darwin’e İsyan
David Gelernter, Yale Üniversitesi’nde bilgisayar profesörü olan ve çeşitli konularda yazdığı kitaplarla tanınan ünlü bir bilim insanı ve sanatçı. Katıldığı tartışmalarda artık başta türlerin kökeni olmak üzere açıklanamayan pek çok nokta olduğunu söylediği evrim teorisine inanmadığını haykırıyor.
Gelernter karmaşık olan dünyanın tasarımında yüksek bir zekâ olduğunu gördüğünü söylüyor. Ona göre bilim alanı ideolojik bir bükülme ele geçirmiş ve evrim teorisi adeta bir din gibi algılanıyor. “Öyle ki” diyor ve ekliyor:
“Evrim dini, ebeveynler tarafından çocuklara her şeyden daha çok kazandırılıyor. Gençler küçük Darwinistler olarak yetiştiriliyor. New Haven’da koşarken gördüğüm çocukların hepsi Darwinist. Sınıfımdaki öğrenciler, hepsi Darwinist. Bu gelişmeden umutlu değilim.”
Gelernter’e göre evrim teorisi zor soruları açıklamaktan uzak. Bu noktada Gelernter, Kambriyen patlamasını Darwinizm’in karşı karşıya olduğu aşılmaz bir sorun olarak işaret ediyor. Bunun sebebi olarak fosil kayıtlarının; ilk hayvanlar dâhil olmak üzere çarpıcı bir dizi yeni organizmanın, fosil kayıtlarında sadece 70 milyon yıl boyunca aniden ortaya çıkmasını gösteriyor. Ondan önce ise canlılar tür olarak kıttı. Profesöre göre bu, Darwin’in “yeni yaşamın ortaya çıkması” beklentisiyle doğrudan çelişiyor.
Darwin’in teorisini birçok yönden eleştiren Gelernter, teorinin temel sorununun ise moleküler biyoloji olduğunu da söylüyor. Teknolojideki ilerlemelere dikkat çekiyor ve rastgele mutasyon artı doğal seçilimin, yeni ve karmaşık yaratıklar üretme konusundaki çıkmazı işaret ediyor. Bu noktada şans eseri, tesadüflerle sadece yeni bir protein üretmenin bile ne kadar zor olduğunu açıklayan Gelernter, bir bilgisayar bilimcisi olarak ve eldeki sayılara göre bunun imkânsız olduğunu da sözlerine ekliyor.
Bütün bunları vurgulayan Gelernter, bilimsel literatürde “erken gelişmeyi etkileyen bir mutasyon” örneğinin bulunmadığına da dikkat çekiyor. Başka bir deyişle, rastgele şans ve mutasyonların yaşamın engin karmaşıklığının arkasındaki itici güç olduğu fikri, bilimsel olarak imkânsız olmasının yanı sıra bilginin de imkânsızlığını getirdiğini söylüyor. Ona göre; Darwinci evrim DNA kodlamasının karmaşıklığı da dâhil olmak üzere hücrelerin karmaşıklığını açıklamakta yetersizdir.
Gelernter evrim teorisinin neden din gibi algılandığını, mevcut denilen kanıtların özgürce tartışılması gerektiğini, bu aşırı bağlılığı aşıp yeni fikirlere geçmek gerektiğini, Darwinizm’in kutsal bir inanç sistemi olmadığını da kaydediyor.
Darwin’in teorisi, yaşam formlarının ortak bir atadan geldiğini ve “rastgele, kalıtsal çeşitlilik ve doğal seleksiyondan” etkilendiklerini varsayar. Darwin ayrıca, bu tür süreçleri yüz milyonlarca yıl boyunca körü körüne işleyen gibi tasarladı. Bu iddia, Gelernter’in matematik ve moleküler biyolojideki ilerlemeler açısından mümkün olmadığını düşündüğü bir ihtimaldi: “Doğa, deneme yanılmadan başka bir strateji olmaksızın, yaşamı, giderek daha karmaşık hale gelen yaşam formlarını ve nihayetinde (bildiğimiz kadarıyla) evrende benzersiz olan insan zihnini gerçekten de şapkasından çıkarabilir miydi?”
Darwin’in teorisi yerel koşullardaki küçük ayarlamaları açıklayabilirken, yeni türlerin ortaya çıkışını etkili bir şekilde açıklamıyordu.
Şu sonuca vardı:
“Evreni Allah yaratmıştır ve insanoğlunu buraya bir amaçla yerleştirmiştir. Darwin bu konuda ya da diğer önemli hiçbir dini konuda bir şey söylemez.”
Evet, Darwin’in insanlığın başına bela ettiği evrim teorisinin çıkmazını gören ve mantık dışılığının farkına bilim insanlarının sayısı hızla artıyor. Gelernter de bunlardan biri.







