Darbe profesörü
Sözünü edeceğim kişi Prof. Dr. Osman Özsoy. Çalıştığı vakıf üniversitesinden 2 yıl kadar önce kovulmuştu. Prof. ise şunu demişti: “Üniversitede düşünceye tahammül yoktur, fikir hürriyetim engellenmiştir. Bir üniversite hocasının düşüncelerini söylemesi suç kabul edilmiştir.”
Tabii insan merak ediyor “düşünce hürriyeti” kapsamında değerlendirilmesini istediği sözleri nedir diye. O zaman fitneci paralel tv’lerdeki konuşmalarına bakılırsa insanları yönlendirme ve toplumda karışıklık çıkarma gibi konularda uzmanmış. “Yapmam ama..” diye aba altından sopa göstererek ülkeyi psikolojik harp ile çatışmalara sokmanın ilmini bildiğini iddia ediyordu.
Sayın profesörün o çok önemli, ülkemize değer katacak, belki de uçuracak düşüncelerini açıkladığı yol ise twitter imiş.
O zamandan beri paralelin iğrenç ağzı ile hakaret, tehdit mesajları yolluyor. Baştan aşağı Cumhurbaşkanımıza, başbakanımıza, Ak Parti ile sivil toplum kuruluşlarına çirkin ifadelerle saldıran, tehditler savuran, adeta salyalı ağızla küfür eden tweetler söz konusuydu.
Üstelik bu mesajlar, diğer paralellerin de yaptığı gibi ve düğmeye basılmışçasına 17-25 Aralık yargı darbe teşebbüsünden sonra ortaya çıkmışlardı. Halbuki o sıralar Yeni Şafak’ta ve Haber7’de yıllardır düşüncelerini serbestçe yazıyordu. Hatta hocasının o iğrenç, nefret dolu bedduasını bile savunmuştu. Karışan yoktu yani. Nedense bu aşağılık, seviyesiz tweetlerden sonra görevine son verilmişti.
Sonra diğer insanları, partileri ve cemaatleri yukarıdan gören, her konuda kendini ve Fetullahçılığı dünyanın merkezi sanan, % 100 haklı sayan zihniyete sahiptiler. Zaten tüm paralel kafa yapısındakiler, fotokopi ile çoğaltılmışçasına benzer mesajlar gönderiyorlardı. Ülke güvenliği, ülke çıkarı onlar için hiç önemli değildi.
Üniversite yönetimi elbette bu fitneciyi kadrosunda tutacak değil, sözleşmesini feshetmiş.
Bu paralellerin acınacak hallerine şaşırıyorum. Hiç mi değişik fikirleri olmaz, Pensilvanya’dan gelen hezeyanları düşünmeden hemen kabul ederler?
Bir konuşmasında da 1999 depremini F. Gülen’e açılan davalara bağlıyordu bu bilim adamımız(!). Kâinat, eziyete dayanamamış ve deprem olmuştu.
Bu profesörün anladığı düşünce hürriyeti; sığ, küfürlü tehditler ve önyargılı sözler etmektir. Daha doğrusu ülkemizin istikrarının ve kalkınmasının sembolü olan Cumhurbaşkanımıza saldırmaktır. Kendilerine dikte ettirilen saçmalıkları papağan gibi tekrarlamaktır. Ve kesinlikle paralel yapılanma ve FETÖ hakkında en ufak tenkit etmeyi bırakın, edildiğinde tahammül etmemek, liderlerini yanılmaz, hata yapmaz görmektir.
Esas söyleyeceğim ise, Prof. Osman Özsoy’un darbeden haberi olduğudur. STV’de Erdoğan ve Davutoğlu’na hakaretler yağdırmış, “Bu süreci 3-5 tane yiğit adam bitirir ve % 100 bitecekler” diye tehditler savurmuştu.
Şimdi yiğit dediği korkak ve yeteneksiz adamların ordu içinde yuvalanan FETÖ’cü PDY üyeleri olduğu anlaşıldı.
Ama esas darbeden haberi olduğunu gösteren sözleri yaklaşık bir yıl önce attığı mesajlardı. Bu tweetlerde, “İsteyen herkesle iddiasına 100 bin dolarına girerim. Kesinlikle söylüyorum ki bir yıl sonra Türkiye hizmet açısından çok daha güzel olacak, inanamayacağınız kadar harika gelişmeler yaşayacağız” diyordu. “Çok güzel günler geliyor. Hizmet hareketindeki arkadaşları çok yoğun günler bekliyor” diye de ekliyordu.
Millet bunları anlamış ve tiksinmişken, yalan ve iftiralarla kumpasları açığa çıkmışken, zalim ve alçaklıkları bilinmişken ne olacak da bunlar parlayacaktı? İnanın darbeye teşebbüs edecekleri, bu çılgınlığı göze alacakları aklımın ucundan geçmemişti.
Zaten “Ben profesör olacağıma keşke bir albay olsaydım, şu an ülkeme daha çok hizmet ederdim” demesi de planladıkları darbeyi kast etmesindendi. Darbecilere akıl veriyor, yol gösteriyordu: “AKP süreci bitti. Sokağa çıkmak yasak dendi mi kimse cesaret edemez. Bunlar kuru kalabalık. % 50 desteği iplemeyin.”
Kapatılan Fatih Üniversitesi prof.unun ne üzerine uzman olduğunu anlayamadık. Bazen “tarihçi prof.”, bazen “iletişim prof.u”, kimi zaman da “siyaset bilimci” olarak kendini ilan ediyor. Ama hiç birinin olmadığı, darbeci prof. olduğu anlaşıldı.
TACETTİN ÖZEREN
Gittiği şehri kültür bahçesine dönüştüren, edebiyat ve ilim dergileri çıkaran, kitaplar yayınlayan, gençlerin üzerinde titreyen, cemaate değil cemiyete insan yetiştiren değerli vali yardımcımız Tacettin Özeren hakkında yanlışlık yapılmamasını temenni ediyoruz.







