Cemevleri neden yaygınlaştırılıyor?
Sinema oyuncusu bir hanım geçenlerde vefat etti ve cenazesi camiden kaldırıldı. Ancak bazı kişiler hemen devreye girdiler ve ölenin Alevi olduğunu söyleyip neden cemevinden kaldırılmadığını sorgulamaya başladılar.
Halbuki doğru olan buydu. Çünkü Aleviler Müslüman’dır ve ibadet mekanları da camidir. Daha sonra İstanbul Maltepe Belediye Başkanı “Ben Aleviyim ama camiye giderim” diye konuştu.
Vikipedi ansiklopedisinde cemevi, “Alevilerin zikir yaptıkları, hak ile batıl alanı ayırdıkları, ölmeden önce öldükleri, sorguya çekilip soruldukları ya da bağlama çalarak, karşılama veya semah döndükleri ibadethane” olarak tarif edilmiş.
Dikkat edilirse burada cami alternatifi değildir. Ancak tarikatlardaki tekke veya dergah benzeri bir kuruma denk gelmektedir.
Zaten Vikipedi’de, “İbadet mekânı İran, Irak, Azerbaycan, Lübnan Şiilerinde cami iken Anadolu Aleviliğinde cemevidir” gibi tuhaf açıklama vardır.
İşin ilginci bugün neredeyse camiye alternatif olarak lanse edilen cemevlerinin geçmişte bilinmediği, 1990’lardan sonra devreye sokulduğudur.
Çocukluğum ve gençliğim Alevilerle iç içe yaşayarak geçti. Samimi arkadaşlarım ve ailece görüştüğümüz komşularımızdan bir çoğu Aleviydi. Gerçi kız alıp verme olmazdı ama arada gerginlik ve geçimsizlik de bulunmazdı. Bu devlete bağlı ve barış yanlısı vatandaşlarımızın cemevi diye bir tapınaklarının olduğunu ne gördüm ne de duydum. Cenazeleri camiye getirilirdi. Gerçi beş vakit namazda camiye geldikleri pek görülmezdi ancak cumaya gelenleri olurdu.
Derken İstanbul’a geldim. Yakın zamana kadar cemevi diye bir şey duymadım. 1990’lardan itibaren duyar olduk.
Misalli Büyük Türkçe Sözlük’e bakıyorum, cemevi için şöyle açıklama getirilmiş:
“Alevilerin ayin ve toplantı yaptığı yer.”
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun yayınladığı 1992 baskı TÜKÇE SÖZLÜK’e müracaat ediyorum bu kez. İlginçtir ki iki ciltlik bu klasikleşmiş ve dilimizde kullanılan bütün kelimeleri bulundurduğu iddia edilen bu lügatte cemevi diye bir kelime veya kavram yer almıyor. Kafam karışıyor, bunun açıklamasını merak ediyorum. 10 milyon Alevi yurttaşımızın ibadethanesi olarak gösterilen cemevi sözlüklere bile girememiş çünkü.
Ancak 2011’deki baskısında, “Alevilerin toplanma yeri” diye geçiyor. Yine cami alternatifi değil de dergah veya tekke benzer kurum gibi anlam veriliyor.
Geçmişte Alevi iş adamlarımızdan Yalçın Özdemir’in yayınlanan bir açıklaması (Türkiye Gazetesi, 20 Eylül 2013) bu konuda önemli bilgiler vermektedir. Özdemir; Alevi geleneğinde cemevi olmadığını, cemevlerinin 1993’ten itibaren 28 Şubat kafası ile devlet eliyle yaygınlaştırıldığını, ancak giderek bayraklaştırılmasının AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılına rastladığını, amacın Alevi-Sünni çatışmasına zemin hazırlamak olduğunu söylemektedir.
Alevi iş adamı Yalçın Özdemir şöyle devam ediyor:
“Kızılbaşlığın kültürel, teolojik, sosyal arka planında cemevleri diye kurumsal bir yapı tarih boyunca hiçbir şekilde olmamıştır. Öyle bir yapı yoktur.”
“Cemevi Alevilerin ibadethanesidir gibi bir algı toplumda yaratıldı 90’lardan beri. Cemevleri meşale yapılarak gerginlik artırılmaya çalışılıyor.”
“Cemevlerinin olduğu mekanda olay çıktığını düşünelim, bu mekânlar Alevi-Sünni çatışmasının merkezleri yapılıyor.”
Özdemir, cemevlerinin camiye alternatif olamayacağını söylüyor. Göztepe’deki 800 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’nı ve Antalya Elmalı’daki 900 yıllık olan ve içinde mezarlığı, kütüphanesi, meydan odası bulunan Şah Abdal Musa Dergâhı’nı buna örnek veriyor. Bunlara bugünkü terminoloji ile cemevi de denilebileceğini ancak bunların dergâh olduğunu ifade ediyor. Cemevlerinin aslında tarikattaki dergâhlar gibi, tekke ve zaviyeler olduğunu belirtiyor. Bu yüzden tekke ve zaviyelerle ilgili yasakların kanunda ve Anayasa’da kaldırılması gerektiğini sözlerine ekliyor.







