Canilerin darbe teşebbüsü
1960 Darbesi esnasında daha 4 yaşında çocuktum. Babamla ertesi günü dışarı çıktığımızı ve her tarafta dolaşan askerleri sorduğumu hatırlıyorum. Derken Menderes’le ilgili acı haberler hayal meyal zihnime üşüşüyor.
Ancak 1980 Darbesi ayrıntılarıyla hafızamda. O zaman İstanbul Üniversitesi’nde asistandım. Önceki ve sonraki ortamı, olayları birebir yaşadım. Elbette her darbe kötüdür ve en kötü sivil iktidar, en iyi askeri diktadan daha ehvendir.
Bir de şimdi 15 Temmuz Darbe teşebbüsünü yaşamış oldum. 12 Eylül 1980 darbesi neden başarılı oldu, 2016’daki başarısızlıkla sonuçlandı? Bu ikisini karşılaştırarak bu soruya cevap aramak istiyorum:
12 Eylül’den önceki ülke ortamı şimdiki gibi değil çok kötüydü. Kurtarılmış semtler, şehirler, üniversiteler vardı. Asker-polis bile giremiyordu buralara. Her gün onlarca kişi öldürülüyor, güvenlik güçleri engellemek bir yana faillerini tespit bile edemiyordu. Şimdiki gibi PKK terör örgütü ile değil sağ-sol kavgasından insanlarımızı kaybediyorduk ve ölen sayısı devamlı artıyordu. Halk artık askerin yönetime el koymasını bekler olmuştu.
Enflasyon çok yüksekti. Şimdi ise 10’un altında. Ekonomi o zamanki gibi bozuk değil.
İletişim ve ulaşım araçları şimdiye oranla çok kısıtlıydı. Askeri idare TRT’ye el koymakla haber kaynağına hakim olmuştu. Ancak şu an yüzlerce televizyon ve radyo kanalı var, gazete ve internet siteleri ise neredeyse sayısız. Ayrıca o zaman olmayan twetter, face-book, SMS, what-shap, cep telefonu gibi yaygın iletişim araçları ile insanlar seri halde haberleşiyor ve kitle eylemlerini örgütleyebiliyor. Asker bunların hangi birini engelleyecek ki?
Cumhurbaşkanımızın 4.5 G ile cep telefonundan televizyonlara bağlanarak halkı sokağa çağırdığında darbeciler çaresiz hale gelmişlerdi.
1980’deki darbe hiyerarşi içinde olmuştu, şimdiki ise Ordumuza sızmış Fetöcülerin eylemi idi. Fetöcüler ise deşifre olmuş, sevilmeyen, nefret edilen iğrenç ve narsist bir kesimdi üstelik. İstanbul 1. ordu komutanının darbe teşebbüsüne katılmayışı, meşru iktidardan yana tavır alması darbecilerin moralini çökertmiş, teslim olmalarını çabuklaştırmıştır.
TRT’yi basarak zorla okutulan “Yurtta Sulh” bildirisi ise 1980’dekine oranla taklit ve ilkeldi. İnandırıcılıktan uzaktı.
Darbeciler çok şükür Cumhurbaşkanımızı, Başbakanımızı ele geçiremediler. Halbuki 1980’de önceden siyasileri tutuklayıp gözetim altına almışlardı.
1980’de ülkenin başında cumhurbaşkanı yoktu. TBMM’de defalarca oylama yapılıyor, bir türlü sonuç alınamıyordu. Şimdi ise % 52 oyla seçilmiş çok sevilen, güvenilen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başımızdadır.
Yine % 50 oyla daha yeni iktidara gelmiş, güven tazelemiş Ak Parti iktidarı hükümettedir.
1980’de darbeye halk desteği varken şimdi milyonlarla ifade edilen milletimiz darbeye karşı caddelerde, askeri birlikler önünde, tankların üstünde üstelik ölümüne meydanlardadır. Açılan ateşlerden, atılan bombalardan korkmamaktadır. Milyonları durdurmak mümkün değildir.
Şimdi üniversiteler, kurumlar ve önemlisi muhalefet de darbeye karşı iktidarın yanında olmuştur.
Yurdun genelinde okunan ezan ve salalar da darbeci canilerin moralini yerle bir etmiş, milletimize ve polisimize güç ve mücadele azmi vermiştir.
Evet, Fetöcü darbeciler milletin üzerine ateş yağdırdılar, helikopterle taradılar, TBMM’yi ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni bombaladılar ancak ülkemizi teslim alamadılar.
Şartlar ve ortam bu kadar darbeye ters ise de, darbeye kalkışmak ancak intihar saldırısı sayılacak ise de bu çılgınlığı Fetöcüler neden yaptılar? Hapiste çürüyecek, rezil olacakları bu cinnete nasıl girdiler?
Bu facianın tek bir açıklaması var: F. Gülen’in seçilmiş, beklenen mehdi olduğuna inanmaları. Yani bir çeşit delirmeleri.
Rabbim onlara akıl fikir versin. Olmayacaksa onları kahru perişan etsin…







