--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bu öfke neden?

Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
17

Ülkemiz bir kulüp başkanının maç bitiminde hakeme yumruk atıp yere devirmesi, ardından orada bulunanlardan bazılarının yerdeki hakemi tekmelemesiyle adeta sarsıldı. Üstelik olay kameraların önünde cereyan ediyordu. Hâlbuki bir siyasinin dediği gibi, “Kardeşçe yarışmak, rakibe sevgi ve saygı, hakeme hürmet, her türlü galibiyetten daha kıymetlidir.”

Öfke dolu bir toplum olduk. Araştırma kuruluşlarına göre insanlarımız dünyanın en çabuk parlayan, kendini mutsuz hisseden, kutuplaşmanın arttığı, kaygı ve olumsuz duyguların pik yaptığı toplumların başında geliyor. En küçük bir anlaşmazlık kavgaya dönüşüyor. Sevgisiz, çökkün ve ruh sağlığı bozuk bir duruma doğru gittiğimizi gösteren örnekler çok. 

Medya bilhassa sosyal medya iç karartıcı haber ve paylaşımlarla dolu: Kadına uygulanan şiddet, çözülen aileler ve boşanmaların artışı, gençlerin evlilikten uzak kalması, dolar ve altındaki rekor artışlar, sosyal yozlaşma, cinayetler, intiharlar, tacizler, yolsuzluklar, rüşvet ve kavga haberlerinden geçilmiyor. 

Trafikte zikzak yaparak kendisinin ve çevresinin canını tehlikeye atan, hayvanlara eziyet ederek zevklenen, ana babasına şiddet uygulayan, çocuklara ve kızlara cinsel tacizde bulunan, psikolojisi bozulan, intihar eden veya etmeyi düşünen, başkasının ve kamunun malını bilerek, sıkılmadan gasp edenlerden geçilmiyor. 

Maalesef toplum olarak garip bir hal aldık. Sanki topluca çıldırmış gibiyiz. Acımasız, saldırgan ve sevgisiz hale geldik. Diğer yandan da ekonomik dengesizlik, işsizlik, çaresizlik, geçimsizlik, empati yoksunluğu, merhametsizlik, doyumsuzluk, şükürsüzlük arttı. Artık sokağa çıkınca çevremizdeki güzellikleri, harika tabiatı, Rabbimizin bize sunduğu nimetleri değil de olumsuzlukları görüyoruz. Her şeyin kötüsüne odaklanıyoruz. Bu da bize bilişsel, davranışsal ve zihinsel olarak inanılmaz zarar veriyor.

Üstelik bu şekilde karamsar bakışlar ve anormallikler sıradanlaştı, tepki de vermez olduk. Adeta hastalığın ve bozukluğun sosyal salgın haline geldiğini görüyoruz. İlkesizlik, inançsızlık, değerlerimize saygısızlık, hedonizm, yalan söyleme ve iftira atma, ajitasyon, cinsellikte sınır tanımazlık ve sapkınlık, sanal kumar, alkol ve uyuşturucu kullanımı, ailenin değersizleştirilmesi gibi olumsuzluklar ortalığı sarmış durumda...

Toplum olarak bunları görmezden geliyor, daha seçime aylar varken kimlerin aday olacağı ile ittifaklarla, anketlerle zaman geçiriyoruz. Partilerin içindeki ayak oyunları çok ilgi görüyor. Gündemimiz sanki yarın yapılacakmış gibi seçimlere odaklanmışız. Kongrede düşürülmüş eski bir parti başkanının falancayla görüşmesi Gazze’de uygulanan soykırımdan, milyonlarca masum insanın üstüne yağdırılan bombalardan daha fazla ilgi topluyor. 

 ‘Acaba ben ülkem için ne yapabilirim, ekonomi nasıl düzelir, verimlilik ve üretim nasıl artar, ihracat-ithalat dengesi nasıl sağlanır, israf ve tüketim çılgınlığının önüne nasıl geçilir, eğitimde kalite nasıl sağlanır, insanlarımız nasıl daha mutlu olur’ gibi hususları düşünen, kafa yoran pek yok. İşimiz gücümüz siyaset olmuş, lüzumsuz gündemler zihnimizi ve vaktimizi işgal etmiş, enerjimizi çalmaya devam ediyor.

Sosyal medya ise insanları mesaj bombardımanına tutmuş. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamadan inanıyor, sinirlerimizi bozuyoruz. Yalan paylaşımların çabucak yayılması insanların iletişim araçları ile rahatlıkla yönlendirilebileceğini gösteriyor. Üstelik dünyanın yalancılıkta ve fake mesajlarda en üst seviyedeki sosyal medyaya sahibiz.

Bir yandan pahalılık ve yüksek enflasyon, belirsizlikler ve ekonomik zorluklar insanları sıkıntılara sürüklerken diğer yandan hırsızlık, yolsuzluk haberlerinden geçilmiyor. Birtakım kişiler, ceplerine yoksulun hakkından yüksek para aktarımı iddialarına cevap vermek yerine sırıtarak pervasız şekilde yalanla geçiştiriyorlar.

Mahkemeler gecikiyor, böyle olunca da adaletin yerine acımasız hukuk dışı kötülük örgütleri ortalığa hâkim oluyor.  

Mütevazı olmak, gurur ve kibir içinde olmamak, fedakâr ve verici olmak yerine menfaatperestlik, şiddete yatkınlık, her şeyin kendi istediği gibi olması saplantısı hepimizi sarmış durumda.

Zaman hızla geçiyor. Tehlikeli sularda ilerliyoruz. Gerginlik, umutsuzluk, öfke, güvensizlik, derin bir mutsuzluk toplumu sarmış. Sosyal yozlaşma ve yabancılaşma, çürüme ve bozulma tavana vurmuş halde... Yaşananlar birey ve toplum olarak ruh sağlığımızın ne kadar bozulduğunu göstermektedir. Bir an önce toplumsal seferberlik ilan ederek sorunları tespit edip, her yönüyle irdeleyip çareler üretmek zorundayız. Yoksa geleceğimiz karanlıktır. 

 

Yorumlar

(17)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ata

16 Aralık 2023 22:25

din eğitimi, ahlak eğitimi... başka bir şeye gerek yok... çünkü kanunlarımız suçludan yana... normalde kanun dememiz gerekirdi ama burda kötüye kanun sökmez... ne diyor.. 49 suç kaydı var... patagonya mı len burası??,?

Dr.Cevdett

16 Aralık 2023 21:37

Sevgili hocam, sebeplerin en başında siyasetçilerin toplumu birbirine karşı kışkırtması geliyor. Toplumsal bir rehabilitasyona ihtiyaç var hem de çok acil...

Ali Namlı

16 Aralık 2023 16:38

Hocam tespitlerinizin hepsi doğru , eksiği var fazlası yok ; gerçekten her konuda ve her bakımdan büyük ve çok ağır bir çürümenin içindeyiz! Başka bir yazıda bunların sebepleri ile çözümü hakkında da bizleri aydınlatırsanız memnun oluruz . Selamlar saygılar

Hayrettin HATUNOĞLU

16 Aralık 2023 16:19

Ülkemizde futbol barış kardeşlik dostluk falan getirmiyor tam tersi rekabet kin, öfke, kıskançlık, haset ve şiddet doğuruyor. o stadyumlarda birbirini tanımayan insanlar birbirine ortada hiç bir şey yok iken düşman ediliyor.

Uğur

16 Aralık 2023 14:50

Gerginiz, çünkü ülkede emsali görülmedik derecede korkunç bir sosyal sınıf savaşı var ve bunu egemen Zilletçi (uluslararası) zenginler kasten yürütüyor ve şiddetle sürdürüyor. Zilletçi ve Zillet işbirlikçisi holding aileleri ve bürokratlar ve medya-üniversite kodamanları ve bankerler ve büyük tüccardan oluşan zengin egemen kesimler (yani bugünün Firavun ve Hâmân ve Karun yapılanması) ülkeyi sürekli bir sosyal gerginlik içinde tutuyor, bilhassa kendilerine itaat eden memur sınıfını ve bazı küçük esnaf ve küçük rant sahibi sınıfını (genelde Zillet oyverenlerini) diğer sade ahalinin (genelde Cumhur oyverenlerinin) üzerine kışkırtıp sürüyor. Ayrıca aynı sınıf savaşının bir parçası olarak ve onunla ilişkili 2011-12 zengin feminist kanunlarıyla ilişkili olarak, son 10 senedir, orta hâlli veya fakir olan genç ve orta yaşlı erkeklerin çoğunda ve kadınların epeysinde cinsel tatminsizlik kaynaklı sıkıntı var. Zenginlerin bu kanunları yüzünden kadınlar artık orta hâlli ve fakir erkeklerin altında, onların hanelerinde çalışmak ve onlara sevgi göstermek yerine yüzde 2'lik zengin sınıftan iş arkadaşları ve patronların altında, onlarin işletmelerinde çalışmayı ve sevgiyi de onlara göstermeyi tercih ediyor. 

M Emin Ulu

16 Aralık 2023 14:16

Türkiyede iş başında olan şımarsınlar astım aştık kestim kestik bana kimse bir şey yapamaz anlayişi 1 seneden fazla oldu bu olaylar bağıra bağıra geliyordu ama hükümet güdümündeki mhk tff hep aynı hatalara devam etti nasıl olsa arkamda kapı gibi hükümet var bırak sporu bütün alanlar böyle oldu hükümete görünü dayayan kral kesildi bütün haksızlıklar yetmiyormuş gibi bu yoksulluğa geçinmekte çoğunlukta olan insanların karşısında insan müsveddesi vekildenilen sonradan görmelerin yaptı po mangal keyfi yapamayan insanları garibanları suç işlemeye teşvik ediyorlar böyle başa böyle tıraş

kani

16 Aralık 2023 12:23

ulkede pahalilik enflasyonmu varmis Turkiye yuzyilinda hemde acaba neden? ucacaktik kacacaktik gercekler ucuz ekmek kuyrugu

Hikmet Yılmaz

16 Aralık 2023 12:16

Sayın ... Artık herkes (zamanın birinde) kimin kimlerle birlikte hareket ettiğini ve göz kırpanlarıda biliyoruz. Sahte saygılıyı saygın sanmayın.

Aslında bu sorunun, bu ülkede sorulacakla listesini başlarında sizin müdür ali geliyor bence,,,,,

16 Aralık 2023 10:29

Adam bazen öyle insanlıktan çıkıyorki,,,, kendisine verilen makam ve köşenin ağırını unutup,,, İ.NE  kelimelerini yazabiliyor,,, en düşük sokak ağzı ve karakterine dönüşebiliyor......bi psikoğa götürmeniz onun sağlığı için gerekli,bence...... bazende koca sayfayı,,, amcasının mezar taşıyla doldurabilir....

Musa

16 Aralık 2023 10:21

Milletvekilliği yaptığı partiden dolayı olmasın..

Sefa Saygılı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle