• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI

Baba evini terk eden kızlar, nereye koşuyor!

21 Ağustos 2021


Sefa Saygılı İletişim: [email protected]

Radikal feminist Mine Söğüt, 05 Mart 2021 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde Baba evini derhal terk edin kızlarbaşlığı ile kaleme aldığı yazısında;

“Geleneklerin, inançların, korkuların pabucunu dama atın.

Sizden beklenen her şeyi yapmayın ve sizden beklenmeyen bazı şeyler yapın.

SOKAKLAR GÜVENLİDİR. Sokaklar, tehlikeli değildir; tehlike sizi o sokaktan külliyen men eden eril adaletsizliktedir. O yüzden siz bir çarpın baba evinin kapısını, sokaklara çıkın. Özgürlüğünüze sahip çıkın, bedeninize sahip çıkın, isteklerinize sahip çıkın, heveslerinize sahip çıkın.……..dans edin. Çok dans edin. 

Bağıra bağıra şarkılar söyleyin, sesinizi yükseltmekten ve dilediğiniz zaman ağız dolusu gülmekten hiç çekinmeyin.

Haylaz olun, her önüne gelenin sizi terbiye etme hevesine kafa tutun.

Kaçın o evden, kaçın kurtulun.

Kendi gazozunu kendi açan ve kendi içen bir kız olun.

Hayatınızın hedefine “evliliği” değil, mutluluğu koyun.

Sevişmenin kirlenmek olduğu safsatasını da hemen unutun.

O baba evini terk edin.

O tekinsiz baba evini terk edin kızlar; derhal terk edin.” 

Mine Söğüt bu yazısıyla aslında 3. dalga feminist hareketin/ideolojinin temel görüşlerini dile getirmiştir. Feminist ideolojinin evirildiği aşamada feministlerin talepleri; cinsel özgürlük, LGBTİQ+  bireylerinin hakları ile ailenin, babanın, inanç ve geleneklerin tümden reddi üzerine kurgulanmıştır. 

Feministlerin aykırı, yıkıcı ve aileyi parçalayan görüş ve talepleri bilinen olgulardır. Bu kapsamda tehlikeli olan “BİZİMKİLER” olarak tarif edeceğimiz dindar görünümlü taklitçi feministlerdir. Bir başka radikal feminist önderin; 

“.. Ceza Yasasını, 6284 sayılı yasayı noktasına virgülüne kadar biz yazdırdık. Lacivert elbise giyen küçük adamlar bu yaptıklarımızı fark edemediler…” ifadeleri ile korkunç gerçeği yüzümüze çarpmıştır. 

Bir kısım kızlar, baba evlerini terk ettiler. Lise seviyesinde bile olmayan ticari üniversiteleri, baba evinden kaçıp başka şehirlerde yaşamanın aparatı olarak kullandılar. Kızlar, devlet kız yurtlarının gerek yetersizliği gerekse kuralları ve disiplini nedeniyle özel yurtlarda, apart otellerde, stüdyo dairelerde, rezidanslar ve karma öğrenci evlerinde kalmaya başladılar. Hem ailesine ekonomik yük oldular hem de istedikleri sınırsız özgürlüğe(!) kavuştular.

Değerli dostlarımızla Doğu Anadolu seyahatimizde, kadim bir ilimizin önemli bir kamu görevlisi çok üzgün ve kırgın bir ifade ile “.. sizler sesimizi yukarılara daha kolay duyurabilirsiniz.  Maalesef ilimize üniversitede okumak için gelen onlarca kızımız yurtlarda kalmamaktadırlar. Bir kısım erkek kamu görevlilerinin evlerini paylaşmaktadırlar. Çoğunluğu çiftçi, esnaf olan aileleri bu durumdan haberdar değiller. Devletimiz acil yurt yapsın. Eğitim için gelenleri bu bataklıktan kurtaralım” sözleri üzerimizde derin bir acı bırakmıştı. 

Şu bizimkiler, feminist ideolojinin taleplerinin yasal alt yapısını yeni Ceza Kanunu ve 6284 sayılı yasa ile oluşturdular. Artık ceza mevzuatımızda FUHUŞ suç olmaktan çıkarıldı. Cinsel özgürlük bu yasalarla teminat altına alındı. Ailelerin çocukları üzerindeki terbiye ve disiplin hakları ellerinden alındı. Evi terk etmek isteyen kızlara engel olmak isteyen babalar ceza yasalarının yaptırımları ile karşılaştılar. Her şehirde özellikle İstanbul’da on binlerce stüdyo/rezidans daireler yapıldı. Plansız/programsız her şehre üniversite açıldı. Ancak disiplin ve güvenliği sağlayacak devlet yurtları yeterince yapılmadı. Kontrolsüz bireyler oluşturuldu. Baba evini terk eden kızlara kurulacak tuzaklara zemin hazırlandı.

Kadın cinayetlerinin çoğunluğunda kurbanların aileyi/baba ocağını terk eden kızlar olduğu gerçeği ile yüzleştik. Rezidans dairede atılan/atlayan, stüdyo dairelerde ve fuhuş bataklığına sürüklenerek kaldıkları evlerde vahşice öldüren kadın cinayetlerinin sebeplerini araştırmalıyız. Sadece katili cezalandırmakla sorun çözülmeyecektir.

İlk anda cazip görülen sınırsız özgürlük; aile ve baba otoritesi/disiplininden kaçmak telafisi imkânsız mağduriyetlere sebebiyet vermektedir. Alkol, uyuşturucu bağımlılığı, fuhuş bataklığı, suç/terör örgütleri gibi tehlikelerin beklediği gerçeğini anlamalıyız. Aksi halde gözyaşları sel olup akmaya devam edecektir.

Üç-beş feministin kuyruğuna takılıp ailenin yok olmasına sebep olanların akılını başına alması gerekmektedir. Aileyi, ahlakı tahrip eden Ceza Yasası ve 6284 sayılı yasa yürürlükten kaldırılarak inanç ve geleneklerimize uygun, ahlakı koruyan, insanımızı güven içinde yaşatan yasalar yapılmalıdır. Unutmayalım ki toplumlar, yasalara göre davranır. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nasil olur?

Yazar demis ki: "Plansız/programsız her şehre üniversite açıldı." ...
  • Yanıtla

Abdullah

Sayın yazar, bu saydığınız mel'anetlerin tamamı solcu, din düşmanı, ateist olan bir iktidarın 20 yıldır hüküm sürdüğü bir devirde oldu maalesef!...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23