• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
TÜM YAZILARI

Kıyamet provası

10 Mart 2026
A


Refik Tuzcuoğlu İletişim:

Kıyamet provası
REFİK TUZCUOĞLU

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı 'teo-politik' taarruz, Trump-Netanyahu ikilisinin kibrini parçalayan bir kayaya çarptı. Savaşın nihai menzilini bugünden kestirmek güç. Görünen o ki, kusursuz sanılan o muhteris hesaplar, sahanın acımasız gerçekliğine çarpıp dağılıyor. Washington ve Tel Aviv; evdeki hesabın çarşıya uymadığı gerçeğini bugün iliklerine kadar tecrübe ediyor.

Sahadaki manzara, geleneksel askeri doktrinlerin iflasıdır. 20 bin dolarlık bir Şahed dronunu, 4 milyon dolarlık füzelerle avlamaya çalışan bir Amerikan-İsrail savunma mimarisi var karşımızda. Sadece bir haftada mühimmata gömülen 6 milyar dolar... Sürdürülebilir olmayan bir tükeniş tablosu... Kör edilen radarlar ve o geçilmez sanılan Demir Kubbe kibrinin çöküşü... Trilyonlar harcanan devasa Körfez üsleri yerle yeksan olduğu için Amerikan savaş gemileri artık cephane ikmali yapamıyor. Sırf bu yüzden Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia üssüne yedi günlük meşakkatli bir rota çizmeleri, çaresizliğin en somut fotoğrafıdır. Karşılarında konvansiyonel bir ordu değil; yeraltı dehlizlerinden çıkardığı füzeleriyle 'milis-devlet' aklına evrilmiş asimetrik bir yapı duruyor.


Körfez’de İhanet Hissi

Bu astronomik maliyetin altında ezilen ve gittikçe sıkışan Trump, eminim "onurlu bir ricat" yolu arayışındadır. İsrail cephesinde ise iç fay hatları çatırdıyor; Netanyahu'nun kumarına duyulan öfke her an sele dönüşebilir.

Bu esnada İran, stratejik bir hamleyle füzelerini Kuveyt, Bahreyn ve Katar'daki Amerikan garnizonlarına da yönlendirdi. Kuveyt'te yedi Amerikan askerinin ölümüyle sonuçlanan vuruşlar, Körfez'in yaldızlı saraylarına net bir mesaj bıraktı: "Amerika'nın şemsiyesi artık sizi koruyamaz." Katar Emiri'nin de ifşa ettiği üzere; Körfez monarşileri bugün derin bir aldatılmışlık hissiyatında. Zira bu savaş onların değil; Epstein skandallarını örtmek isteyen Evanjelik Trump ile kanlı bir 'Büyük İsrail - Pax Judaica' ütopyası peşindeki Netanyahu'nun şahsi savaşıdır.


İnsani Yıkım


Bu kıyamet provası sadece askeri hedefleri değil, küresel ekonomiyi ve doğrudan insanı da vuruyor. Gazze’deki vahşeti bilinen İsrail, İran'ın su arıtma tesislerini vurarak sivil çoğunluğu susuzluğa mahkûm etti. İran ise aynı acımasız asimetriyle BAE ve Suudi Arabistan'ın su tesislerini hedef alıyor. Çöl sıcağında milyonları kavuracak devasa bir insani felaketin kapıları aralanıyor.

Tüm bu kanlı kaosun ortasında, bir başka kıyamet ekonominin derinliklerinde kopuyor. Brent petrol 110 doları aşarken, 150 dolar sınırını zorlayacağı yüksek sesle dillendiriliyor. ABD Dışişleri bölgedeki elçilikleri tahliye telaşında. Trump fırlayan fiyatları "barış için küçük bir bedel" diyerek geçiştirmeye çalışsa da, arka planda küresel sistemi yerle yeksan edecek devasa bir ekonomik domino devrilmek üzere. Tarım ve gübre fiyatları arşa çıkmaya hazırlanıyor. Amerikan borcunun en büyük hamisi Japonya'nın, kendi ekonomisini kurtarmak adına elindeki ABD tahvillerini piyasaya sürme ihtimali dahi finans mimarisini temelinden sarsabilir. Bu sarsıntının yapacağı tsunami tüm küresel piyasaları altüst edecek güçte. Gıda ve enerji cenderesindeki Avrupa derin bir endişe içinde. Bu kaosun tek kazananı ise; fırlayan enerji fiyatlarından servet devşirip Ukrayna’daki kayıplarını telafi etmeye başlayan Rusya.


Çin’in Küresel Laboratuvarı

Savaşın sessiz depremi ise karanlık istihbarat dehlizlerinde yaşanıyor. Rusya'nın, Körfez'deki Amerikan hedeflerinin anlık koordinatlarını İran'a aktardığı artık yüksek sesle dillendiriliyor. Çin'in ise; F-35'leri avlayacak anti-stealth radarları ve uzaydaki devasa uydu/navigasyon ağıyla İran'a kusursuz bir istihbarat desteği sağladığı bir başka kritik iddia. Pekin yönetimi sussa da; bu savaşı Amerikan silahlarının zafiyetlerini test ettiği bir "küresel laboratuvar" olarak kullandığı çok açık. Küresel Doğu, yüzyıllık hesaplarını görmek için küresel Batı'yı Ortadoğu bataklığında gözlüyor, sınıyor.



Gurur Duyulan Kanlı Miras

Sahadaki güç denklemi sarsılıyor olsa da, bu kanlı tiyatroda hiç kimsenin ahlaki bir üstünlüğü yok. Rafsancani'nin kızının dahi rejimin Suriye'de işlediği tarihi günahları itiraf ettiği bir zeminde; eski cumhurbaşkanı Ruhani'nin "Irak, Suriye ve Lübnan’da yaptıklarımızdan gurur duyuyoruz" diyerek iftihar ettiği o karanlık miras asla unutulmayacak. Nedir o miras? İran’ın mezhepçi ihtirasları yüzünden Irak’ta yitip giden 2 milyon can... Suriye’de katledilen 1 milyon Sünni Müslüman... Ki şayet Türkiye’nin koruyucu iradesi olmasaydı, bugün haritada Suriye diye bir devlet kalmayacaktı. İran, İslam dünyasını o yıkıcı 'Şia emperyalizmi' ile zayıflatmasaydı; belki de bugün maruz kaldığı saldırılar vuku bulmayacak, Trump-Netanyahu ikilisine bu fırsat doğmayacaktı. İran’ın  'gurur sicili', Ortadoğu'nun devasa bir mezarlığa çevrilmesinden başka hiçbir şeye hizmet etmedi.


Türkiye Nerede Duruyor?

Peki; Gog ve Magog (Yecüc ve Mecüc) efsaneleriyle bölgeyi ateşe veren bu Siyonist kibre ve böylesine kanlı bir ikiyüzlülüğe karşı Türkiye kendi milli ekseninin tam merkezinde duruyor. Zira savaşın bölgemizde yayılma riski en büyük imtihanımız. İran'ın kontrolsüzce savurduğu ve dün Gaziantep'te düşürülen türden serseri füzelerin komşu ülkelere sıklaşarakdüşmesi, savaşın bölgesel bir yangına dönüşme riskini tehlikeli biçimde artırıyor. Nitekim her an patlamaya hazır Kafkaslar'da; ABD ve İsrail aklının Azerbaycan'ı İran'a karşı savaşa sokma kışkırtmaları az kalsın yepyeni bir cephe açıyordu. Tahran-Bakü diplomasisi şimdilik ateşi düşürse de Siyonizmde oyun tükenmez.

Ortadoğu’yu 'Balkanlaştırarak' kaosa sürüklemek istedikleri gayet açık. Ancak şunu da iyi biliriz; fırtına koptuğunda, ayakta kalacak olanlar kökleri en derinde olanlardır.


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23