Yaza Girerken
Yaza Girerken
Recep Öncel
Yaz mevsimi başladı.
Yazın yaz gibi olması için, kışın kış gibi olması lazım, derler.
Yani yaz günlerinin bereketli olması için, kış günlerinde rahmetin bol olması gerektiğini söylenilir.
Bu yıl çok şükür kışın yağmur yağdı, hatta zaman zaman yağışlar iyi olduğu için bazı bölgelerde sel meydana geldi.
İnşallah Allah lütfeder de ekinler güzel olur, milletin yüzü güler diye dua ediyoruz.
Yaz güzel mevsim.
Kışın evde ve kapalı mekanlarda yaşamak zorunda kalan insanlar, yazın açık hava, güneş, yeşil ve deniz gibi nimetlerden istifade ediyorlar.
Ama maalesef ki, havalar 1 derece ısınınca etekler 10 cm kısalıveriyor!
Geçmişte yaşadığım bir hadiseden bahsedeceğim;
Birkaç sene evvel (O zaman Beykoz, Otağtepe’de ikamet ediyorduk) yaz günü sıcaktan bunaldık. Anadolu Hisarı Küçüksu Kasrı Kafe deniz kenarında, biraz hava alalım dedik. Ama kafe’ ye vardığımız zaman üzücü bir manzara ile karşılaştık.
Mekân hınca hınç doluydu. Genç kız çocukları adeta defile yaparcasına dekolte giymişlerdi. Garsona ‘Bu kalabalık nedir? diye, sordum. O’da; ‘Bir okulun mezuniyet töreni var, gençler kutlama yapıyorlar’ diye cevap verdi.
Bakınız, okullarımızdan gençlerin mezun olması sevindirici, ama evlatlarımızın çırılçıplak olması endişe verici bir vakıadır.
Bizim bulunduğumuz yer içkisizdi. Bir de içkili olan yerlerde yapılan kutlamaları, çocukların içki içtiğini düşünürseniz, durumun ne kadar vahim olduğu ortaya çıkar.
Yine başka bir hususu ortaya koyacağım.
Yaz günleri düğünler yapılıyor. Aynı şekilde, düğün yapılan salonlarında en mütedeyyin ailelerde bile, ‘ömürde bir kere oluyor’ diyerek, gelin damat ve düğüne katılanların giymiş oldukları kıyafetleri, bizim inançlarımızla ve tesettür anlayışımızla hiç uyuşmuyor.
Bu tür organizasyonlarda, mahremiyet sınırlarına riayet edilmiyor.
Hassas düşündüğümüz zaman, bir tarafta ‘Allah’ın emri Peygamberin kavli’ diyerek, nikah ve düğün merasimi ile evlilik gibi çok kutsal bir işe başlanıyor, diğer tarafta haram ve helal önemsenmiyor.
Bunlar çok yanlış şeylerdir.
Müslüman Türk toplumunun, yapılan hataları düzeltmesi gerekmektedir.
Yaz mevsimi güzellikler getiriyor, bereket getiriyor. Ancak, İslami hassasiyetlerle meşruiyet çizgisi olduğu zaman, bu işlerin anlamı ve değeri vardır.
Şimdi bu olumsuz tabloların yanında, birde olumlu bir tablo ve tavsiye ortaya koyalım.
Malum Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda eğitim gören, yaklaşık 20 milyon civarı öğrencimiz 3 aylık tatil dönemine girdi.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, bütün Türkiye’de gerçekleşecek ‘Yaz Kuran Kursları’ için çocuklarımızı kayıt yaptırıp, yaz dönemini faydalı geçirmek çok önemli.
Bu dönemde evlatlarımız, Kur’an-ı Kerim, Siyer ve Güzel Ahlak dersleri alacaklar.
Farz olan ibadetleri, ilmihal bilgilerini, Kitap, Sünnet, Allah ve Peygamber sevgisini öğrenecekler.
Cemaatle namaz kılmak, cuma namazı gibi ibadetler hakkında bilgi sahibi olacaklar.
Üstelik bu eğitimler için herhangi bir ücret talep edilmiyor.
Sayın veliler,
Evet, devlet okullarında eğitim yapılıyor.
Hatta özel okullarda birçok paralar ödeyerek, çocuklara Fen, Matematik, İngilizce, Spor vb. eğitimler veriyorsunuz.
Tamam eyvallah, güzel bir iş yapıyorsunuz.
Ama, bu eğitimler sadece dünya hayatı için gereklidir.
Oysa din eğitimi hem dünya için hem ahiret için gereklidir.
Dikkat!
Neslimiz elden gidiyor.
Kuran Kurslarına, çocuklarımızı gönderelim.
Ben hala Kuran Kursunda öğrendiğim bilgilerle, ibadet ederim. Günümüzde Yaz Kursları, önemli bir fonksiyon icra ediyor.
Din eğitimi çok önemlidir!
1-İslami düşünce sistemine sahip bir gençlik, önce kendine faydalı olur. (Derslerine çalışır, içki, kumar uyuşturucu, zina, LGBT vb. kötü akımların etkisine girmez)
2-Sonra anne babasına faydalı olur. (Büyüklerine saygılı, hayırlı bir evlat olup, gayri ahlaki akımlara karşı dikkatli davranır)
3-Sonra memleketine faydalı olur. (Vatan severdir, milletine yararlı işler yapar, bayrağına ihanet etmez)
Ayrıca ahiret inancı dolayısıyla, Müslümanca bir yaşantı sürdürüp, öbür aleme kendisini hazırlar. Sonunda Allah’ın rızasına uygun iyi işler yapan, güzel bir kul ortaya çıkar.
Biz, okuyucularımızı evlatlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Unutmayalım, bir milletin bahtı iyi yetişmiş dünya ve ahiret bilgisi olan çocuklarıdır.