• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Recep Öncel
Recep Öncel
TÜM YAZILARI

Aile çalıştayı

30 Kasım 2025
A


Recep Öncel İletişim: [email protected]

Aile çalıştayı

RECEP ÖNCEL     

İstanbul Aile Vakfı; 29 Kasım 2025 tarihinde, Boğaziçi Üniversitesi -Anadolu Hisarı Kampüsünde, bir Aile Çalıştayı, düzenledi.

Çalıştaya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş  da katıldı. 

Burada dijitalleşme ve medya ekosisteminin aile kurumu üzerindeki etkilerinden, küresel söylemlere sosyo kültürel erozyondan demografik yapıya kadar, aileyi ilgilendiren pek çok kritik başlık masaya yatırıldı.

Bana şu şekilde bir davetiye göndermişler.


‘Sayın Recep Öncel,


Malumunuz olduğu üzere İstanbul Aile Vakfı’nın kuruluş amacı; aile dostu bir ekosistemin oluşturulmasına katkı sağlamak aileyi kurmayı ve korumayı teşvik eden bir iklimin gelişmesini desteklemek geniş aile olmayı özendirmek aile içi iletişim ve aileler arası etkileşimi güçlendirmek toplumsal meselelere ait aile merkezli çözümler üretmek ve aile konulu bilimsel çalışmalara destek vermektir.

Bu itibarla organize edeceğimiz III. Aile Çalıştayı; Sosyo- Kültürel Riskler ve Aileye Yönelik Tehditler başlıklı çalıştayımızı teşriflerinizi bekleriz. 

Nazik davetimizi kabul edeceğiniz ümidiyle programımıza sağlayacağınız katkılar için, şimdiden teşekkür ederiz.

Saygılarımızla’, 


Üner Karabıyık

İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı  


İstanbul Aile Vakfının Prof. Dr. Âdem Palabıyık tarafından hazırlanan şöyle bir çalışması var. Faydalı olacağı düşüncesiyle paylaşıyorum.

‘Sosyo Kültürel Kültürel Terörizm olarak LGBT örneği;

Toplumsal cinsiyet tanımlamasında esas olan olgu; cinsiyet üzerinden yapılan ayrımlar ve bu ayrımlar üzerinden tanımlanan toplumsal rollerdir. 

Kadınlık ve erkeklik üzerinden tanımlanan anne ve baba rolünün de altında yatan dinamik, toplumda cinsiyetin vermiş olduğu ayırıcı roldür.


Annenin ve babanın olabilmesi için; kadın ve erkeğin olması ve cinsiyet olarak tanımlanması, bu bağlamda olmazsa olmazdır.


Lakin cinsiyet yok sayılarak anne babanın cinsiyet temelli değil, aksine cinsiyetsizleştirme temelli tanımlanması, her iki rolünde bir tek beden üzerinden inşa edilme çabasıdır. 

Bu çaba cinsiyetsiz bedenin oluşumuna giden yoldur ve böyle bir çabanın tektipleştirmeden farkı yoktur.

Cinsiyetsiz beden inşası sosyal alandaki kaosu tetikleyecekken, aynı zamanda kültürel kaosun habercisidir.

Çünkü kadın ve erkeğe biçilen rollerin kadın erkek olmayan tek bir bedene sığdırılma çabası, kaos için ihtiyaç duyulacak beden inşa edecektir.

Tektipleşmiş beden tasavvuru ise, ideolojik olarak tek tip toplum yansıma alanı olan yaşam biçimini merkeze almak demektir.


İdeolojikleşmiş cinsiyetin beden haline gelmiş bireyi kullanmak için, cinsiyete ihtiyaç yoktur.

Her türlü illegal yolu, tektipleşmiş beden ile aşabilir ve istenen kaosu oluşturabilir.

Bu tip beden ne toplumsal cinsiyet teorisinde, nede feminizm kodları arasında mevcuttur. 

Kaosun istediği beden budur.  Kaosun her türlü süreci terörize etme güdüsü, ancak bu beden ile hayata geçirilebilir.

Böylelikle bireyler kandırılarak, sosyo kültürel terörün bireyi haline gelebilir. Bu tür bireylerin sokak gösterilerinde kullanılması ve terör hareketlerinin bir parçası haline gelmesi kaçınılmazdır.


Nasıl Diyarbakır Annelerinin çocukları terör üzerinden kandırıldı ise, LGBT’nin iddia ettiği ideolojikleşmiş cinsiyetsiz bedenler, sosyo kültürel terörün bir paçası haline getirilebilir.

Son dönemlerde Gezi Parkı, Taksim, Saraçhanede bireylerin polisle çatışmasında bu anlamda örnek sayılabilir’. 

Görüldüğü gibi, Aile üzerinde büyük oyunlar oynanmaktadır.

Amaç; nesli ifsad etmektir!

Ve LGBT’yi kullanarak gerek Dünya gerekse Türkiye’de sıkıntı meydana getirmektir.


Ayrıca, nüfus bir ülke için güç göstergesidir. 

Ama Türkiye’de son yıllarda doğurganlık azalmakta, nüfus için alarm zilleri çalmaktadır.

2001 yılında 2.38 olan doğurganlık oranı, 2022 yılında 1.62’ye düşmüştür. Bu rakamın kritik eşik olan 1.48’in altına düşmesi demek, nüfus artış hızının eksiye doğru yönelmesi demektir.

Netice itibariyle; emperyalistler hem toplumun ahlakını bozmak aile müessesesini ortadan kaldırmak, hem de nüfus artışı önleyerek toplumları güçsüzleştirmek istiyorlar. 

Bunlara cevap vermeyi düşünürken, Çanakkale savaşını hatırladım.


‘Savaş sonrası müttefik orduları komutanı, İngiliz Divanı Harbinde yargılanıyor.

Kendisine; sizin emrinize en güçlü orduyu en iyi silahları verdik, ama neden Türkleri mağlup edemediniz? diye soruluyor.

Komutan çok enteresan bir cevap veriyor; Biz Çanakkale’de Türklerle değil, Allah’la savaştık. Hiç Allah’la savaşılır mı, tabii ki başaramadık’.


Evet, bugün de her türlü dalavere ayak oyunu yaparak toplumları yönlendirmeye çalışanlar yine başaramayacaklar. 

Çünkü; Allah’ın kurduğu düzeni bozmaya çalışıyorlar.

Buna karşılık olarak; Bizler gayret edeceğiz. 

Milli manevi değerlerimize sahip çıkacağız. Eğitime önem vereceğiz. Ailelerimizi başıboş bırakmayacağız.

Ve Cenab-ı Hakk’ın izni ile biz muvaffak olacağız inşallah. 

Bu vesileyle İstanbul Aile Vakfını yöneticilerini tebrik ediyor, çalışmalarının bereketli olmasını diliyorum.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23