• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Yaratılış ve Yaratıcı (28)

26 Ekim 2025
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Yaratılış ve Yaratıcı (28)

PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK 

İNSANIN MUHTEŞEM YARATILIŞI                                                                      

TEK BİR ZİGOT HÜCRESİNDEN KIRK TRİLYON HÜCRELİK İNSANA

Rahime yerleşme (implantasyon)                                                                                         

*Kese şeklini almış (Gastrula) Embriyonun dış tabakasındaki hücreler özel kimyasal maddeler salgılarlar (Hiyaluronidaz-hyaluronidaz adı verilen bir enzim salgılarlar. Bu enzim Rahim duvarındaki hiyaluronik asit moleküllerini parçalayarak orada bir gedik (yuva) açarlar.).Bu maddeler yardımıyla Embriyo Rahim duvarına adeta bir ‘sülük’ gibi yapışıp, tutunur. 20.yy’da Embriyoloji ilim adamlarının ortaya çıkardığı bu hakikati, Allah 14 asır evvel Kur’ân’da şu şekilde ifade ediyor; “Sonra onu (insanı) sağlam bir yerde (Fallop tüpü-Uterus) bir Nutfe (Zigot) yaptık. Sonra o Nutfeyi (Zigotu) kan pıhtısı (Alak-Alaka-Embriyo) haline getirdik….’’ (Mü’minun-13-14).               


*Embriyonun Rahim duvarına yuvalanması 6-12 günde tamamlanır. Rahime yerleşen Embriyo bir bebek olmak için hızla çoğalmaya başlar. Gebeliğin 8. Haftasından itibaren doğuma kadar Embriyo ‘Fetüs’ (Cenin) ismini alır (Bu süre zarfında dokular, organlar ve sistemler gelişir.). Fetüs gelişimini tamamlayıncaya kadar ihtiyaç duyduğu her şeyi temin etmek durumundadır. 


Bu maksatla Embriyonun dış katmanındaki hücreler farklılaşarak bir Ahtapot gibi Rahim duvarındaki kan damarlarına küçük kanalcıklarla bir bağlantı sağlarlar. Embriyo beslenmesini ve atıklarını bu mikro kanallar vasıtasıyla anneden temin eder. Gebeliğin 5-6. haftasında bu ilkel dolaşım sistemi bir zarla çevrilir. İçi sıvı ile dolu olan bu keseye ‘Amniyon kesesi (amnios)’ ve içindeki sıvıya da ‘Amniyon sıvısı’adı verilir. 

Amniyotik kese, amniyotik sıvıyı, oluşacak Plasenta ve göbek kordonunu çevreleyen şeffaf çift katlı bir zardır. Kese, doğuma kadar bebeği enfeksiyonlardan ve yaralanmalardan koruyan bir ‘balon su korunağı gibidir.’ Amniyon kesesi içinde Amniyon sıvısı vardır. Amniyon sıvısı Annenin plazmasından yapılır. Bu sıvı fetüs için hem koruyucu bir yastık görevi yapar, hem de Anne ve Fetüs arasındaki gaz, besin (protein, karbonhidrat, lipid, vs.), su ve biyokimyasal ürünlerin değişimini kolaylaştırır. 


Amniyon sıvısı aynı zamanda; Fetüsün rahat hareket etmesini sağlar, vücut ısısını düzenler, kas, kemik, sindirim, solunum sisteminin gelişimini hızlandırır. Fetus, idrarını ve dışkısını (mekonyum) da Amniyon sıvısı içine yapar. Fetus Amniyon sıvısı içinde adeta bir balık gibi yaşar. Amniyon sıvısı olmadan fetüs yaşayamaz. Fetus(cenin) Amniyon sıvısı içinde; gövdesi ve başı eğilmiş, dizleri bükük durumda bir pozisyon almıştır(secde vaziyeti).

Plasenta (Döl eşi)                                                                                                           


* Plasenta(eş), doğuma kadar Anne ile Fetüs arasında oksijen, besin ve diğer maddelerin alışverişini sağlayan gebeliğe has geçici bir organdır. Plasenta, Anne ile Fetüs arasında bir köprüdür. Plasenta ortalama 22 cm uzunluğunda, 2-2.5 cm kalınlığında, 500 gr ağırlığında koyu kırmızımsı-mavi görünüşlü bir organdır. Plasenta, iki bileşenden meydana gelmiş (Fetomaternal) bir sistemdir. 

Fetüs, Annenin dokularıyla çok yakın bir bağlantı içindedir. Bir taraftan anneden gelen besinlerle beslenirken, diğer yandan da annenin savunma hücrelerinin tehdidi altındadır (Annenin immun sistemi normalde fetüsü bir yabancı-antijen gibi algılar.). Bu yüzden annenin savunma hücrelerinin Fetüse ulaşmaması hayati bir konudur. 


Bunun için Plasenta, annenin öldürücü savunma hücrelerinin Fetusa geçmesini önleyecek şekilde özel bir tasarımla yapılmıştır. Plasenta sadece, Anne kanından Fetusun ihtiyacı olan maddeleri (O2,besin maddeleri, vs.) ve koruma sağlayan IgG antikorlarını geçirir. Plasenta aynızamanda, gebelik süresince Fetusun, doğumdan sonra da bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli hormonlar da salgılar. 

Bu hormonlar; a-İnsan Plasental Laktojen (hPL) hormonu. Bu hormon, annenin Glikoz, Protein ve Yağ seviyelerini Fesüse göre ayarlar. Fetüsün büyümesine paralel olarak Rahim’in (Uterus) büyümesini ayarlar. Bebeğin doğumuna yakın annenin memelerinden süt üretimini ayarlar. b-Östrojen hormonu. Uterusun fetüse göre genişlemesini ve süt üretecek memelerin büyümesini ayarlar. c-Progesteron hormonu. Bu hormon, Uterusun gebeliğe hazırlanmasını sağlar ve Uterus kaslarının kasılmasını önleyerek düşük yapılmasına engel olur. 


SORU: Bebeği boğulmadan Amniyon sıvısı içinde kim yaşatıyor? Bebeğin ihtiyacı olan maddeleri kim biliyor ve gönderiyor? Bebeğe faydalı olan maddeleri geçiren, öldürücü olan hücreleri engelleyen Plasentayı kim tasarlamıştır? Soruları daha da artırabiliriz. Elbette bütün bunları şuursuz, bilgisiz moleküller, hücreler yapamazlar. Bunları tasarlayan, bilen, bir yaratıcı olan Hâlık-ı Musavvir’den başkası olamaz…

‘’Sizleri, Biz (Allah) yarattık. Yine de tasdik etmeyecek misiniz?


 (Rahimlere) dökmekte olduğunuz Meni’yi (Zigot’u) gördünüz mü? Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı Biz’ miyiz?’’ (Vakıa-57-59). Devam edecek…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mehmet Lütfü Ural

Bu yazı dizisi; toparlanıp bir kitapçık haline gelecek kadar güzel. Allah razı olsun.

Mustafa

Bakara 120.Sen onların dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır...... 
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23