• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Münafık şer ittifakının melanetleri-8-

09 Nisan 2026
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Münafık şer ittifakının melanetleri-8-

PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK 

BOP KAPSAMINDA GELİŞEN OLAYLAR        

ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞI (28 Şubat 2026…) 

ABD VE İSRAİL İRAN’I HAFİFE Mİ ALDILAR?                 

*ABD ve İsrail’in (D. Trump ve B. Netanyahu), İran’a saldırmasının aslında temel iki nedeni vardır. 1-İsrail’in (B. Netanyahu’nun) ‘Arz-ı Mev’ûd’, yani ‘Büyük İsrail Projesi’ (BİP) hayaline kapılmasıdır. 2-ABD’nin (D. Trump’ın) enerji kaynaklarını ele geçirme sevdasıdır. Bu sevdalardır ki, bu iki ruh hastasının yönettiği ABD ve İsrail kirli bir oyunun peşine düştü. Bu kirli proje ile, İsrail BİP için tehlikeli gördüğü İran’ı saf dışı edecek, ABD’de İran’ın sahip olduğu enerji kaynaklarını kontrolüne alacaktı. 


Bu maksatla evvela İran’da, 28 Aralık 2025’te ekonomik bozukluklar ileri sürülerek Tahran’da rejimi protesto eden gösteriler başlatıldı. Daha sonra gösteriler üniversitelere ve İran’ın diğer şehirlerine de yayıldı. Gösterilerde özellikle 8-10 Ocak 2026’da çok sayıda insan öldü (3000). Bu gösteriler hiç de masum isteklere dayanmuyordu. Aslında olayların arkasında ABD ve İsrail vardı. Çünkü hem D. Trump ve hem de B. Netanyahu, göstericilere destek vererek Rejim’in devrileceğine dair beyanatlar veriyorlardı. Nitekim daha sonra D. Trump, İran’daki protestoculara ve Kürtlere çok sayıda silah gönderdiklerini itiraf etmiştir. 



Trump’ın bu itirafı geçmişte Suriye’deki YPG-SDG’yi de binlerce TIR dolusu silah ve mühimmatla donattıklarının itirafıdır. D. Trump ve B. Netanyahu kirli planında, İran’da evvela rejim aleyhterı gösteriler başlatılacak, göstericiler silahlandırılacak ve bir iç isyan çıkarılacak. Sonra da ABD ve İsrail’in ani bir saldırısı ile de rejimin önde gelen liderleri öldürülecek ve kendilerine uygun bir rejim tesis edilecekti. Ama her iki psikopatın planı tutmadı. 

ABD ve İsrail, İran’ı Güney Amerika ülkeleriyle karıştırdılar. Hele de D. Trump, bütün dünyanın gözü önünde bir eşkıya gibi, Venezuela’ya saldırıp, Devlet Başkanı N. Maduro ve eşini derdest edip kaçırmasıyla, egosunu iyice şişirmiş adeta ‘benden büyük yok’ dercesine kibire kapılmıştı. İşte o kibiri kendisini aldattı. 


D. TRUMP, İRAN KONUSUNDA YANILDI                     

*D. Trump, İran’ı Güney Amerika’daki devletçikler, İran’ın liderlerini de ‘N. Maduro gibi’ zannetti. Onun bu zannı, hata yapmasına sebep oldu. Bu sebeple B. Netanyahu’nun peşine takıldı. D. Trump, kendisini uyaranlara kulak verseydi, İran’a saldırmayı aklından bile geçirmezdi. 


 İRAN REJİMİ, VELÂYET-İ FAKÎH ANLAYIŞINA DAYANIR           


*Şii siyasal düşüncesinde, yönetim yetkisi ‘Masum İmam’a’ aittir. 12. İmam (son imam) olan Muhammed Mehdî’nin gizlendiği (gayb aleminde olduğu) ve geleceğine inanılır. İmam’ın yokluğunda, onun vekili olarak kabul edilen Fıkıh (İslâm Hukuku) alimleri (Fakihler) yönetimi devralırlar. Velâyet-Fakîh kavramı; Şii siyasal sisteminde, İslâm toplumunun dinî ve idarî işlerini yönetme yetkisi anlamına gelir. Fakihlerin vesayeti (yönetimi) anlamına gelen bu kavram, bir makamdır. Bu kavramı, 1979 İran İslâm Devrimi sonrası Ayetullah Humeyni devletin temel yönetim ilkesi haline getirmiştir. 


Velâyet-i fakih olan kişi, sadece yönetimin başı değil, aynı zamanda kutsal bir kişidir. Velâyet-Fakîh makamında olan dinî lider, yasama ve yürütme erkinde son söz hakkına sahiptir. İran’da devlet teşkilatı, kurumsal yapılanma ve bir anayasa vardır. Bütün kurumlar ve kişilerin yetki ve görevleri bellidir. İran’da, ’Şurâ-i İslâm (meclis) vardır. İran’da bir de 88 kişilik Uzmanlar Meclisi (Meclis-i Hubregan-i Rehberi) vardır. Bu meclis, İran Dinî Lider’ini seçen, denetleyebilen ve şayet Dinî Lider, rehberlik şartlarını kaybederse, onu azledebilme yetkisine sahip anayasal bir kurumdur. İşte ‘Batılıların, dolayısiyle D. Trump gibilerin anlamadığı budur’. 


Onlar, İran’daki sistemi Batı’nın kodlarıyla anlama yanlışına düştüler. Halbuki İran’daki sistem Batı’nın kodlarına uymuyordu. 1979 devrimi sonrası İran’daki sistem, İslâm’ın başlangıcına, Kerbela’ya ve 12 imam inancına dayanıyordu. Nitekim Ali Hamaney’e etrafındakiler ‘Sizi emniyetli bir yere götürelim’ dediklerinde, Hamaney’in cevabının şöyle olduğu söyleniyor; ‘Hz. Hasan olmakla, Hz. Hüseyin olmak arasında tercihte bırakılsam, Hüseyin’i tercih ederim’. Hz. Hasan, Muaviye ile anlaşıp geri çekilmişti. Halbuki, Hz. Hüseyin, Yezid’e biat etmeyip Kerbela’da vuruşarak şehid olmuştu. 


Hamaney bunu hatırlatıyor. Nitekim öyle de öldürüldü. Şii anlayışında ölmekten korkulmayıp, ölüme koşmak var. Batılılar ve D. Trump gibiler bunu anlamıyorlar. D. Trump zannetti ki, ’Ayetullah Ali Hamaney öldürülürse, rejim çöker’. Ama daha önce Ayetullah Humeyni öldüğünde rejim çökmüş müydü? Halbuki daha önce ‘Batılı yetkililer’ Humeyni ölünce rejimin çökeceğini söylüyorlardı. Hubregan meclisi A. Hamaney’i rehber olarak seçti. 


Aynı şekilde Ayetullah Ali Hamaney ölür veya öldürülürse, Hubregan Meclisi toplanır ve yeni bir Veli-i fakih, yani yeni bir rehber seçer. Nitekim Ali Hamaney ABD-İsrail saldırılarında öldürülünce, Hubregan meclisi derhal toplanıp, Mücteba Hamaney’i rehber olarak seçti. Ve Rejim de ne yıkıldı, ne de değişti. Devam edecek…


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23