• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Münafık şer ittifakının melanetleri (22)

17 Mayıs 2026
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Münafık şer ittifakının melanetleri (22)

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

BOP KAPSAMINDA GELİŞEN 

OLAYLAR

ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞININ 

NETİCELERİ

6-Savaştan zarar görenler


TÜRKİYE

a-Türkiye Ekonomik kayba uğramıştır

*Türkiye, enerji bakımından dışa bağımlı olan bir ülkedir. İhtiyacı olan enerjinin (petrol ürünleri ve doğalgaz) %90’na yakını dışarıdan ithal edilir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun(EPDK) verilerine göre Türkiye ihtiyacı olan enerjinin yaklaşık %17’sini İran’dan ithal ediyor. Türkiye, Rusya ve Azerbaycan’ın ardından üçüncü sırada olan İran’dan yıllık yaklaşık 800 milyon metreküp doğalgaz ithal ediyor. ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaş, İran ve ABD’nin Hürmüz Boğazını kapatma-ablukaya almalarından sonra, petrol ve doğalgaz yönünden pek çok ülke gibi Türkiye’de etkilenmiştir. Petrol ve Doğal gaz fiyatlarının artması şüphesiz ki, Türkiye ekonomisini menfi olarak etkilemiştir. Petrol fiyatlarıyla beraber, navlun ve sigorta fiyatlarının da artması, ekonomiye ek bir yük getirecektir. Bütün bunlar evvela petrol ve petrol ürünlerinin fiyatlarının artmasına sebep olacaktır. Petrol ürünlerinin (akaryakıtlar, endüstriyel yağlar, gübre vs.) fiyatlarının artması, bir taraftan döviz ihtiyacını artırırken, diğer taraftan da üretim ve taşımacılık maliyetlerini artıracaktır. Bu durum döviz darboğazı, üretim ve gıda fiyatlarının artması demektir. Bunların neticesinde pahalılık ve enflasyon artacaktır. Döviz kuruna olan talep ve enflasyonist baskı yatırımları azaltacak ve ekonomik büyümeyi yavaşlatacaktır. Ayrıca varil başına petroldeki her on dolarlık artış, cari açığı en az 2.5 milyar dolar artıracaktır. Cari açığın artması dış finansman ihtiyacını artıracak, MB’nin rezervlerinin erimesine ve faizlerin yükselmesine sebep olacaktır. Şayet Hürmüz Boğazı uzun süre kapalı kalır ve enerji fiyatları yükselmeye devam ederse, bu durum Türkiye ekonomisine ağır bir yük getirecek, enflasyon ve döviz kurları çok yükselecektir. Ümid ederiz ki, bu savaş bir an evvel sona ersin. Türkiye Devleti yetkilileri, bu musibetten ders çıkartıp, yeni enerji politikaları üretmelidirler. Enerji çeşitliliğinin artırılması (yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması), enerji arzında güvenlik, LNG depolama kapasitelerinin artırılması ve uzun vadeli enerji sözleşmelerinin yapılması önemli hususlardır. Hepsinden önemlisi de Türkiye’nin, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki enerji haklarına sahip çıkılmasıdır.

b-Türkiye Akl-ı Selîm ile hareket etmiştir


*Osmanlı, Safevi sınırı 17 Mayıs 1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla çizilmiştir. Cumhuriyet Türkiye’sinde de, Türkiye, İran sınırı, 23 Ocak 1932’de Tahran Antlaşması ile küçük Ağrı bölgesi değişikliği ile bu günkü halini almıştır. Taa 1639’dan beri Türkiye, İran ile bir bir savaş yapmamış ve İran halkını dost ve kardeş bilmiştir. 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a hukuksuz olarak hava bombardımanı ile saldırmasıyla başlayan savaşta, kısa sürede savaşın biteceğini söyleyen ABD ve İsrail, hiç ummadıkları İran’nın direnciyle karşılaşınca, savaşa Türkiye’yi dahil etme çabalarına giriştiler. Bu maksatla özellikle İsrail medyasında ‘Sahte bayrak (false flag) operasyonları yapıldı. 4,9, 13 ve 30 Mart’ta arka arkaya Türkiye’deki İncirlik üssüne ‘İran’dan atıldığı iddia edilen’ 4 balistik füze fırlatıldı. Bu füzeler NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildi. İran Genel Kurmay Başkanlığı yaptığı açıklamada, iddiaları reddetti ve Türkiye’ye füze atmadıklarını, aksine ‘komşu ve dost ülke Türkiye’nin egemenliğine saygı duyduklarını’ ifade ettiler. T.C. Yetkilileri de, ‘Türkiye hedef değildi’ deyip, Güney Kıbrıs’taki İngiliz üslerini işaret ettiler. Allah’a çok şükür ki, ne Türkiye ve ne de İran, İsrail ve ABD’nin bu ‘sahte bayrak’ fitne operasyonlarına geldiler. T.C. Yetkilileri savaşın başından beri akl-ı selim ile hareket etmiş ve savaşa karşı çıkıp, meselelerin müzakere yoluyla halledilmesinden yana tavır almıştır. Türkiye’nin duruşu doğrudur. Türkiye; Avrupa, Ortadoğu ve Kafkas coğrafyasında kavşak noktasındadır. Türkiye’nin bölgedeki bütün ülkelerle kendi güvenliği ve çıkarları doğrultusunda bir politika izlemesi kaçınılmazdır. Bu sebeple ‘Türkiye’nin bir Denge Politikası izleyerek Güvenli bir Ülke olduğunu’ bütün bölge ülkelerine göstermesi önemlidir.

SON SÖZ

Türkiye’nin İslam Ülkeleri ve Türk devletleriyle ilişkilerini geliştirmesi ve birer saldırmazlık antlaşmaları yapması hem kendisi ve hem de bölge ülkeleri için hayati önemi haizdir. Şayet bu fırsat iyi değerlendirilirse; bu savaş, Türkiye’nin önünü açacak ve bölgede tekrar güvenilir lider bir ülke olmasını hazırlayacaktır. Devam edecek...

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23