Sarp yokuşlar
Sarp yokuşlar
LATİF ERDOĞAN
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde “Cennet nefsin zoruna giden, cehennem hoşuna giden şeylerle kuşatılmıştır” buyurur.
Hangi iyi ve salih amel ki nefis onu yapmakta zorlanıyorsa o amel o kişinin akabesi yani sarp yokuşudur. Kişi namazında zorlanıyorsa onun sarp yokuşu namazdır. Kişi oruçta zorlanıyorsa onun sarp yokuşu oruçtur. Kişi hacda, zekatta zorlanıyorsa o kişinin sarp yokuşları da bunlardır.
Hangi kötü iş ve amel ki, nefis onu terk etmekte, yapmamakta zorlanıyorsa o kötü amel o kişinin sarp yokuşudur. Haramdan kendini uzak tutamayan kişinin söz konusu haram sarp yokuşudur. Zinadır, fuhuştur, haksız kazançtır, gıybettir, koğuculuktur, ara bozuculuktur, yalandır, bühtandır, iftiradır ve diğer pes ahlak işaretleridir, bunlar kişinin önünde birer sarp yokuş olarak durur. Aşan kurtulur, aşamayan orada kalır.
Beled Suresi’nde Rabbimiz bize bu sarp yokuşu ders verir. “Bu beldeye yemin ederim. Ki sen o beldede yaşamaktasın. Ve babaya ve oğula. Şüphesiz ki biz insanı bir zorluk ve sıkıntı içinde yarattık. O hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor. Yığınla servet tükettim, diyor. O hiç kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor. Ona iki göz vermedik mi? Bir dil ve iki dudak? Ona iki de yol gösterdik. Fakat o sarp yokuşu aşamadı. Sarp yokuşun ne olduğunu bilir misin? O köle azat etmektir. Yahut kıtlık gününde doyurmaktır. Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu. Sonra iman edip, birbirlerine sabır tavsiye edenlerden ve birbirine merhamet tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağ ashabıdırlar. Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar da sol ashabıdırlar. Onların üzerlerine kapıları örtülmüş bir ateş vardır. (1-20)
Her maruf insanın önünde bir sarp yokuştur. Maruf yapılarak bu sarp yokuş aşılır. Her münker bir sarp yokuştur. Onu aşmak münkeri terk ile mümkün hale gelir.
İyi- kötü amellerin sarp yokuş oluşu, kişinin manevi terakkisinin en önemli vesilelerinden biridir. Cömert insan infak eder, sevap kazanır; aynı ameli cimri tabiatlı biri yaptığı zaman bu infak onu terakki ettirir.
Sarp yokuş, insandaki zaafları erdeme, fazilete dönüştürmenin de yegane çaresidir. Bu vesile ile nefis emmare, levvame, mülheme, mutmainne, razıye ve mardiye gibi merhaleler kat eder. Bir sonraki merhaleye bir önceki mertebe daima sarp yokuş olur.
Sarp yokuş, yapılan salih amellere sonsuz keyfiyet kazandırır. Yüz rekat namazı kolayca kılabilen salih kul, bazen olur ki iki rekat namaz kılmakta zorlanır, sanki bütün dağlar omuzuna yüklenmiş gibi iki büklüm hal alır. Fakat sonuçta kıldığı bu iki rekat namaz ona öylesine bir miraç yaşatır ki, çektiği sıkıntının milyonlarca misline değecek bir kazanım elde eder.
Eşref saatler, eşref vakitler ilk sinyalini sarp yokuşlarda verir. Uyanık gönül gelen bu sinyali kavrar ve o anı değerlendirir. Elde ettiği netice bire bin, bire bir milyon olur. Bir an gözünü harama kapatır, yüz haramı Allah korkusundan terk etmiş muttaki sevabına mazhar kılınır.
Zor ve zorlu zamanları değerlendirmek bu bakımdan çok önemlidir. Onun içindir ki Efendimiz, sabır ilk toslamada olandır, buyurur. Bela ve musibetlere bu ilk toslamada sabreden insan, bazen yüz şehit sevabı, bazen yüz hac sevabı kazanabilir.
Gam ve kasavetten çatlayacak hale gelmiş bir zavallıyı tebessüm ve merhamet yüklü bir öğütle teselli eden kişi bazen bin mürşidin sevabından daha fazla makbul bir amelde bulunmuş olabilir. O davranış ve o hal ilahi teveccühe sebebiyet vermişse yapılan işin keyfiyet boyutunu rakamlarla ifade imkansız hale gelir.
Rabbimiz, zorlukla beraber kolaylık vardır, buyurur. Her sarp yokuş aşıldığında insanın önünde sonsuz genişlikte bir yeni alan açılır. Kişi sarp yokuşu aşarak ulaştığı bu yeni alana bazen yüz sene kendi ameliyle çalışsa ulaşamaz. Seyr ü sulük, yüzlerce sarp yokuş ve yüzlerce böylesi geniş alanlarla doludur.
Günümüzde bu sarp yokuşlar normal hayatla içli dışlı hale gelmiştir. Mesela, tesettür kendisine zor gelen bir mümine hanım eğer bu sarp yokuşu aşabilirse her an farz ibadet yapmışcasına sevap kazanabileceği gibi, aştığı sarp yokuş sebebiyle hususi bir velayet dahi kazanabilir. Ve yine, bir mümin erkek bindiği toplu taşımalarda gözünü haramdan sakındırabirse o anda nazar yoluyla gireceği haramlardan kurtulduğu gibi her an bir vacip sevabı kazanır hatta bazen bu yolculuk onun hususi bir velayet kazanmasına bile vesile olur.
Bir hadis-i kutside “Salih kullarım için ahirette öyle şeyler hazırladım ki ne göz görmüş ne kulak işitmiş ne de kimsenin hayalinden geçmiştir” buyrulur. Demek ki cennet sürprizler yurdudur. Böylesi bir yurda elbette sürprizlerle dolu amellerle girilir. İşte bu sürpriz amellerin adı sarp yokuştur.
Hadiste anlatılan Kifil denen şahsın son anda terk ettiği zina sebebiyle o gece öldüğünde üzerinde nurdan bir yazı ile “Allah Kifli affetti ve derece derece onu yükseltti” denilmesi sarp yokuşu aşmaya yönelik en önemli referanslardan biridir. Yine sığındıkları mağaranın ağzının büyük bir kaya ile kapanması üzerine mahsur kalan kişilerin hayatlarında işledikleri iyi amelleri dualarında şefaatçi edinerek mağaradan kurtulmalarını anlatan hadisi de bu meyanda zikretmemiz gerekir.
Duyuru: “Şeytanın Gülen Yüzü” kitabımız, yine Turkuvaz Kitap tarafından basılarak 16. baskısıyla okuyucusuyla buluşmuştur. Bilgilerinize arzederim.