• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
TÜM YAZILARI

Kavga bizim işimiz

04 Temmuz 2026
A


Refik Tuzcuoğlu İletişim:

Kavga bizim işimiz
REFİK TUZCUOĞLU 

Osmanlı’dan sonra bir türlü durulmak bilmedi Mezopotamya havzası. Haritaların kanla yeniden çizildiği, devletlerin birer birer güç kaybettiği bir dönemden daha geçiyoruz. İsrail’in bir oldubittiyle bölgeye dayatılmasından bu yana geçen süre, hep böyle kaos dolu yıllara sahne oldu.

İran savaşının dumanı henüz tüterken, bölgedeki güç dengeleri sarsıcı bir hızla yer değiştiriyor. Bu değişimin tam merkezinde ise, çevresinde oluşturulmak istenen ateş çemberini sadece yaran değil, o çemberi kuranların asimetrik planlarını bozan bir Türkiye var. Gelin, bu yeni gerçekliğin fotoğrafını Batı’nın pragmatizmi ve İsrail’in hezeyanları üzerinden okuyalım.

Önümüzdeki hafta Ankara’da tarihi bir NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. Bu zirve öncesinde Batı medyasını yakından okuyanlar, şaşırtıcı ama bir o kadar da tanıdık bir tutum değişikliğine şahit oluyorlar. Yıllardır Türkiye’yi "NATO'nun uyumsuz çocuğu" ilan edenler, hatta "Türkiyesiz bir NATO" hayalini dillendirenler bugünlerde Ankara'nın kapısında adeta sıraya girmiş durumda.

Neden mi? Çünkü Batı, kendi güvenliğinin Türkiye’nin askeri kapasitesi olmadan sağlanamayacağını idrak etti. Washington Post ve önde gelen Avrupa medyasındaki analizlerde artık o bildik, parmak sallayan eleştirilerin yerini, Türkiye'nin "stratejik bir kale"(bulwark) olduğu vurgusu aldı. ABD'nin Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldırma ve KAAN motoru kısıtlamalarını esnetme iradesi, tam da bu "jeopolitik mecburiyetin" bir yansımasıdır. Batı, kaos içindeki Ortadoğu ile Avrupa arasında duran bu güvenlik barajını küstürmeyi göze alamıyor.

Batı, Türkiye gerçeğini rasyonel bir şekilde kabullenirken, İsrail cephesinde ise tam bir hezeyan hâkim. İran'ın sahada zayıflamasıyla oluşan güç boşluğunda, Suriye ve Lübnan hattında "önce öldür, sonra bir izah bulursun" doktriniyle ilerlemeyi, bu bölgeleri insansızlaştırıp yutmayı planlayan Tel Aviv yönetimi, karşısında devasa bir Türkiye duvarı görüyor. O sebeple bu duvarı mütemadiyen zayıflatacak sinsi planlar tezgâhlıyor. 


Aslında bu saldırganlık şaşırtıcı değil; çünkü karşımızda varlığını sürekli yeni düşmanlar üretmeye bağlayan teokratik bir zihniyet var. Sırtını dayadığı Arz-ı Mevud hezeyanının bir gereği olarak İsrail’in bu genişlemeci şiddeti hiçbir zaman durmayacak, bitmeyecek. Siyaset bilimci Ferhat İbrahimov’un da tam bu noktada dikkat çektiği gibi, İsrail'in asıl hazmedemediği şey, bölgede dengelerin kökten değişmesidir. İran'ın azalan askeri etkisi ve bölge halklarının Washington’a olan güveninin buharlaşmasının ardından, Ortadoğu'da bir jeopolitik boşluk doğdu. İşte o boşluğu, bugün bölge halklarının Türkiye’ye duyduğu sarsılmaz güven dolduruyor. Türkiye istikrar ürettikçe, İsrail'in kaos senaryoları riske giriyor. Üstelik Türkiye; ne tünellerde yaşamaya mahkûm edilen Gazzelilerle ne de İran destekli Hizbullah örgütüyle kıyaslanabilecek bir güçtür. Şimdi bu gücü yıpratmak stratejik bir öncelik oldu İsrail için.


Nitekim İsrail'in eski başbakanlarından Naftali Bennett'in sarf ettiği, "Açık olmak istiyorum: Türkiye yeni İran'dır" şeklindeki absürt çıkışı, rastgele söylenmiş bir söz değil, bu yeni "güven eksenine" karşı duyulan çaresizliğin feryadıdır.

İsrail medyası da bu paniği gizleyemiyor. Maariv ve Israel Hayom gibi gazetelerde peş peşe çıkan analizler, Türk savunma sanayiinin ulaştığı seviyeyi adeta bir "varoluşsal kâbus" olarak tasvir ediyor. KAAN savaş uçağı, KIZILELMA, AKINCI ve ANKA filoları ve menzili 1000 kilometreyi aşan stratejik yerli üretim yapay zekâ destekli mühimmatlar, İsrail askeri analistleri tarafından "Türkiye'nin süper güçler kulübüne girişi" olarak okunuyor. Kendi ifadeleriyle Tel Aviv; artık sadece diplomatik bir rakipten değil, havada ve denizde teknolojik üstünlüğü yakalamış bir "silah devinden" bahsediyor.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki "Mavi Vatan" varlığını dengelemek için İsrail'in arkasına sığınan, Tel Aviv ile ortaklaşa bir "Aşil Kalkanı" kurma hayalleri gören Yunanistan da bu yeni gerçekliğin altında ezildi. Washington'ın Türkiye politikasındaki esneme, Atina'da "Kimse bizi koruyamaz, acı gerçekle yüzleşmek zorundayız" itiraflarını beraberinde getirdi. Yunan basını, ülkelerinin İsrail'in bölgedeki basit bir "Truva Atı"na dönüştüğünü, ancak günün sonunda yapayalnız kaldıklarını acı bir şekilde satırlarına taşıyor.

Aslında tüm bu yaşananlar Türkiye’nin bölgesel bir güç haline geldiğinin göstergesi. Ancak meselenin hem Batı'yı hem de İsrail'i paniğe sevk eden bir boyutu daha var: Türkiye, bölgesel oyun kurucu kimliğini perçinlerken, aynı zamanda küresel denklemleri de değiştirebilecek "oyunbozan" bir güç haline geldi. Ve bu oyunu bozmak, yeri geldiğinde çetin bir kavgayı göze almayı gerektiriyor. Suriye'den Doğu Akdeniz'e, Kafkaslardan Körfez'e kadar genişleyen; Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan gibi ülkelerle kurulan yeni savunma işbirlikleriyle pekişen bu "Türkiye Gerçekliği", artık hiçbir yapay ittifakla sınırlandırılamaz. 



İsrail’in küresel çapta yitirdiği meşruiyetini Türkiye’yi hedefe koyarak örtbas etme çabasına, anladığı dilden cevabı Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan verdi: "Kimseden korkacak, çekinecek, geri adım atacak hâlimiz yok. Kavga bizim işimiz, hiç problem değil. 

Bu sözler, kameralar önünde söylenmiş sıradan bir diplomatik rest değildir. 

Bu cümlelerin arkasında tam bağımsız bir savunma sanayii, asırlara dayanan bir devlet geleneği ve sahadaki fiili güç yatmaktadır. İsrail'in "insanlığın taşıyamayacağı bir yük" haline geldiği bu çağda, Türkiye sadece kendi sınırlarını değil, bölgesel vicdanı ve istikrarı da tahkim etmeye devam edecektir. Son tahlilde, mesele istiklal ve istikbal olduğunda kavga etmekten hiçbir zaman imtina etmedik.

Ortadoğu'da yeni haritalar çizilecekse, o kalemi tutan el günün sonunda İsrail olmayacaktır. Mazlumlara yaşatılan zulmün hesabı elbet bir gün sorulacaktır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23