Doğum günü kutlamaları caiz mi?
Doğum günü kutlamaları caiz mi?
ALİ SANDIKÇIOĞLU
Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah'a aittir. O dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk bahşeder.” (Şura 49). Bütün mevcudat ve kainatı yaratan şüphesiz Hz. Allah’tır (CC). Mahlukat içinde en güzel surette yaratılan da insanoğludur. İnsanoğlunun Cenab-ı Hakk’a karşı yapacakları veya yapmayacakları vazifeleri vardır. Bunlar ayeti kerime ve hadisi şeriflerle beyan edilen helal veya haram olarak ana sınıflara ayrılır. Cenab-ı Hak ayeti kerimede beyan eylediği gibi kimilerine kız, kimilerine erkek, kimilerine de hem kız hem erkek evlat ihsan eder. Kimilerine de hiç evlat vermez bu takdiri ilahiyi hiçbir kuvvet değiştiremez. Kendilerine evlat ihsan edilen ana babalar evlatlarının doğum günlerini yaş günlerini kutlayabilirler mi? Doğum gününü kutlamak helal mi haram mı? Bu konudaki hüküm nedir? Kısaca olarak bu konuyu işlemeye çalışacağız.
Her toplumda zaman içerisinde oluşan alışkanlık, töre ve gelenekler vardır. Temel inanç ve ahlâk esaslarına aykırı olmadıkları veya olumsuz sonuçlara yol açmadıkları sürece bunların varlığında veya bunlara uyulmasında bir sakınca yoktur. Birey ve toplum için, maddî ve mânevî bünye açısından, zararlı olabilecek şeylerin devamını istemek zaten mâkul olmadığı gibi câiz de değil. Toplumumuzda başlangıçta çocuklar ve gençler için düşünülen, sonra da gittikçe yaygınlaşan bir “yaş günü kutlaması”, “yıldönümü (sene-i devriye) anma ve kutlaması” âdeti oluşmuştur. Fâtımîler tarafından IV. (X.) yüzyılda Hz. Peygamber’in doğum gününün yıldönümünün kutlandığı bilinmektedir. Fâtımîler bunun yanında Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve halifeleri için de mevlid (doğum yıldönümü) merasimleri yapıyorlardı. Yaş günü kutlamalarını yapılış maksadını ve doğurduğu sonuçlar itibariyle değerlendirmek gerekir. Bu kutlamalarda maksat bir kişinin doğmuş ve o anda kutlamış olduğu yaşa gelmiş olmasının sevincini yakın arkadaş ve dostlarıyla paylaşmaktan, bunu toplanıp hoşça vakit geçirmek için vesile yapmaktan ibaret olduğunda, kutlamanın meşrû ölçüler içinde (her türlü haram ve gayri ahlakı hallerden kaçınarak) yapılması şartıyla, mâkul ve câiz olduğunu söylemek gerekir. Yılbaşı eğlence ve kutlamalarında da olduğu gibi, bu tür kutlamaların yabancı kültüre imrenme ve taklit unsurları galip gelirse sakıncalı olacağı tabiidir (Dinimiz, içkili, çalgılı, yabancıya benzeyen kutlamalara asla cevaz vermez.) (Kaynak: İslam İlmihali 2, TDV Yayınları).
Burada dikkat edilecek ön önemli husus kesinlikle Hristiyan ve Yahudilerin taklitçisi olmamak, onların dini adetlerine uymamaktır. Zira onları taklit etmeye Peygamber Efendimiz kesinlikle izin vermemiştir. Bununla alakalı Peygamber Efendimizin (SAS) birçok hadisi şerifi vardır. Birkaçının mealine burada yer verelim:
Abdullah ibni Ömer (RA) şöyle dedi: “Rasulullah (SAS) şöyle buyurdu: “Her kim bir kavme benzemek isterse, o kimse de onlardandır!” (Ebu Davud 4031, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/50, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1269).
Rasulullah (SAS) şöyle buyurdu: “Bizden başkalarına benzemeye çalışanlar bizden değildir! Yahudi ve Hristiyanlara benzemeyin! Yahudilerin selamlaşmaları parmak işaretiyledir. Hristiyanların selamlaşmaları ise el ile işaret etmekledir.” (Tirmizi 2835, Albânî Sahihu’l-Cami’ 5434).
Rasulullah (SAS) şöyle buyurdu: “Bizden başkasının sünnetiyle (yani âdetiyle) amel eden bizden değildir!” (Taberani Mucemu’l-Kebir 1/118, Albânî Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha 5/193).
O halde buradan şöyle bir sonuç çıkartabiliriz: “Doğum günü kutlamaları Allah'ın emir ve yasaklarına Peygamberimizin (SAS) sünnetine uygun olması şartıyla caizdir. Hayat ve ömür Cenab-ı Allah'ın insanlara verdiği en önemli nimetlerdendir. Her nimet şükür istediği gibi yeni bir yıla girmek de şükür ister. Peygamberimiz (SAS) ve diğer peygamberler şükrü gerektiren durumları Allah'a yaklaşmaya bir vesile kabul ederek şükür mahiyetinde oruç tutmaktaydılar. Buna pazartesi günü orucunu örnek olarak vermek mümkündür. Peygamberimiz (SAS) pazartesi günlerinde oruç tutmasının sebebi olarak o günde doğduğunu o günde kendisine Kur'an indirildiğini belirtmektedir (Müslim, Siyam 36 (1162); İbn-i Hibban, Sahih, c.8, s.403 (3642); Abdurrezzak, Musannef, c.4, s.295 (7865)). Öyleyse doğum günü kutlanabilir. Ancak Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimizin yaptığı gibi bunu Cenab-ı Allah'a bir yaklaşma ve bir şükür vesilesi olarak görmek gerekir. Ayrıca Resulullah (SAS) cuma gününün faziletini izah ederken Hazreti Adem’in bu günde yaratıldığını ifade etmiştir (Müslim, c.2, s.585 (854); Tirmizî, Sünen, c.2, s.359; Ebû Davud, Sünen, c.2, s.277; Nesaî, Sünen, c.3, s.91; İbn-i Mace, c.2, s.186).
Bir başka açıklama ile doğum günü: “Doğum günü kutlamalarını yapılış gayesi ve doğurduğu sonuçları açısından değerlendirmek gerekir. Bu kutlamalarda amaç, bir kişinin doğmuş veya o anda kutlamış olduğu yaşa gelmiş olmasının sevincini çevresi ile paylaşmaktan, bir araya gelip hoşça vakit getirmekten ibaret ise kutlamanın meşru ölçüler içinde yapılması şartıyla makul ve caiz olduğu söylenebilir. Fakat yılbaşı eğlence ve kutlamalarında olduğu gibi, bu tür kutlamaların yabancı kültüre imrenme ve taklit unsurları galip gelirse, kutlamalarda meşru ölçüler dışına çıkılırsa sakıncalı olacağı tabiidir.” (H. Yunus Apaydın, Diyanet İlmihal: II, İslam Ve Toplum, s: 483). Yapılan değerlendirmede "Hristiyanlar, Müslümanlardan öğrenip, almışlardır. Yaş günü kutlamak ibadet değil âdettir. Bu âdet Hristiyanlardan gelmiş olsa bile, ibadet olmadığı için Müslümanların, doğum günü, evlilik yıldönümü gibi günler tertip etmesinde mahzur yoktur. Fakat gayrimüslimlerin ibadet olarak yaptıkları şeyleri, mesela bayramlarını kutlamak caiz olmaz." denildi. Bilindiği gibi çok eskiden beri özellikle Osmanlı döneminde ve günümüz de Peygamber Efendimizin (SAS) için mevlid kandilleri tertip edilmektedir. Bu da bir nevi doğum günü kutlamasıdır. Bu günlerde Kur’an-ı Kerimler, ilahiler, salavatı şerifler okunur dualar yapılır. Buna benzer doğum günlerini kutlamakta bir mahzur yoktur. Ancak siz doğum günü kutluyorum diye İslam’ı ölçüleri aşar, haram işler yapar, içki, kadın erkek karışık bir vaziyette içilir, kadınlar dekolte bir halde erkeklerle iç içe, içip içip sarhoş olmuş, kendinden geçmiş vaziyette türlü rezillikler sergilenirse; bu vaziyette biz oğlumuzun veya kızımızın doğum gününü kutluyoruz derseniz buna kimse helal diyemez. Bu tip doğum günleri, yaş günlerini kutlamak elbette ki caiz olmaz.
NOT: Yıllar önce 1982 Senesi Ramazan-ı Şerif ayında vaazlar yapmak üzere Ramazanı Yunanistan’ın İSKECE şehrinde geçirmiştim. Orada bana çok yardımcı olan halen irtibatımız devam eden çok gayretli, dinimize, dilimize, kültürümüze hizmetler eden Sayın HÜSEYİN KAHYA Bey benden böyle bir yazı yazmamı istedi. Kendisine buradan selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum. İnşallah faydalı olur. Gerçekten Türklüğü ve Müslümanlığı oradaki soydaşlarımız, dindaşlarımız çetin mücadeleler ederek yaşıyorlar. Rabbim yardımcıları olsun.
Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.