Bağımlılıkla mücadele ve tedavi sonrası süreç

13 Mart 2018 Salı

Bugün cezaevlerimizin yaklaşık dörtte biri uyuşturucu suçundan dolayı tutuklu ve hükümlü olan kişilerle dolu. Uyuşturucu suçundan dolayı cezaevinde bulunan kişi sayısı 50 bin. 30 bin kişi ise hırsızlık suçundan yatmaktadır. Yaklaşık üç kişiden biri uyuşturucu ve hırsızlıktan dolayı cezaevlerinde bulunmaktadır. Bu oranın terörden daha fazla bir oran olduğunu unutmayalım.

Dünyada ve ülkemizde ciddi derecede ağır bağımlılık durumunda olan hastaların yatarak ve ayakta tedavi merkezlerine ihtiyaç duydukları bir gerçektir. Türkiye’de Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Tedavi Merkezleri (AMATEM), bağımlı hastaların tedavi taleplerine cevap vermeye çalışıyor.

Son yıllarda ülkemizde, AMATEM’in sayısının çoğalması tabii ki üzücü bir durum. Sentetik maddelerin özellikle de halk arasında bonzai diye bilinen sentetik kannabinoidlerin kullanımı son 5 yıl içerisinde ciddi artış gösterdi.

Türkiye’de piyasaya devamlı yeni sentetik tür maddelerin giriyor olması da aynı zamanda bağımlı hasta sayımızın çoğalmasına sebep oluyor.

Tedavi sonrası süreç

Bu yüzden bağımlılıkla mücadele için devletin başlattığı çalışmaların, sivil toplum tarafından da benimsenmesi gerekiyor.

Bağımlılıkla mücadelede en önemli sorunlarımızdan biri uyuşturucudan arınmaya çalışan gençlerimizin tedavi sonrasındaki süreçte yaşadığı yalnızlıklarıdır.

Maddeden arınan insanların en büyük problemi aynı sosyal çevreye geri dönüşü ve bir iş ile meşgul olamamalarıdır.

Tedavi görenlerin yüzde 90’ı bir müddet sonra maalesef tekrar uyuşturucuya dönmek zorunda kalıyor.

AMATEM’de tedavi görüp bağımlılıktan kurtulan kardeşlerimize iş imkânı sağlayamazsak en fazla 12 ay sonra tekrar bağımlılığın esiri oluyor ve uygulanan tedavi de boşa gidiyor.

Batı’da uyuşturucu ile mücadelede en çok tartışılan konu hükümetlerin bağımlılığa giden yolu tıkamak gibi kolay bir tercih yerine bağımlılığın yarattığı rahatsızlıklarla, hastalıklarla hatta ölümlerle uğraşmayı tercih etmesi şiddetle eleştirilmektedir.

Bu yaklaşımın hem sorunu çözmediği hem de ülkelere büyük bir ekonomik yük getirdiği gerçeği hakimdir.

Cezaevi sonrası süreç

Yazının başında belirttiğim cezaevinde yatan yaklaşık 50 bin kişinin cezaevinden çıktıktan sonraki durumu da önceliklerimiz arasında yer almalıdır. Cezaevlerinden denetimli serbestlik kapsamında imza karşılığında çıkan gençlerin büyük çoğunluğu, iş bulamadığından dolayı tekrardan bu süre zarfı içerisinde hırsızlık ve torbacılık gibi suç unsurlarına geri dönmek durumunda kalmaktadırlar.

Denetimli serbestliğin daha kontrollü ve takipli yapılması bu kapsamda cezaevlerinden çıkan kişilere iş imkânı sağlanması veya devlet kurumlarında asgari ücretlerle dahi olsa 2 yıl geçici olarak çalıştırılmalarının sağlanması uygun olacaktır.

Uyuşturucu maddelere erişimin çok kolay olması, cezalarının maalesef ki az olması, para kazanmanın en kolay yollarından biri olması, şahısların kendilerinin bile üretim haneler kurarak imal etmesi sonucu gençlerimiz ve iş bulamayan veya kendini topluma kazandıramayan eski yükümlülerin bu alana yönlenmesi pek de zor olmamaktadır. İş bu nedenle uyuşturucu imalatı, satışı gibi suçların terör suçu kapsamına alınmasının sağlanması bu işleyişe iyi bir darbe vuracaktır.

Uyuşturucunun hızla yayıldığı birçok il veya ilçede hırsızlık, gasp, yaralama ve ölüm olaylarının da aynı orantıda arttığı, emniyet güçlerince tespit edildi. Böylesi bir durum uyuşturucu satıcılarının birden fazla suça ortak olduklarının en büyük göstergesidir. Bu duruma binaen gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Bağımlılıkla mücadelenin sağlık, hukuk, iletişim ve güvenlik ayağı ne kadar önemliyse, sosyal rehabilitasyon ayağı da o denli önemlidir.

 

YORUM YAZ