• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Müslümanlığımızın kıymeti tartışmasızdır

09 Ekim 2024
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

 

Bizim dışımızda bizim Müslümanlığımızdan kimse sorumlu değildir. Herkes kendi yüreğinde yaşar mevsimini; ne senin kışın başkasını üşütür, ne başkasının yazı seni ısıtır...

Bu asırda Amerika-İsrail’in ve dünya gâvurlarının istilâsına uğrayan Gazze’nin yalnızlığı ve kimsesizliği bize şu dersi vermektedir: Vicdan kaybı, kan kaybı gibidir. Vicdanını kaybeden ahlakını, adaletini ve merhametini de kaybeder. Geri de sadece çıkarcı, menfaatçi, ikiyüzlü, pısırık, eğreti, ruhsuz ve kuru bir dindarlık kalır. Yaşadığımız bugünler bunun bariz şahididirler.

İlgide, alakada, ahlakta, ailede, ticarette, siyasette, ekonomide ve cihadda Peygamberimize ne kadar benziyorsak, Müslümanlık kalitemiz de o kadardır. Peygamberi devre dışı bırakanların –rütbeleri, makamları, diplomaları unvanları ne olursa olsun- dinde herhangi bir değerleri, kıymetleri olmaz.

Haram yemeyen, yalan konuşmayan, kul hakkına girmeyen, eylemi ile söylemi çelişmeyen, insanların elinden ve dilinden emin olduğu Müslüman asırların insan güzeli olup kadrü kıymetinde asla şüphe edilmez. Müslümanın kadrü kıymetini idrak eden Müslümana başkasını tercih edemez. Rabbimiz uyarıyor: “Hem iman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyin! Ve elbette mü’min bir câriye, (hür) bir müşrik kadından daha hayırlıdır. (O müşrik kadın) hoşunuza gitse bile! Îmân etmedikçe müşrik erkekleri de (mü’min kadınlarla) evlendirmeyin! Elbette mü’min bir köle,(hür) bir müşrikten daha hayırlıdır. (O müşrik) hoşunuza dahi gitse! İşte onlar ateşe da’vet ederler. Allah ise, izniyle Cennete ve mağfirete (vesîle olacak amellere) da’vet ediyor; âyetlerini de insanlara iyice açıklıyor, tâ ki ibret alsınlar.” (Bakara Suresi/221)

Bu âyet-i kerîme, Abdullah bin Revâha (ra)’ın âzâd ettiği câriyesi ile evlenmesini, bazı kimselerin kınaması üzerine nâzil olmuştur. Mâide Sûresinin 5. âyetiyle ehl-i kitab kadınları müşrik kadınlardan istisnâ edilerek Müslüman erkeklerin ehl-i kitab kadınlarıyla evlenebilmelerine kerâhetle ruhsat verilmesine rağmen, Müslüman kadınların, îmân etmeyen erkeklerle evlenmeleri dînen haramdır. (İbn-i Kesîr, Tefsiru’l Kur’ân’il Azîm, c. 1, 193)

Müslümanlar olarak düşmanımıza değil ihtilaflarınıza mağlup olduk. Allah’ın arzında Müslümanlar boğazlanırken, evleri ateşe verilirken buna ses çıkarmayıp, sadece “la havle” ve “innâlillah” demek, bizi aldatan nefsimizin ve uzayıp giden duyguların bizleri gıdıklamasından başka bir şey değildir. Siyonist İsrail sadece Gazze’de kardeşlerimizi katletmedi.  Aynı zamanda bu katliamı durdurabileceklerine dair umut bağladığımız İslâm dünyasındaki tüm güç, imkân ve iktidar sahiplerine karşı içimizdeki hüsnü zannı da katletti. Siyonist İsrail denilen bu katilden intikam almanın derdine düşmemişsek, düşmanın sermayesinden olmuşuz demektir.

Ahlakımızda, sosyal hayatımızda, aile hayatımızda, çocuk eğitimimizde Kur’an bizim için belirleyici bir ölçü değilse; düğünümüzü yaparken, ticaretimizi yürütürken, akraba ve komşuluk ilişkilerimizi, anne-babalarımızla ve arkadaşlarımızla ilişkilerimizi düzenlerken, bir diziyi izlerken, bir sosyal medya sitesinde gezinirken Kur’an’ı bağlayıcı amir bir ölçü olarak görmüyorsak, bizim Müslümanlıktan nasiplenmemişiz demektir.

Ticaretimizi, siyasetimizi, ahlakımızı, davranışlarımızı, hayat programımızı Kur’an değil, Batı merkezli diziler, filmler, sosyal medya fenomenleri, spor ve sanat camiasının ünlüleri belirliyorsa, biz Müslümanlığımızı tüketmişiz demektir.

Bir Müslüman cephede Müslümanların tarafını göremiyorsa ahmaktır. Müslümanların tarafını gördüğü halde karşı cepheyi desteklemeye devam ediyorsa haindir. Rasûlüllah (sav) uyarıyor: 

“Kim bir Müslüman kardeşinin katledilmesine yarım kelime ile dahi olsa yardım ederse, alnında ‘Allah’ın rahmetinden ümitsizdir’ yazılı olarak Rabbinin karşısına çıkacaktır.” (Sünen-i İbn Mace, Diyet, 1)

Müslüman olarak Irak’ta bombalanan, Akdeniz’de boğulan, Arakan’da yakılan, Afrika’da aç kalan, Suriye’de tecavüze uğrayan, Filistin’de kolları kırılan, Afganistan’da ve Libya’da unutulan benim demiyorsan ve bunun gereğini yapmıyorsan bil ki kendi elinle Müslümanlığını sona erdirmişsin...

Ekonomimizi ve ticaretimizi, borç hukukumuzu, çek, senet, banka, borsa, kira işlemlerimizi Kur’an’a göre düzenlemek yerine Alman borçlar hukukuna göre ya da liberal ekonominin gereklerine göre veya faiz, dolar, kur sistemi neyi gerektiriyorsa ona göre yapıyorsak bizim Müslümanlık adına değerimiz, kıymetimiz kalmamış demektir.

Hukuk kurallarımızı, adalet ilkelerimizi Kur’an’ın emirlerine göre belirlemek yerine İtalyan ceza hukukuna göre, Avrupa insan hakları mahkemesine göre, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesine göre belirliyorsak, Müslümanlığımızı tüketmiş ve rafa kaldırmışız demektir.

Ey ihanete uğramış mukaddes emanetin davacısı! Fecr-i sâdık vaktidir; mahzenlerde beklemek artık ziyan. Mahremine girmiş düşmanı cehenneme gönderiyor ihvan-ı din, artık uyan. Ateşlere girsen de dayan, hakikate dönüyor rüyan!

Bütün zamanlarda ve mekânlarda günahkâr da olsa Müslümanın nezdinde Müslüman kıymetlidir. Müslüman olmak büyük bir şereftir. İslâm’a teslim olmak hayatı bulmaktır. Hayat; iman ve cihaddır, gerisi ise teferruattır!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Durmuş emmi

Eğer bir insan "Müslümanlığımızın kıymeti tartışmasızdır" diyorsa orada ne kıymet vardır nede tartismasizlik vardır. Arap dini din inlayisi ni anlamak istiyorsan, arap ülkelerine bakın ve görün. Fakirlik, ölüm, kin ve çöp içinde yaşıyorlar.

Pilot

Arap ülkelerinin haline bakıp da İslam dinini rol biçen zavallı sürüngen,sana göre İslam dininin en güzel yaşandığı yer Türkiye olmalı!Halbuki sen de akıl olsa,bugün kendisini İslam ülkesi gören hiçbir ülkede tam manasıyla İslam dininin yaşanmadığını anlarsın,tabi istisnalar hariç!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23