--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

1926’da kaybettiğimiz Musul kaç kilometrekareydi?

Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
36

 

İsmet İnönü hatıralarını ancak son büyük şahit olan Ali Fuat Cebesoy Paşa 1968 Ocak’ında öldükten birkaç ay sonra Ulus gazetesinde yayınlama cesaretini gösterebilmişti. Cesareti de, mertliği de bu kadardı işte. Şahitler hayattayken yazılamayan hatıratın değeri tarihçilerin gözünde sıfırın biraz üstündedir. O kadar.

Bitmedi, dahası var.

İnönü, Sabahattin Selek’in önüne koyduğu teybe konuşarak anlattığı, yani kaleme almadığı hatıratında bazı ifşaatta da bulunmuştu. Mesela İkinci İnönü Muharebesi sırasında Yunan ordusu karşısında geri çekilmekte olan subayları durdurup onlara “Millet sizin düşmanınızdır” demişti. Bunu sorguladığımız yıllarda bir gün baktık ki, İnönü’nün Hatıralar’ı Bilgi Yayınevi’nde yeni baskısını yapmış. Aaa, o da ne? Yeni baskıda “Millet sizin düşmanınızdır” cümlesi toz olmuş resmen. Bilim devrimi, Aydınlanma, ilerleme… diye ortalıkta caka atan taife, bizzat İnönü’nün cümlesini hatıratından makaslayıvermiş!

Ne güzel bir tarih değil mi? Kendi kendilerini sansürlüyor ve bunu hep yapıyorlar. İstisnası yok neredeyse. Ya yazarın kendisini sansürlüyor veya yayıncısı yahut varisleri… Unutmayın ki, Lord Kinross’un Atatürk adlı meşhur kitabını da Altın Kitaplar Yayınevi günümüzde sansürleyerek yayınlamaya devam ediyor. (Okuyacaksanız 28 Şubat’tan önceki sansürlenmemiş baskılarını tercih edin mutlaka.) 

Elhasıl-ı kelam değişmeyen tek şey, çarpıtmadır Kemalist zihniyette.

İşte elimde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, hatta 1938 Kasım’ında İsmet İnönü Cumhurbaşkanı seçilmeden önce 1 günlüğüne Cumhurbaşkanlığı vekilliği de yapmış olan M. Abdülhalik Renda’nın Hatırat’ı var. Kitabın yayıncısı Yapı Kredi Yayınları ayrıca Renda’nın Günlükler’ini de basmış. Lakin Günlükler büsbütün muhtevasız ve gereksiz bir yayın. İkisi de bir şey söylemiyor. 

Neler söylemiyor mesela?

Mesela: 1926 yılının Türkiye siyaseti ve halkı açısından en çarpıcı olayı olan 7 Haziran 1926 tarihli Musul’un İngiliz mandası altındaki Irak’a terk edilmesi antlaşmasından tek kelimeyle bahsedilmemiş. O sırada CHP milletvekili (başka parti var mıydı ki) zatıalileri ama petrolümüzü İngilizlere teslim ettiğimiz anlaşmadan haberi olmamış. Mümkün mü? Değil elbette. Muhtevasız ve gereksiz Günlükler’inde Musul’dan tek kelime ile olsun bahis olmadığı gibi büyük boy tam 375 sayfa tutarındaki Hatırat’ında da geçmiyor.

Nasıl tarih ama değil mi?

Kitaplar bunu yazmaz: 

Türkiye Cumhuriyeti 1926 Haziran’ına kâğıt üzerinde de olsa yaklaşık 850 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip bir ülke olarak girdi ama çıkarken yaklaşık 770 bin kilometrekare olarak çıktı. Çünkü bu arada Musul elden çıkmıştı.

Elden çıkan toprağımız Musul’un yüzölçümü ne kadardı peki? 

Uzmanına soralım: Prof. Dr. İhsan Şerif Kaymaz Kaynak Yayınları tarafından neşredilen Musul Sorunu: Emperyalizm ve Kürtler adlı tedkik mahsulü kitabında şunu yazıyor:

“Birinci Dünya Savaşı öncesinde Musul Vilayeti’nin kapsadığı 91 bin kilometrekarelik geniş alan üzerinde kurulu 3 sancak, 18 kaza, 25 nahiye ve 3 bin köyde yaklaşık yarım milyon insan yaşıyordu.” (2014, s. 34)

Bir başka deyişle Musul’u vermekle 91 bin kilometrekarelik vatan toprağını, 500 bin nüfusu, Süleymaniye, Kerkük ve Erbil’i, 18 kazayı ve dahi 3 bin köyü kaybetmiş oluyorduk. Petrol da cabası.

7 Haziran 1926 günü TBMM tarafından onaylanan antlaşmayla İngiltere’ye, bugünkü Türkiye’nin yıllık yakıt ihtiyacının 4 katı miktarında petrol terk edilmişti. Kaybedilen, tek başına Türkiye’yi süpergüç haline getirecek muazzam bir servetti.

Gelin görün ki, Abdülhalik Renda Hatırat’ında Musul görüşmelerinin 1924 safahatından tek tük bahsetmişse de, 1926 yılında bu meseleye bankadan çektiği kredi kadar dahi kıymet vermemiş, o meşum oturuma katılıp katılmadığını dahi yazmamıştı.

İnanır mısınız, bu zat bu ülkede Maliye Bakanlığı yapmıştır.

Hatıralarınız sansürlü, belgeleriniz sansürlü, tarihiniz sansürlü. Sonra da Tarih diye bir bilim olduğuna inandırmaya çalışıyorsunuz bizi.

Çocuk mu kandırıyorsunuz?  

 

Yorumlar

(36)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kara murad

16 Ocak 2023 02:05

Insaallah, bir gün hakkimizi aliriz

1926 senesinde

12 Ocak 2023 23:03

Başta başımızda kim vardı ki..?! 

Ulu hakan Abdulhamit

12 Ocak 2023 23:44

bunu bilmeyen talibandir

Tapulu malları olsa vermezlerdi

12 Ocak 2023 22:59

Milletin-devletin malını bozuk para gibi harcamışlar..! Gerisi hikaye..

Hain var!

12 Ocak 2023 22:49

Ukrayna bugün Kırımı bi imzayla verse.. veren kişi tarihe kahraman değil hain olarak geçer! Biz niye Musulun hesabını sormuyoruz! Babasının ciftliği miydi bu vatan bu topraklar.. Musul-Kerkükteki mazimiz İstanbuldan bile eskiyken..

Musulu verdik Şapkayı aldık!

12 Ocak 2023 22:44

“Atatürk bir gün, lütfen, bu husustaki fikrimi sormuşlardı. O sırada Musul işi, aleyhimize sonuçlandığı için, rahmetli hayli sıkıntılı idi. “Şu cevabı vermek cesaretinde bulundum: ‘Şapka giymek, bu millet hesabına bir Musul fethinden üstündür!’ “Atatürk hafifçe gülümsedi ve başını birkaç defa eğerek beni taltif etti.” (Mahmut Esat Bozkurt. Atatürk İhtilâli, s.154-155).

Doğu

12 Ocak 2023 21:01

Eline dilene sağlık hocam.

Kâri

12 Ocak 2023 19:34

Elhasıl-ı kelam değişmeyen tek şey, çarpıtmadır Kemalist zihniyette.. Yazının can alıcı cümlesi işte bu... 

Kerem

12 Ocak 2023 18:43

Başlığı görünce, bu nasıl manidar bir kinaye dedim önce; o Musul, topraktan öte,kilometrelere sığdırılabilir mi? Vatan toprağı tabii, her karışı kıymetli lakin kömürle elmas bir olabilir mi? 91 bin kilometre değil asgari çarpı 50 kıymette. “Hâlâ elimizde olsaydı 50 sene evvel bugünkü halimizi yakalamış olabilirdik” demiştiniz kaç kere… Ah kaybettirilen yıllar, o yıllara yüreği yanmayan bakanlar.. Musul nasıl bir yaradır ki yıllar geçse de kapanmaz, kanar durur..

M.Ali

12 Ocak 2023 16:44

güzel bir tarih anlatma birikiminiz var Mustafa abi.

Gaziye hakaretleri onlemek sansur mu oluyor ?

12 Ocak 2023 16:34

Yahu gunun 24 saati Ataturku elestirmek bir takintidir

Tapınmak daha büyük bi takıntı

12 Ocak 2023 23:00

Tapınma sapıklığının yanında eleştirme takıntısının lafı bile olmaz..

Yorum

12 Ocak 2023 23:52

Tapınma obsesyonu, bu hastalığın çaresi yok ne yazık ki..

Mustafa Armağan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle