• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI

Mekke’nin fethinde bir hatıra

11 Ocak 2020
A


Mustafa Akgün İletişim: [email protected]

Muteber tarihî kaynaklara göre Mekke-i Mükerreme’nin fethi Milâdî olarak 11 Ocak’ta gerçekleşmiştir. Bu vesileyle bazı tarihî bilgileri tekrarlamak yerinde olacaktır.

İlk Müslümanların tamamına yakını aslen Mekkeliydiler. Orada doğup orada büyümüşlerdi. Aileleri, malları, mülkleri Mekke’deydi. 

Ancak bunlar Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve selem) getirdiği Tevhid dinini kabullenip İslâm dinine girmişlerdi. Bu, başta Ebucehil olmak üzere ileri gelen Mekke müşriklerini rahatsız etmişti. Onlar kendilerine göre bir şirk düzeni kurmuş yürütüp gidiyorlardı. Bu azgın müşrikler ilk Müslümanlara çok ağır işkenceler yapmaya başladılar. Bunun üzerine Mekke’den Medine’ye göç başladı. Doğup büyüdükleri Mekke şehrini, güzel Kâ’be’yi bırakıp gitmek zorunda kaldılar. 

Medine’deki Müslümanlar yani Ensar, Mekke’den göçüp gelen Müslümanlara yani Muhacirlere yardım ettiler. Onlara kucaklarını açtılar, hanelerini açtılar. Peygamberimiz onları kardeş yaptı.

Ocak ayının ilk günleri biz Müslümanlar için sevinç ve mutluluk dolu günlerdir. Çünkü bugünlerde Peygamberimiz Mekke’yi fethetmiş, Kâ’be’yi putlardan temizlemişti.

Kâ’be’nin tâ Hazreti Adem aleyhisselâma varan bir tarihi vardı.

Allah ilk insan ve ilk Peygamber Hazreti Adem’e bir bina yapmasını emretmişti. Hazreti Adem ibadetlerini orada yapacaktı. O da Kâ’be’yi yaptı. Kâ’be’ye zamanla ‘Mescidü’l –Haram’ veya ‘Beytullah’ gibi isimler verildi. 

Kâ’be bundan sonra ibadet edilen, ziyaret edilen bir yer oldu.

Çok uzun asırlardan sonra Hazreti İbrahim aleyhisselâm ve oğlu Hazreti İsmail aleyhisselâm Kâ’be’ye son şeklini verdiler. Ondan sonra da insanları Hacc’a çağırdılar. 

Baba İbrahim ile oğul İsmail arasındaki meşhur kurban hadisesi de burada olmuştu.

Yine uzun asırlar geçti. Peygamberimizin zamanına gelindi. İlk Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında amansız mücadeleler oluyordu. Bazen baba-oğul arasında, bazen neseben akraba olanlar arsında şiddetli mücadeleler oluyordu.

Peygamberimiz ve sahabelerden çoğu Mekke’yi terk etmek zorunda bırakılmışlardı. Güzelim mukaddes şehir Mekke’yi ve güzelim Kâ’be’yi bırakıp gitmek zorunda kalmışlardı.

Böylece Hicret gerçekleşmiş ve arkasından Medine’de İslâm Devleti kurulmuştu. Zamanla Hicaz bölgesinde ve Arap yarımadasında pek çok yer Müslümanların olmuştu. İslâm devleti gün geçtikçe kuvvet kazanıyordu. İnsanlar Tevhid Dinine giriyorlar, putperestlik zayıflıyordu.

Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye Hicretinin 8. yılı olmuştu. Sıra Mekke’nin alınmasına gelmişti. Kâ’be, müşriklerin elinden alınmalı, putlardan temizlenmeliydi. 

Onun için İslâm ordusu hazırlanmıştı. Ordu Medine’den yola çıkmış günler süren yolculuktan sonra Mekke’ye yaklaşmıştı. O muazzam ordu biraz sonra Mekke’ye girecekti. Ve Mekke asıl sahiplerine kavuşacaktı. Mekkeliler Mekke’ye hasrettiler ama belki Mekke de yıllar önce hicrete zorlanan Mekkelilere, yani asıl sahiplerine hasretti.

Peygamberimiz ve daha başka sahabeler yıllar önce yurtları olan Mekke’den çıkarılmışlardı. Yıllarca Mekke ve Kâ’be’nin hasretini çekmişlerdi. Şimdi o hasret bitiyordu. 

Peygamberimiz ve o muazzam ordusu, o kutlu ordusu Mekke’ye doğru ilerliyordu.

O sırada ordunun yolu üstünde bir köpek gördüler. Yanında yavruları vardı. Anne köpek yavrularını emzirmeye çalışıyordu. Ordu yürümeye devam ediyordu. Köpek ve yavruları atların ayakları altında ezilme tehlikesiyle karşı karşıyaydılar.

Hemen tedbir alındı. Ordunun yolu yana kaydırıldı. Peygamberimiz derhal Cuayl bin Suraka adlı Sahabiyi çağırdı. Onu köpek ve yavrularının başına nöbetçi dikti. Ona köpek ve yavrularını korumasını emretti. Cuayl bin Suraka atların, köpek ve yavrularını çiğnemesine mani olacaktı. Cuayl bin Suraka, köpeğin ve süt emen yavrularının önünde durdu. Onları atlardan korudu. Ordu geçinceye kadar da orada nöbete devam etti.

Böylece emir hemen yerine getirilmiş, köpek ve yavruları ezilmekten, helak olmaktan kurtulmuştu.

Bu müthiş bir incelikti. Bir köpek ve yavrularının korunması için o muazzam ordunun, fetih ordusunun yolu yana kaydırılmıştı. Ordu Kainatın Efendisinin kutlu ordusuydu.

İslâm’ın kâinatı kuşatan rahmetinden bu aciz ve zayıf köpek ve yavruları bile hisselerine düşen payı almış oldular.

Altın ve petrol için milyonlarca insana katliam uygulayan batının bunu anlaması mümkün mü? Beyaz yamyamlar Amerika’ya gittiğinde 70 milyon civarında Kızılderili nüfusun olduğu kaydediliyor. Bir zulüm, bir katliam devri başlattılar. Bugün artık Kızılderililer yoktur. İnsan hakları ve demokrasinin gereği olarak(!) beyaz kahramanlar Kızılderilileri tarihten silmişlerdir. 

Ayrıca Amerikalı zalimlerin zencilere yaptığı zulümlerin de ardı arkası kesilmemişti. 

Benzeri zulümleri kuzey Afrika’da Fransızlar, Güneydoğu Asya’da İngilizler yapmışlardı. Bütün batılı zalimler dünyanın değişik bölgelerinde zulüm üstüne zulüm yapıyorlardı.

Gemilerle Kızılderililerin kağnı tekeri büyüklüğünde altınları Avrupa’ya taşınmıştı. Vahşi kapitalizmin temeli böylece atılmış, uygulama böylece başlatılmıştı. Vahşi kapitalizm dünyanın başka bölgelerinde de başlatılıyordu.

Katliama uğratılan milyonlarca Kızılderili ve diğer masumlar…

Mekke’ye girmek için gelen Fetih ordusunun önüne çıkan enikli bir dişi köpek.

İlk bölümde zulmün en azgın tezahürleri var.

Diğerinde de merhametin en ince tezahürlerinden biri var.

Bütün bunları iliklerimize kadar duyarak, Mekke’nin Fethini tekrar hatırlayalım.

Katılaşmış, taş gibi olmuş; kararmış, zift gibi olmuş kalplerin sahiplerine fetih yolundaki bu yavrulu köpeğe yapılan davranışı haykırmak lazım. Bu bizim vazifemiz olmalı.

Yavrulu köpek ve benzeri hadiseler pek çoktur. Bunlar efsaneler gibidir. Ancak efsaneden öte tarihî gerçeklerdir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Savaş

Yazar ne dediğinin farkında mı? Köpeğin ezilmemesi için gösterilen hassasiyeti anlatayım derken, ordunun çiçek toplamaya gittiğini mi zannediyor? Sırf kendileri gibi inanmadığı için savaşa yani insan öldürmeye giden bir ordu söz konusu. Bu ordunun ne kadarının müşrik ne kadarının müslüman olduğu ayrı bir soru. İnsan hayatı köpek ve yavrularının hayatından daha değersiz mi yani şimdi?!...

ebu abdulmuttalib el Arabi bin Rükneddin

hikayeye bak! Biz Türklerle Mekke Fethinin ne alakasi var haci daaayi?..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23