--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hasan Sabbah ve FETÖ

Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
10

Tarihte bazı hadiseler çok büyük benzerlikler göstermektedir. Onlardan biri 11. ve 12. asırdaki Hasan Sabbah hareketi ile şimdiki FETÖ hareketidir. 11. ve 12. asırlar Büyük Selçuklu Devletinin en ihtişamlı devresidir. Bu ihtişamın göstergesi o devirde yaşayan şu tarihî şahsiyetlerdir. Hasan Harakânî, (963 – 1033) o devrin Nakşibendî tarikatının en büyük halkalarından biridir. Tasavvuf ilminin yanı sıra siyaset ve müsbet ilimler üzerinde çok geniş bilgi sahibidir. 

Zamanının büyük devletlerinden Karahanlıları Asya’nın kuzey doğu ve doğusuna yönlendirmiştir. Gaznelilere Güney Asya, Hindistan tarafını göstermiştir. Selçukluların da Orta ve Batı Asya taraflarında kalmasını sağlamıştır. Böylece bu büyük devletlerin savaşarak birbirlerini kırmasını büyük ölçüde engellemiştir.

Hasan Harakânî’nin ilim yönünden de tıpta İbni Sina’ya(980 – 1037), müsbet ilimlerde Bîrûnî’ye (973 – 1061) ve benzeri zatlara destek verdiği görülmektedir. Tıp tarihinde İbni Sina büyük bir abide olarak hâlâ durmaktadır. Bîrûnî, Galile ve Kopernik’ten 500 küsur sene önce dünyanın yuvarlak olduğunu, kendi ekseni etrafında döndüğünü, güneşin etrafındaki yörüngesinde seyrettiğini ortaya koymuştur. Sekiz müsbet ilmin başlatıcıdısır.

Hasan Harakânî Nizamülmülk (1018 – 1092) ve benzeri devlet adamlarına da ilim, teknik ve bayındırlık alanında destekte bulunmuştur. Ali Farimedî, (1010 – 1084) devrin tasavvuf büyüklerindendir. Nakşibendî silsilesinin önde gelen halkalarından biridir. İmam Gazalî’nin mürşidi olduğu kaydedilmektedir. Yusuf Hemedanî de (1048 veya 1049 - 1140) Nakşibendî silsilesinin zamanındaki mühim halkalarından biridir. Bu Horasanlı eren bilgin Ahmed Yesevî hazretlerinin de mürşididir.

İmam Gazalî, (1058 - 1111) büyük İslâm alimidir. Rekor denebilecek sayıda eser vermiştir. Hüccetü’l-İslâm lakabını almıştır. Ayrıca pek çok âlim ve devlet adamı yetiştirmiştir.

Alpaslan, (1032 veya 1033 – 1072) tarihin en büyük devletlerinden biri olan Selçuklu Devletinin en büyük hükümdarıdır. O zamanın en büyük eşkıya devleti olan Bizansın 1071’de Malazgirt zaferiyle belini kırmıştır.

Melikşâh, (1055 – 1092) babası Alpaslan’dan sonra Selçuklunun ihtişamını devam ettirmiştir. 

Nizamülmülk, (1018 – 1092) Büyük Selçuklu Devletinin en büyük veziridir.

Bu büyük tarihî devlet ve ilim adamlarının düşmanları da elbette büyük olacaktır. Hasan Sabbah bu ihtişamı söndürmeye çalışanların başında gelmektedir.

Hasan Sabbah(1046 veya 1054 - 1124) İran’ın Kum şehrinde doğmuştur.Şeytanî bir zekâya sahiptir. Teşkilâtçılık vasıflarına sahip, basiretli, kabiliyetlidir. Cebir, geometri, astronomi, sihir ve dinî ilimlere vakıftır. Etrafa dehşet saçan Fedâîleriyle tarihe geçmiştir.

İran’ın Elburs Dağlarında ulaşılması zor Alamut Kalesini merkez edinmiştir. Bütün melanetlerini buradan yönetmiştir.

Hasan Sabbah şuna inanmıştı: “Cahil, görgüsüz, ahmak, kişilere birtakım yanlış fikir ve bilgiler yüklenebilir. Böyle kişilere dünya zevklerini bolca ikram ederek yaptırılamayacak hiçbir iş yoktur!..” Fedaîleri esrar kullanmaya alıştırıldıkları için Haşîş adını alıyorlardı. Batı dillerindeki “assassin” ismi buradan gelmektedir. Bunlar “suikastçılar ve gizli katillerdir.”

 Hasan Sabbah adamlarına cennet vaad ediyor ve kendilerini bekleyen mutluluğu dünyada iken tatmaları için esrar içiriyordu. Böylece onları psikolojik olarak her türlü emrini yerine getirmeye hazır hale getiriyordu.

Bazı tarihî şahsiyetlerin Hasan Sabbah hakkındaki tesbitleri şöyledir: İmam-ı Gazalî: “Daha çok dinî bilgisi zayıf, İslâm’ın hakim oluşundan zarar gören, çoğunluğu muhalif davranmayı prensip edinen, Ashaba dil uzatmakta mahzur görmeyen, suç işlemeye temayüllü kişileri fedai yapmak için kanca atıyorlardı.”

Nizamülmülk (Siyasetname): “Her devirde, her yerde asiler  çıkmıştır. Fakat hiçbir Rafızî mezhep, Batınîler kadar kötü olamaz. Zira onların gayesi İslâmiyeti ve devleti karıştırmaktır. Bu sahtekârlar Müslümanlık iddiasında görünürler. Lakin hiçbir düşman Hz. Muhammed’in dini ve yüce Selçuklu Sultanının devleti için onlar kadar tehlikeli değildir.”

Necip Fazıl Kısakürek (Doğru Yolun Sapık Kolları):“Bu kalede (Alamut Kalesi) bağlılarının, bir işaretiyle kendilerini kale burçlarından aşağı attığı, kuduz fikir ve gözü karalıkta ve cahil yığınları büyülemekte eşsiz bu adam, Şiîliğin Rahmanîlikten Şeytanîliğe aktarma edilen, Bizans, Fars ve Yahûdi kırması ‘İlhad-küfür’ aksiyoncularının başında gelir.” 

 Hasan Sabbah önemli bir kimseyi öldürtmek istediğinde fedailerine şu emri veriyordu: “Gidin ve filan kimseyi öldürün. Döndüğünüzde sizi meleklerim vasıtasıyla cennete göndereceğim. Eğer iş başında ölecek olursanız meleklerime sizi cennete götürmelerini emredeceğim.”

Fedailer bu sözlere inanıyordu. Onlar da tekrar cennete dönmek arzusuyla, hiçbir tehlikeden korkmaksızın onun buyruğunu yerine getiriyorlardı. Hasan Sabbah bu şekilde onlara her istediği kişiyi öldürtüyordu.  Hasan Sabbah’ın adamları sıradan cinayetler bir yana bazı devlet adamlarını bile öldürmüştür. 

Fedailerin en meşhur cinayetlerden biri Selçuklunun büyük veziri Nizamülmülk’ü öldürmeleridir. 1092 yılında Vezir Nizamülmülk, Nihavend yakınlarında Ebû Tâhir Arrânî adında bir fedâî tarafından öldürülmüştür. Onu dilenci kılığındaki bu İsmâilî fedâi hançerleyerek öldürmüştür.

Horasan meliki Sencer de Bâtınîlere karşı mücadele yürütüyordu. Hasan Sabbah onun hizmetindeki bir cariyeye bir gece yatağının başucuna bir hançer saplattı. Bununla Sencer’i öldürtebileceğinin işaretini veriyordu. Böylece gözü korkutulan Sultan Sencer, Hasan Sabbah ve Bâtınîlerle uğraşmadı ve onlara belli şartlarda eman verdi. 

Bugünlerde TRT 1’deki “Uyanış – Büyük Sekçuklu” dizisinde Hasan Sabbah ihanetine incelikleriyle temas edilmektedir. Şimdi de FETÖcüler Hasan Sabbah’a benzer bir yol izlemektedirler. Kainat imamı diye bir sapığın etrafında toplanmakta, peşinden gitmektedirler. Onun çarpık isteklerini tereddütsüz yerine getirmektedirler. Hasan Sabbah ve FETÖ, ikisi de din adına hareket etmişler, sapık dinler ortaya koymuşlardır. 

Son 150 senenin en başta gelen tarihî hadiseleri bizim açımızdan şunlardır: Abdülhamid tahttan indirilmiş, iki büyük cihan savaşı çıkarılmış, yirmi küsur milyon kilometrekare toprağa sahip Osmanlının varisi Türkiye, Anadolu’ya sıkışıp kalmıştır. Onun başına da MOSSAD, CIA gibi istihbarat teşkilatlarıyla belalar sarmaktadırlar. FETÖ, MOSSAD ve CIA istihbarat teşkilatlarının ortak yapımından başka nedir ki?.  

Rahmetli Necmeddin Erbakan Hocamız FETÖ ihanetini tâ başından beri biliyordu. 15 Temmuz darbe girşiminden 30 sene önce Hoca şunları söylemişti: “Eğer çocuğunuzu bunların dershanesine gönderirseniz bu çocuklar yarın bir gün Siyonizm’in askeri olur.” İşin inceliğini kavrayamayanlar Hoca’ya şunları diyorlardı: “Hocam amma da yaptınız.”

Büyük adamlar tarihe böyle geçiyorlar.

Hasan Sabbah ve FETÖ tarihi tekerrür ettiriyorlar. 

 

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Haşhaş

8 Haziran 2021 02:05

Şerefsiz herif, kimin haşhaşi olduğu belli oldu. Ülkeyi kokain merkezi yapmışsınız. Binali ve semiz piçi, birçok partili ve çocukları uyuşturucu müptelası. Sen gibi  çocukları da itibar suikastçısı olmuş. Ülkeyi paramparça edip mafyaya-çetelere peşkeş çekmişsiniz. Allah hepinizin belasını versin ve biran önce bu ülkeyi sizden kurtarsın

Cemal Ozkarahan

29 Kasım 2020 13:13

Tarih aynen tekerrür ediyor.

Bekir

13 Kasım 2020 19:15

Bu feto köpeği ulkemizde islamdininin imajina ve cemaatlerin sayginligina buyuk darbe vurdu...

Vatandas

13 Kasım 2020 18:31

Sağolun var olun 

Ziyaretçi

13 Kasım 2020 16:27

Bir kaç köşe daha yaz. 

Şahika

13 Kasım 2020 15:41

Allah'ım, bu fetö haşhaşisinin peşinden giden kardeşlerimizi gafletten uyandırsın İnşaAllah....

İslam namına siyaset yapılmaz Şeref

13 Kasım 2020 10:37

Bu en büyük zararı İslam a verir. Çünkü din umumun ortak değeridir. Siyasetin menfiyatı İslam a fatura edilir. Rahmetli Erbakan ın çizgisi ekseriyetçe bu nedenle tasvip görmemiştir. Ak P bu anlayışı reddettiği için başarılı olmuştur. Kıskananlar elbette çamur atar.

Ali

13 Kasım 2020 09:24

Esnaf yapılanması memur yapılanması sadece bir kişiyi değil malesef onun bir çok yakınlarınıda şakirt gibi davranmaya itiyor.

ŞEREF

13 Kasım 2020 09:23

N.Erbakan,Ak parti ile ilgili "siyonizmin bir oyunu" Ak partiyi kuranlarıda "okulun arka kapısından kaçan haylaz öğrenciler"e benzetmişti. Rahmetli hocamızın hatalarınıda unutmayalım....

Necmettin

13 Kasım 2020 08:39

Çok güzel nefis bir yazı ve yorum..Hala FETÖ eşkiyasının kuyruğuna takılı yürüyen bedbahtlar var..Hayret..

Mustafa Akgün Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle