• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI

Bazı Ermeni çehreler (1)

25 Nisan 2022
A


Mustafa Akgün İletişim: [email protected]

24 Nisan’da dünyanın pek çok yerinde 1915 hadiseleri dile getirilmekte, köpürtülmektedir. Pek çok iftira, yalan furyası başını alıp gitmektedir. Bunun için meseleyi biraz yakından incelemek zarureti vardır.

Osmanlı Devleti zamanında olsun Cumhuriyet devrinde olsun ülkemizde bazı azınlıklar yaşamıştır, yaşamaktadır. Devlete düşmanlığı olmadığı müddetçe onlara karşı devletin ve milletin bir karşı tavrı olmamıştır. 

O azınlıklardan Ermeniler, asırlarca ‘Teba-yı Sadıka’ olarak isimlendirilmişlerdir. 

Fakat bazı Ermeniler zamanla Rus, İngiliz, Fransız, Kanada ve ABD’nin propagandalarına aldandılar. Bu devletler bazı Ermenilere Hınçak ve Taşnak gibi terör teşkilatlarını kurdurdular. Daha sonraki zamanlarda da ASALA böyle ortaya çıktı.

Osmanlı zamanında olsun, Cumhuriyet zamanında olsun bize düşmanlık eden bazı Ermeni çehrelerden kronolojiye sadık kalarak bahsedelim.

Hamparsum Boyacıyan, bunlardan ilk akla gelenlerdendir. 1867 yılında Adana Vilayeti’ne bağlı Haçin (Tufanbeyli) kasabasında doğmuştu. Sonra İstanbul’a gelmiş, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahanede okumuştu. Güya tıpta uzmanlaşmak için daha sonra Cenevre’ye gitmişti. Orada silahlı terör teşkilatı olan ‘Hınçak Partisi’ne girdi. İngilizler tarafından gerilla çalışmaları hususunda iyi bir şekilde eğitildi.

‘Doktor Murat’ veya ‘Şeyh Murat’ kod ismiyle tanınmaya başladı.

Çalışmalarında daha ziyade Ermenilere vaadlerde bulunmuştur. ‘Avrupa’nın, isyan ettikleri takdirde Ermeni devleti kurmada yardımcı olabileceğini’ söylemişti. 

O sıralarda İngiltere Musul petrollerine hakim olmak istiyordu. Ancak Osmanlı Padişahı Abdülhamid Han buna geçit vermiyordu. Ayrıca Ruslar da sıcak denizlere inmek için Osmanlı topraklarında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan Ermenileri kışkırtıyordu. Onlara Ermeni Devleti vaadinde bulunuyordu.

İngiliz İstihbarat Servisinin yönlendirmesiyle Hamparsum Boyacıyan 1894 yılında Sason’da isyana teşebbüs etti. İsyanda ağırlıklı unsur Ermenilerdi. Ancak isyan başarılı olmamış, Hamparsum Boyacıyan da bir mağarada yakalanmıştı. 

İdam edilecekken cezası sürgüne çevrildi. 1906 yılında cezaevinden kaçırıldı.

İttihatçı Donkişotların marifetiyle 1908 yılında Meşrutiyet Meclisine mebus olarak girdi. 

Ayrıca Maraş’a bağlı Zeytun’da Boyacıyan’ın emriyle isyan eden Ermeniler, 300’ü aşkın asker ve 2 bin sivili öldürerek iç savaş denemesi yaptılar. 

İnsan şunu sormadan edemiyor: Dünyanın hangi devleti kendine isyan eden birini meclisine mebus olarak almıştır?

Boyacıyan 24 Nisan 1915 hadiselerinde de elebaşılık yapanlardandı. Ancak evinde tutuklanarak 2.345 isyancı ile beraber Kayseri’ye sürüldü. Hapse atıldı. Yalancı tarihin ifadesiyle işkence edildi. O 1915 Ermeni harekâtının kurbanlarındandır.(!) Yargılandı ve 24 Ağustos 1915’te Kayseri’de idam edildi. 

Abdülhamid Han, Ermenilerekarşı çok ince tedbirler alıyordu. Daha çok Ruslar ve İngilizler Doğu ve Güneydoğuda Ermenileri Osmanlıya karşı kışkırtıyordu. Abdülhamid Han’ın bölgede Müslüman Kürtlere kurdurduğu Hamidiye Alayları Ermenilere karşı başarılı mücadeleler verdi. Bozguncu Ermenilerin sürdürdüğü faaliyetleri engellediler.

1915 yılında Abdülhamid Han’a karşı Saatli Bomba Suikasti yapıldı. Tertipçileri arasında Kristafor Mikaelyan, kızı Robina Fain ve Konstantin Kabulyan adlı Rusya Ermenileri vardı. Bunlar anarşist ruhlu Belçikalı Edward Jorris’i de yanlarına aldılar. Tetikçiliği bu Jorris yapmıştı.

Sultan II. Abdülhamid Han, Allah’ın yardımıyla suikasttan kurtulmuştu. Ancak çok sayıda insan ölmüş ve yaralanmıştı. 

Fransız Ermenisi Albert Vandal Abdülhamid’e ‘Kızıl Sultan’ demiş, Emin Oktay gibi sözüm ona tarihçiler de bunu ders kitaplarında papağan gibi tekrarlayıp durmuşlardır. 

Abdülhamid Han’a ‘Hal’ tebliğini götüren heyette bulunan Ârâm Efendi bölücü Ermeni’ydi. 

1915 Hadiseleri tam tersine gösterilmiştir. 1915’te Rus ve İngilizlerce kışkırtılan ve silahlandırılan Ermeniler ayaklanmışlardır. Osmanlı ordusuna arkadan saldırmaya başlamışlardır. Bilhassa köylerde kadın, çocuk ve yaşlılar Ermenilerce öldürülmüştür.

 Bunun üzerine Osmanlı idaresi Ermeni ileri gelenleri ile görüştü. Çare bulamadı. Son çare olarak Ermeni Komitelerini kapatıp idarecilerinden 2.345 kişi isyan suçundan tutukladı. Hamparsum Boyacıyan da tutuklananlar arasındadır.

Rus, İngiliz, Fransız, Kanada ve ABD’liler o günde de bugünde de değişmez düşmanımızdır. 1915 yılında kışkırttıkları âsi Ermeniler işi başaramadılar. Hele Hamparsum Boyacıyan gibi bir liderlerini kaybetmeleri çok acı geldi. Bu kanlarına dokundu. Onun için her sene 1915 hadiselerini tekrar tekrar öne sürüyorlar. Karakin Pastırmacıyan ve Vartakes terör teşkilâtı Hınçak Cemiye-tinin aktif elemanlarındandı.

Erzurum Mebusu olarak meclise giren Karakin Pastırmacıyan İstanbul’daki kanlı Osmanlı Bankası baskınında bulunmuştur. Daha sonra Kafkaslarda çeteler kuran Ka-rakin Pastırmacıyan, mebusu bulunduğu Doğu Anadolu halkına Hınçak çeteleri vasıtasıyla pek çok zulüm ve işkence yapmıştır.

Komitacı Ermeni mebuslarından Vartakes Van’daki isyanın elebaşılarından olmuş, idama mahkum edilmiştir.

Osmanlının son zamanlarında Hariciye Nazırlığına Gabriyel Norodükyan adlı bir Ermeni getirildi. Norodükyan büyük Ermeni Devleti ideolojisini güdenlerin o za-manki temsilcilerindendi. Balkan Savaşının çıkması ve Osmanlı Devleti aleyhine sonuçlanması da ne yazık ki onun gayretleriyle olmuştur. Lozan’a giden Türk murahhas üye-lerinden ‘Türkiye’nin herhangi bir yerinde Ermenilere toprak ve-rilmesi’ talebinde bulunarak eşine az rastlanır bir küstahlıkta bulunmuştur.

Uydurukça Türkçe asil Türkçeyi bozmak için yapılmış bir projedir. Yaşayan halk dilimizle ve edebiyat literatüründeki dilimizle yeni nesiller arasında bir duvar örülmeye çalışılmaktadır. Dili bozanların başında Ermeni Agop Dilaçar Martayan gelmektedir. Onun hakkında bazı kayıtlar şöyledir:

Agop Dilaçar Martayan 1895’te İstanbul’da doğmuştur. Robert Kolej’de okumuştur. 1979’da İstanbul’da ölmüştür. Mezarı Şişli Ermeni mezarlığında bulunmaktadır.

Türk Dil Kurumunun yönetimine getirilen Agop Dilaçar Martayan aslında İngiltere Gizli Servisine hizmet etmiş bir Ermeni’dir. Daha önceleri onun Yıldırım Orduları İstihbaratınca İngilizlere casusluk suçundan yakalandığı belirtilmektedir. Hayatı bağışlanmıştır. Zamanla araştırılmadan TDK’nun yönetimine getirilir. Dilimiz onun ve adamlarının eliyle âdetâ dinamitlenmiştir.

Türkiye’ye ihanet eden Ermeniler arasında bir de Mıgırdıç Şellefyan vardır. 1914 – 1987 yılları arasında yaşamıştır. Adapazarı’nda doğmuştur. Ermeni Cemaati Merkez Mütevelli Heyeti Başkanlığı’nı yaptı. Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel’le yakınlığı vardır. Yahya Demirel’in hayali ihracat maceraları o zaman Türk kamuoyunu uzun müddet meşgul etmişti. 

Şellefyan, 1957 seçimlerinde DP listesinden İstanbul Milletvekili seçildi. 1960 ihtilalinden sonra Amerika’ya kaçtı. Türkiye’ye ihaneti ayyu-ka çıkan Mıgırdıç Şellefyan, yurt dışına büyük miktarda döviz ka-çırmış, hırsızlık ve ahlâksızlığı kaç kere ortaya çıkmıştır. 

10 Aralık 1987’de ABD’de vefat etti. Türkiye düşmanı Ermeni grupları onun ölüm gününü matem günü ilan ettiler.

Yazımızın bu bölümünü bir bilmeceyle bitirelim: Bugün Türk siyasî hayatında yer alan iki partinin genel başkanlarının Ermeni asıllı olduğu ileri sürülmektedir. Bu sayın başkanlar da ‘Biz Ermeni değiliz’ diyememektedir.

Bilin bakalım bu iki parti başkanı kimdir? 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

yanıt çok basit:

meralyan ve kılıçyan

Mehmet Aktepe

Herif resmen vatana ihanet etmiş suçu sabit.. Böyle itler baş üstünde tutuluyor. Olacak iş mi?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23