• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Muhammet Kutlu
Muhammet Kutlu
TÜM YAZILARI

Yağışların artmasında Amerikan üslerinin vurulmasının etkisi var mı?

23 Nisan 2026
A


Muhammet Kutlu İletişim:

Yağışların artmasında Amerikan üslerinin vurulmasının etkisi var mı?

MUHAMMET KUTLU 

Hepiniz medyadan takip etmişsinizdir. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik haksız ve kanunsuz saldırısıyla başlayan ve 40 gün süren savaşlar sırasında, tüm bölgede birden bire hava sıcaklıkları ortalama 5 derece düştü. Bölgenin uzun yıllardır görmediği yağışlar bir anda kuraklığa son verdi. 

İranlılar, “İran, Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulut tohumlama ve iklim manipülasyonu için gizli merkezi yok ettikten sonra, her şey bir gecede tamamen değişti. Bu gizli merkez sona erdikten sonra, bölgedeki hava haritası tamamen tersine döndü ve şimdi İran ve Irak’ta her hafta yağmur yağıyor, sıcaklık dereceleri 5 derece düştü” iddiasında bulunuyor. 


İran’ın bu konudaki açıklamaları yeni değil. Daha önce defalarca İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni “yağmurlarını çalmakla” suçlamışlardı. 

Hatta senelerdir süren kuraklık yüzünden başkent Tahran’ı terk etmeyi düşünen İranlılar, Körfez bölgesindeki Amerikan üslerini yerle bir ettikten sonra yağışların artmasını, o üslerde bulunan iklim silahlarına bağlıyorlar.

Gerçekten de İran’ın BAE’deki bulut tohumlama ve hava müdahale merkezini vurduğu iddialarının ardından bölgenin hava durumunda dikkat çeken bir değişim yaşanıyor. 


Uzun süredir etkili olan kuraklık yerini ani ve güçlü yağışlara bıraktı. Bazı bölgelerde seller arttı. 


İran kaynaklı iddialara göre hedef alınan bu merkez, hava olaylarını yönlendirme üzerine çalışan gelişmiş bir değiştirme üssüydü. 

Sosyal medyada da ABD’den Avrupa ülkelerine kadar binlerce bilim insanı, yazarı, çizeri aynı konudan bahsediyor. 


Özellikle İsrail’i ve onun güdümündeki ABD yönetimini kasıtlı olarak iklimleri değiştirmek ve hedef alınan ülkeleri kuraklık ve açlığa mahkum etmekle itham ediyorlar. 


Hava durumunun, Vietnam Savaşı sırasında Operation Popeye’den beri bir silah olarak kullanıldığı biliniyor. Popeye Harekâtı, 1967’den 1972’ye kadar Vietnam Savaşı sırasında ABD Hava Kuvvetleri tarafından yürütülen son derece gizli bir askeri bulut tohumlama projesiydi.


Bu proje sayesinde Amerikalılar düşman bölgelere yağmur yağmasını önleyip pirinç tarlalarının kurumasını sağlıyorlardı. Şimdiki teknoloji ile ABD/İsrail’in neler yapabildiklerini düşünmek bile istemiyorum.

Yine Amerikalı bir bilim insanı, ABD’nin Körfez bölgesinde vurulan THAAD sistemlerinin, geleneksel radarlardan farklı olarak faz dizileri teknolojisini kullandığına dikkat çekti. 

Buna göre; THAAD sistemlerinin büyük bir anten yerine, binlerce küçük anten elemanı var ve her biri aynı sinyali gönderiyor, ama kontrollü faz farkıyla. Bu, yapıcı ve yıkıcı girişim yaratıyor ve ışını elektronik olarak yönlendiriyor. Bu işleyiş “dalga interferansı” prensibine dayanıyor. 


Bu radarlar hava durumu manipülasyonunda ikili kullanım alanına sahip. 2000 kilovattan aşırı yüksek güç, enerjiyi dar ışınlarda odaklama yeteneği ve 5000 kilometre geniş kapsama alanı sayesinde maksimum etkinlik için dalgaların parametrelerini ve faz farklarını optimize edebiliyorlar. Örneğin frekansını 500-600 MHz’den 50-70 GHz’ye değiştirebiliyorlar. İşin Türkçesi, bu sistemler havayı ısıtıp kurutabiliyor, yağmur bulutlarını yağış bırakmadan önce dağıtıp 5000 kilometrelik bir alanda kuraklığa neden olabiliyorlar. 

Belki de İran tarafından bu sistemler bilerek ya da bilmeyerek vurulup saf dışı bırakıldıktan sonra Afganistan’dan İran’a, Irak’a, Türkiye’ye, Suudi Arabistan’a kadar, tam da THAAD sistemlerinin 5000 kilometrelik menzili içindeki pek çok ülkede haftalardır bereketli yağmurlar toprağı sulamaya devam ediyor. 



Başta ülkemiz olmak üzere tüm bölgede barajlar dolup taşıyor. Toprak suya kanıyor, koskoca Merkez Coğrafya, uzun yıllar önce unuttuğu bereketli ve yeşil baharı yaşıyor. 

ABD/İsrail ve siyonist çetenin birkaç üssündeki kötülük sistemleri vurulduğunda tüm bölgeye bahar geliyorsa, bir de İsrail’in ömrünü tamamlayarak tarih sahnesinden çekildiğini düşünün. 

Dünya yalancı cennete dönerdi herhalde değil mi? 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23