• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Muhammet Kutlu
Muhammet Kutlu
TÜM YAZILARI

Film sektöründe dönen filmler…

16 Ocak 2025
A


Muhammet Kutlu İletişim:

Film sektöründe dönen filmler…

MUHAMMET KUTLU

Ülkemizin dizi ve film sektöründe doğal olmayan bir şeylerin olduğu, tabiri caizse film sektöründe bir filmin döndüğü yıllardır belliydi.

Yıllar boyu bu ülke, dizilerde ve filmlerde sürekli çatık kaşlı, art niyetli, onun bunun karısına kızına kem gözle bakan, paragöz hacılar, hocalar izledi.

Müslüman kimliği ön planda olan karakterler hep bize kötü gösterildi. Ailesinin namusunu, şerefini ön planda tutan kız babaları her zaman insanlıktan nasibini almamış, eğitimsiz, kültürsüz, şiddete meyilli olarak lanse edildi.

Özellikle son yıllarda çok izlenen dizilere baktığınızda, gayri meşru ilişkilerin tavan yaptığını görürsünüz.

Geçenlerde bir uzman dikkat çekmişti; bir dizide hamile bir kadın varsa bebeğin babasının kim olduğu belli değildir. Mutlaka evli bir kadının başka bir erkekle gayri meşru ilişkisi vardır. Bebeğinin babasının kim olduğu konusunda sürekli bir şüphe içindedir.

Dizilerin büyük bölümünde batılı yaşam tarzı dayatılır. Her bölümde mutlaka içki vardır. Hali vakti olanlar en pahalı içkileri içerken, daha halk tabakasından, dar gelirliler de ucuz da olsa arada içkisini içer.

Dizilerde kapitalizmin dibine vurulur. Herkes paranın peşindedir. Para için yapmayacakları yoktur. Bunun için vurup kırarlar, adam kaçırırlar, işkence yaparlar.

Bu sırada da her türlü silah mühimmat dizilerde ve filmlerde gırla gider. Zengin olanların belinde en pahalı tabancalar vardır. Silahlı adamları vardır. Bir kaş göz işaretiyle hasmın mekânı basılır, adamları vurulur, kaçırılır vesaire.

İşte bu sebeplerden dolayı muhafazakâr kesim, dizi ve film sektöründe art niyetli bir yapılanmanın olduğunu her zaman vurgulamıştır. Birilerinin Müslüman Türk halkına batılı yaşam tarzını dayattığını her daim yüksek sesle dillendirmiştir.

Halkımız, aslında bu alanda en büyük kırılmayı Gezi olayları sırasında yaşadı. Osmanlı padişahını canlandıran, sultanlara hayat veren, tarihimizden önemli şahsiyetlerle özdeşleşen onlarca oyuncu, kol kola girerek devlete karşı yürüyüş yapıp sloganlar attığında, herkes dumura uğradı.

O, gerçekten önemli bir kırılmaydı. Gezi kırılmasından sonra halkımız da aslında sektörde dönen filmi sorgulamaya başladı.

Benim de çok dikkatimi çeken bir şey vardı ki, dizi ve film sektöründe normal olmayan bir şeylerin döndüğünü haykırıyordu aslında.

O da şu; diğer ülkelerin film ve dizi endüstrilerinde oyuncular ülkelerin imajlarını parlatmak amacıyla hep yakışıklı ve güzeller arasından seçilirken, Türk film ve dizi sektöründe bunun tam tersi söz konusu.

Görsel sanatlarda, dizi ve film sektöründe görülmesi pek mümkün olmayan ortalamanın altında insanlar bizim dizilerde ve filmlerde hep ön planda yer alıyor.

Bakıyorsunuz, bir dizide nispeten yakışıklı olan başrol oyuncusunun sırılsıklam âşık olduğu, sürekli peşinden koştuğu kadın oyuncu, dikkat çekici şekilde çirkin. Karşısına çirkin bir kadın oyuncu konulan adamcağız, normalinde yüzüne bakmayacağı o kadın için rol gereği ölüp ölüp diriliyor.

Bizim halkımız güzeldir. Sıradan bir düğüne gitseniz dizilerde, filmlerde bizlere yakışıklı, güzel gibi yutturulmaya çalışılan oyunculardan kat kat daha yakışıklı ve güzel gençler görürsünüz.

Ama Türkiye’ye de sirayet eden küresel siyonist çetenin elindeki dizi ve film endüstrisinin amacı başkadır. Türk insanını kara kuru, çirkin göstermeye çalışırlar. Bizler dinimiz gereği asla ırkçı, şoven olamayız ama dizi ve film sektörünü elinde tutanlar, şeytani fıtratları gereği hedef aldıkları ülkelerin her şeyleri gibi insanlarını da çirkin gösterirler.

İşte dizi ve film sektöründe durum bu iken, Ayşe Barım isimli şahsın kurduğu film tekeline yönelik soruşturmanın başlatılması çok önemlidir.

Söz konusu şahsın ajansına bağlı oyunculardan biri olan Merve Dizdar Fransa’da ödül alırken eline tutuşturulan metni kırık dökük şekilde okumaya çalışarak, Türkiye’yi yabancılara şikâyet etmişti. Üstelik devletin kanalı TRT’den milyonlar kazandığı halde. Tıpkı Gezi olaylarında devlete karşı sloganlar atarak yürüyen oyuncular gibi. Sonra aynı oyuncuya Türkiye düşmanı Fransa tarafından sözüm ona “Şövalyelik” nişanı verildi.

“Sen Türkiye’ye vur yeter ki bizde ne ödüller var” dercesine…

Bu halk sayesinde milyonlar kazanan oyuncular, yönetmenler, ödül törenlerinde ülkemizi yerden yere vurup yabancılara şikâyet ediyorlar. Halka ve ülkeye ihanet etme pahasına.

Ülkelerin imajını belirleyen dizi ve film sektörü çok önemlidir. Hollywood film endüstrisinin kurguladığı sahte dünyanın etkileri ortadadır. Bu nedenle, Türk dizi ve film sektörüne hakim olan küresel siyonist çeteye bağlı yapının bütün yönleriyle mutlaka ortaya çıkarılması lazım.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

.....

Beğenmediğiniz o diziler başka ülkelere ihrac ediliyor...

bAYRAM

Yahudi, ermeni emteryalist batı zihniyetinin istekleri ve talepleri doğrultusunda hareket eden bu yapının buz dağının görünmeyen kısımları ortaya bir an önce çıkarılmalı, basit bir soruşturma ile geçiştirilmemeli, Aile yapımızı, gençliğimizi Milli ve dini değerlerimizi bozmaya çalışan bu yapı iyi incelenmelidir
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23