Bir kişinin siyasi ikbali için koca ülke bu hallere düşürülür mü?
Bir kişinin siyasi ikbali için koca ülke bu hallere düşürülür mü?
MUHAMMET KUTLU
CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkındaki tehditvari açıklamaları ve yargılandığı davasında görevli bilirkişinin adını ifşa ederek hedef göstermesi nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Cuma günü İstanbul Adalet Sarayı’nda (Çağlayan Adliyesi) ifade verdi.
CHP Genel Merkezi, günler öncesinden tüm teşkilatlara çağrı yaparak, halkı sokağa dökmeye ve Çağlayan Adliyesi önünde toplamaya çalıştı.
Evden alınca, “çağırsanız geliriz” diyen CHP’liler, Ekrem İmamoğlu çağrılınca şov yaparak meseleyi sulandırmaya, mecrasından saptırmaya kalktılar.
Eski Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer gözaltına alındığında, “Çağırdınız da gelmedik mi” diye kıyameti koparan, İmamoğlu ifadeye çağrıldığında da, “Gelir konuşuruz” diye laf kalabalığı yapan CHP’liler, İBB Başkanı adliyeye çağrıldığında ise şov yapıp ortalığı savaş alanına çevirdi.
Çağlayan Adliyesi’ni kuşatan CHP’li, İBB’li ve marjinal sol örgüt gruplarını polisle karşı karşıya getiren provokasyonu, İmamoğlu’nun 10 milyar lirayı aşkın bedelli otobüs ihalelerini peşkeş çektiği belirtilen CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın yaptığı söylendi. Bu yönde görüntüler sosyal medyada paylaşıldı. Eğer kendisi değilse açıklamasını yapar.
Koruma ordusuyla gelen İmamoğlu’nun adliyeye girişiyle birlikte polisle karşı karşıya gelen CHP teşkilatları, devletin polisiyle arbede yaşadı. Adliye önünden gelen bazı görüntülerde polislerin yerlere düştüğü gözler önüne serildi.
Adeta İstanbul Adliye Sarayı’nı kuşatan CHP’li, İBB’li ve marjinal gruplar için adliyenin karşısına çekilen seçim otobüsünden bangır bangır CHP ve sol örgüt şarkıları çalındı.
Adliye’de işini yapmaya çalışan yargı mensupları resmen taciz edildi, işlerini yapamayacak şekilde gürültü saldırısına uğradı.
Adliye önünde toplanan marjinal sol gruplar polise saldırırken, meydanda açılan dev pankartta, Gezi olaylarının başını çeken, on yıl önce Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı aynı yerde şehit eden DHKP-C’nin “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganının yazılı olduğu dikkat çekti.
Birkaç gün önce aynı sloganı sosyal medya hesabından paylaşarak Gezi olaylarını hatırlatan ve yine sokakları karıştırabilecekleri sinyalini veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Savcı Kiraz’ın şehit edildiği adliye sarayına girerken, onu şehit eden örgütün sloganının yazılı olduğu dev pankart açıldı.
Bu tutum, bir kişinin siyasi ikbali için neler yapabileceğini gösterirken, aynı zamanda CHP teşkilatlarının ve diğer sol grupların da gerekirse ortalığı yine savaş alanına çevirebileceklerine ilişkin devlete verdiği gözdağıydı.
Her şey bir tarafa, bu ülkenin herhangi bir vatandaşı olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, adliyeye ifadeye giderken devleti ve yargı erkini baskı altına almaya çalışmak üzere adliyenin önüne taraftarlarını yığdı.
Peki, herkes elini vicdana koysun; arkası sağlam, etrafı kalabalık herkes adliyeye ifadeye çağrıldığında böyle kalabalıkları adliye önüne yığarsa ne olur?
Ülkemizde beş, on, yirmi köyü olan aşiret ağaları var. Köyleri olmasa da binlerce nüfusu olan aşiret gibi aileler var. Onlar da herhangi bir sebepten savcılığa ifadeye çağrıldığında aşiretlerinden, çevrelerinden binlerce kişiyi pikaplara, minibüslere doldurup gelseler nasıl olur?
Misali daha da ileri götürelim; etrafı kalabalık kimseler, aynı kalabalıkları adliye önüne yığdıkları gibi, savcıların, hakimlerin evlerinin önüne, ikametgahlarının bulunduğu sokaklara yığarlarsa halimiz nice olur?
O zaman bu ülke demokratik, hukuk devleti olur mu? Hukuk devleti bir yana, devletin devletliği kalır mı?
Bir kişinin siyasi ikbali için koca bir ülke kabile devleti seviyesine düşülür mü?
Hani ülkemizde yasama, yürütme ve yargı üç ana sacayağıydı?
CHP’lilerin sırf Ekrem İmamoğlu savcılığa ifadeye çağrıldı diye adliye önlerine kalabalıkları yığması, siyasetin, yani yasamanın yargıya baskı kurması anlamına gelmez mi?
Nerede kaldı yargı bağımsızlığı? Nerede kaldı demokratik, sosyal hukuk devleti?
Ha, bu arada… Ekrem İmamoğlu ile kıyasıya cumhurbaşkanı adaylığı yarışı veren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da İstanbul’a gelerek İmamoğlu ile birlikte seçim otobüsünün üstüne çıkıp destek konuşması yaptı.
İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının perçinlenmesi için düzenlenen şovda yer alarak havlu atmış oldu. Ona ve destekçilerine de geçmiş olsun…