Yenildin oğlüüüm, fena yenildin!
Her katil, cinayet işlediği yere geri döner teoremi: ABD Genelkurmay Başkanı, Türkiye’ye geldi...
Adam “yavuz hırsız” misali...
Önce Büyük Millet Meclisi’ni ne hale getirdiklerini “olay yerinde” gözlemledi...
Ardından Meclis Başkanı’nı...
Sonra da Başbakan Binali Yıldırım’ı ziyaret etti...
Ne yüzle geliyorsun be adam?
“Ya abi yabancı değil, bizim çocuklar yapmış, kusura bakma” demek için mi?
Türkiye’ye ne yüzle geliyorsun?
15 Temmuz gecesi, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı rehin alanlar, Akar’ın telefonundan seni arayıp hal hatır mı sordular?
Cuntacılar, ABD Genelkurmay Başkanını niye arar?
Yahu sen bu milleti FETÖ Mankurtları gibi ahmak falan mı sandın?
Şimdi ne yüzle bombaladığın meclise geldin? Ne yüzle keşif yaptın?
Hangi yüzle 15 Temmuz katliamının karargâhı olan İncirlik Üssü’nü ziyaret ettin?
Üstelik beceriksizin tekisin biliyor musun? O güvendiğin CIA projen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a toslayınca kumdan kale gibi dağıldı! Yani karizmayı fena çizdin!
Bunun Türkçe’deki karşılığı ayyynen şu: “Yenildin oğlüüüm, fena yenildin! Yürüüü anca gidersin!”
*
E madem öyle...
Madem bir halt ettin...
Madem bir çuval inciri berbat ettin...
Şu bildik yüksek manevra kabiliyetini gösterseydin!
Ne bileyim...
En azından elinde eciş-bücüş de olsa bir “özür hediyesi” falan getirseydin!
Locaefendi’yi getirseydin, ayıbını telafi edeydin...
Cumhurbaşkanı’mıza suikast yapacaksın! Sonra pişkin pişkin Türkiye’ye gelip, elini kolunu sallaya sallaya volta atacaksın!
Yoook öyle bir dünya!
O sinsi ifriti teslim etmezsen, sakınnn sakın bir daha uğrama bu kapıya!
Başbakan’ımız Binali Bey’e de tavsiyem... Eğer ABD o ifriti teslim etmezse, şu Dunford denen herife bırakın randevu vermeyi, gördüğünüz yerde Yıldırım gibi çakın Osmanlı tokadını muşmula suratına!
Hamamönü Susam Sokağı sakinleri “yine çaktı”... Edi’si, Büdü’sü... Bir de şu Fuat Avni yolunda emin adımlarla ilerleyen @Baskentcii Kurbağa Kermit’leri var tabii...
(Aslında bir kişi değil...
Bu adresi idare edenler, virüs gibi bölünerek çoğalmış birkaç gereksiz kişi...)
Kuyruğu kopmuş ya... Sabahtan beri kuyruk acısı çekiyor! Yazık cüppe giyemeyesicenin emriyle vıraklayamıyor... İşe yaramaz hissediyor...
Dur bir şarkı söyleyeyim de teselli olsun bari...
“Küçük kurbağa, küçük kurbağa, kuyruğun nerede?”
“ Kuyruğum yok, kuyruğum yok, kopardın, elinde!
***
Bülent Arınç’ın cüppesi asılı kaldı...
Gezi Kalkışması geldiii, geçti Erdoğan gitmedi.
17-25 Aralık darbe girişimi geldi, geçti ama Erdoğan yine kale gibi yerindeydi.
Yani bizim cüppeli Bülentgül, Cumhurbaşkanı olamadığı için kendini yedi, bitirdi...
Bitmez hırsı, kini, öfkesi...
Kobani kalkışması da gelip, geçti...
Erdoğan hâlâ mukavemet etmekteydi.
Ağır silahlar denendi.
Kandil desteği geldi.
Bu defa gitti derken, PKK kendi kazdığı çukurlara yirmişer yirmişer gömülünce artık gına geldi!
İngiliz aromalı bir CIA dürtüklemesiyle, ordudaki Haşhaşiler, düşmana saldırır gibi millete hücum etti!
Ne diyordu Siyaset Bilimciliğine üfürdüğüm, tacizci FETÖ’cü Osman Özsoy?
“Ben siyaset bilimciyim! Sokağa çıkamaz bunlar! Var mı içlerinde bir Fatih Portakal?”
Ha şimdi oldunuz mu sıkılmış portakal?
Bülentgül, Bülentgül!
Sen de hesap vereceksin! Hiiiiç Turgay Güler’e, bana çemkirerek yırtacağını sanma!
Söylediklerinin bedelini ö-de-ye-cek-sin!
Şu sizin sokağın @Başkentcii sinin fişi çekildi.
Yargı ensende!
Ölsem de binlerce millet var, geride...
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da, bu memleketi de yedirtmez bu millet!
Bunu böyle bilin!
Hadi...
Yerim bitti...
Şimdi beni çekiştirmeye devam edin!
Mahalle dedikoducuları sizi...


