• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz
TÜM YAZILARI

Sümeyye Erdoğan Babasının Nesiymiş, Öğrendim…

16 Mayıs 2016
A


Mehtap Yılmaz İletişim: [email protected]

Antenleri düşmüş… 

Yanmaz-yapışmaz teflon yüzleri ekşimiş… 

Halleri içler acısı…

Ayyy yazııııık… 

Nikâh vaktine kadar üzerine raid sıkılmış hamamböcekleri gibi “sarayda düğün, sarayda düğün” diye ters dönüp debelenmişlerdi oysa…

Ama ı ıh… Olmadı… Başaramadılar…

Buradan da ekmek çıkmadı…

Çünküüüü, Sümeyye Erdoğan’ınki “düğün” değil, nikâhtı…

Hamamböcekleri gibi saklandıkları kuytulardan twit atıp ,“bizde yas, sarayda eğlence” deyip debelenen bu sosyal medya zangoçlarının alayı ters köşe oldular.

Hani şu reklamlardaki “yeşil mikropların” Domestos’u gördükleri andaki yüz ifadesi var ya, ayyynen öyle…

Sümeyye Erdoğan’ın nikâh merasimi Kur’an tilavetiyle başlar başlamaz, alayı korkudan yemyeşil oldular. 

Gerçekler domestik bir keskinlikle suratlarına püskürtüldü ve sifon çekildiiii…  Hijyen sağlandıııı… 

Algı operasyonu yapan bu dedikoducular da ciyaklaya ciyaklaya defolup kuburun dibini boyladılar!

“Bana rezil-rüsva olmanın resmini yapabilir misin Abidin?”J)) desem?

Vik, vik, vik…

“Sarayda düğün, sarayda düğün” diyen yeşil mikropların resmini yapar mısın Abidin?

Utanma mı?

Ne gezeeer…

Bu sosyal medya zangoçlarında yüz var mı ki kızarsın… Burun var mı ki yansın…

Aman, aman, susun…

Ha şimdi “bunlar yanmaz-yapışmaz teflon yüzlü” desem, beni yine “çok serrrt” bulacak içimizdeki “bizden iyiler”…

Siyah-beyaz Yeşilçam repliğiyle, “Allah’ım, artık dayanamiyiciğim!”

“Hıçkırıklara boğuliciğim!”

Yahu başında ışıktan halkalarla dolaşan “bizden iyiler”! Ya hakkaniyetli olun, ya da parazit yapmayın… Eğri oturun, doğru oturun ama doğruyu konuşun… Ya hakkı konuşun, ya da bir daha beynimi yememek üzere sonsuza kadar susun!

Haaaaa… Eğer bu “zararlılarla mücadelede” daha etkili bir yöntem bulursanız buyurun ortaya koyun… Ama yoook, üç maymunu oyna diyorsanız, “almiyiciğim”, ben yokum!

Neyse…

Hadiii, beklediğinizi biliyoruuum…

Sizi daha fazla sabırsızlandırmayayım…

İşte “düğünü nasıl gördüm?”

Cumhurbaşkanı konuşurken aslında Tayyip Erdoğan’ı değil, avuçlarından kayıp giden “ceylanı (Yusuf’u (as)” için yanan bir “Yakup (as)”u dinledik sanki… 

Yeri gelmişken… Size bir sır vereyim mi?

Sümeyye, babasının Yusuf’uymuş, öğrendim… Erdoğan, kızının Yakup(as)’uymuş, gördüm…

Çünkü Cumhurbaşkanı’nın hiçbir konuşmasını kaçırmayan biri olarak, Sümeyye’den konuşurken, her daim içindeki Yakup(as)’u gözlerinde görebilmişimdir ve sesinde…

Bu yüzden Sümeyye gelinliğiyle salona girerken, birçok “cin” davetli gibi ben de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Emine Hanım’a fokustum tabii…

Gelin geldi…

O an kimsecikler kalmadı orada…

Sadece anne ve babanın ıslak bakışları…

Nikâha damgasını vuran “kare”ye gelince… Babası “ceylanım derdim” derken Sümeyye’nin mahcup bir şekilde başını öne eğdiği andı derim…

O konuştu, ben “baba” dedim…

O konuştu ben babamı özledim…

*

Salon resmi bir törenden çok daha yalın ve de sadeydi… Sümeyye de öyle…

Bir Cumhurbaşkanı kızı olmanın karakterine sinmiş haliyle, ‘duyguları, hüznü, heyecanı, sevinci..’  yani içindeki ‘deli dalgalar’, dalgakıran bir zorundalıkla dizginlemiş bir durgunluk içindeydi.. Gözleri ışıyordu ama maşallah mutlu bir gelindi. 

Nikâh törenine katılan davetliler, sanat dünyası da dâhil ölçülü ve sadeydi. 

Milletin damadı öyle dedikoducuların diline pelesenk ettikleri gibi bir “bisküvi çocuğu” falan da değildi ayrıca…

Terörle mücadelede, dağlarda askerle omuz omuza, üniformasıyla vatan için ter döken bir delikanlıydı. Allah mesut etsin…

Çok mutlu olsunlar dilerim.

*

Çocuklar annenize “abla” deseniz yeri…

Emine Erdoğan, kızının annesi gibi değil, ablası gibiydi.

Sevdiğim renk diye değil, bence rengi mavi…

Çok mutlu olduğum bir gelişme ise Rümeysa Doğan isimli okurumla tanışmak oldu tabii…

Su perisi gibi…

Bir de Sevil Nuriyeva’dan kocaman bir kucak almak…

*

İkram, naneli-çilekli limonataydı…

*

Salondaki en sevdiğim bahar dalları dışında cipsolarla döşeli olmasıydı.

*

Damat doğal, gelin heyecanlı ama ikisi de mutluydu.

*

Nikâh şekeri yoktu…

Kadife keselerde şık kalemler sunuldu.

TÜYMÜŞ…

…ve beklenen oldu…

Can Dündar ve Erdem Gül de tüydü…

Tıpkı diğer FETÖ kuklaları gibi… Sürpriz olmadı benim için, dedim ya bekliyordum.

Yahu saldırıya uğrayınca karısını koyup kaçan bu tabansızdan ne bekliyorsunuz?

Muhabiri siper edip kurşunlara hedef yapan haysiyet fukarasından ne bekliyordunuz?

Karısını koyup kaçan korkak, vatanını mı koyup kaçmayacak?

O değil de Can’cık içerideyken, dışarıda plastik sandalye nöbeti tutan kankalarına “nanik” yapıp kaçtıktan sonra bakalım ne diyecekler Can’cık hakkında?

E şimdi oldu mu titrek Can’cık, bu yaptığın yakıştı mı? 

Bakalım senin için plastik sandalye nöbeti tutan kankaların bu tüyüşünü neyle açıklayacak?

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23