--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Senin İlhan Selçuk’un sana, benim Hasan Karaya abim bana!

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

Allah söyletmiş demek ki...

Ne demiştim geçen günkü “Genelkurmay’a değil, başsağlığı dilettirene kızın” başlıklı yazımda?

“Neymiş?

Genelkurmay Başkanlığı Hasan Karakaya için ne diye başsağlığı dilemişmiş...

Tahammül edemiyorlar...

Kuduruyorlar...

Çıldırıyorlar...

O kadar ki neredeyse, Genelkurmay Başkanlığı kendileri için de başsağlığı dilesin diye bir çukur eşeleyip, balıklama mezara atlayacaklar!

Genelkurmay’a, ‘Hani bana, hani bana’ diye yalvaracaklar...

O kadar yani...

O derece kıskançlık krizlerine giriyorlar...”

Daha laf ağzımdayken, Emin Çölaşan Genelkurmay’a avuç açıp, “hani bana, hani bana” demiş bile iyi mi?

Yahu bu ne sabırsızlık böyle?

Bu ne telaş, bu ne tutuşma böyle?

Daha ölmedin ki Emin Çölaşan!

Hele bir öl...

Bakarız o zaman çaresine...

Daha ölmeden Genelkurmay’a “Hımmm! Bak ölürsem bana da başsağlığı dile” diye kaş çatıp, avuç açmak yakışıyor mu yılların “ak saçlı” gazetecisine? 

Bekir Coşkun, Aydın Doğan’ın sesi Ahmet Hakan hasedinden çatııır çatır çatladı da bari sen yaşına, meslek tecrübene yakışır şekilde ağır duraydın da “kuyruk olmayaydın”  bu “kıskançlar” ordusuna...

Sahi hem sen önce Hasan Abi’nin yazdıklarını, çizdiklerini diline dolamayı bırak da sadede gel hele!

Hasan Karakaya gibi bir cenaze törenine sahip olabilmek için “ölebilirsin” değil mi? Dürüstçe söylesene?

Düşünsene “tabutunu” Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın taşıdığını?

Onların ve binlerce okurunun gözyaşlarıyla, dualarıyla uğurlandığını... 

Ölümün sonrası binlerce okurunun yas tuttuğunu, medyanın sana odaklandığını...

Böyle ölmek, böyle uğurlanmak her “ihtiyar” gazetecinin rüyasıdır, öyle değil mi?

Böyle surat asıp, mızıkçılık yapacağına gel inat etme de bir an evvel sen de öl bence...

Eğer başsağlığı dilemezse, o zaman Genelkurmay’ın da yakasına yapışırsınız işte!

Hem senin kuşaktan yaşayan kimse de kalmadı çevrende...

İlhan Selçuk, Cüneyt Arcayürek, Oktay Akbal, Erol Simavi...

İmparatorundan değerlisine hepsi biiir bir gitti.

Sana da gel, gel ediyorlardır öteki taraftan şimdi.

Belki de sıra sana gelmiştir değil mi?

Azrail, “o peti peti...” demeye başlamıştır...

Ayyyyy nasıl da içim ürperdi!

Tabut, kefen, mezar taşı, çifte kavrulmuş helva...

Sala, mevlid, akide şekeri, hayat boyu gıcık kaptığın müezzin, imam, hoca... Ne kadar gerici, ne kadar dinci, ne kadar Müslüman varsa camide, mevlidde, kabirde, teneşirde, üşüşecekler başına...

Kaçamayacaksın, kurtulamayacaksın da...

Neyse...

İster öööl, ister ölme...

Taktığım yok da bir şey aklımda kaldı...

Öylesine bir merak sadece...

Saydığın “imparator ölüler” arasında biri yok... Çetin Altan, değerli bir gazeteci değil miydi sence?

Ne günah işledi de saydığın “değerli” gazeteciler listesine giremedi söylesene?

Demek ki herkesin değerli gazetecisi kendine...

Senin “İlhan Selçuk”un sana, benim Hasan Karakaya abim bana!

Çünkü İlhan Selçuk, sana göre dört dörtlük gazeteci, bana göre değil!

Erol Simavi sana göre Türk basınının imparatoru, bana göre değil!

Cüneyt Arcayürek, Oktay Akbal, sana göre değerli gazetecilerdi, bana göre değil!

Senin gazetecin sana, benimki bana...

Senin değer atfettiklerin sana, benim değer atfettiklerim bana!

Bunca sene dirsek çürüttüğün bu meslek, seni bu “asgari” medeniyet düzeyine çıkaramamışsa, vallahi acırım, yazık sana...

Evet, bana ve Akit ailesine göre Hasan Karakaya dört dörtlük bir gazeteciydi. Yazdığı gazete de, kendisi de dosdoğru ve şerefli bir çizgideydi. Samimi bir Müslüman ve dava eriydi. İyi ki tanıdım. İyi ki abimdi...

Farklıyız yani...

Kimse kimseye zorla “başsağlığı” diletemez değil mi?

Zorla üzemez...

Zorla ağlatamaz...

Bu yüzden öncelikle iyi bir insan ol Emin Çölaşan!

İncitme... Dil uzatma...

Çamur atma... Asap bozma...

Adam ol da belki iki satır Fatiha okuyan olsun mezarında!

Ha bu arada önceki günkü yazımı koy karşına... Bir daha düşün... 

Zira her şey Allah’tandır... Allah dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltır!

•

Sevgili Akit ailesi, gördüğünüz üzere acımızı dahi yaşatmıyor, yasımızı tutmaya dahi müsaade etmiyorlar.

Allah sağlıklı uzun ömür versin, iyi ki Cumhurbaşkanı Erdoğan var! 

İyi ki Başbakan Davutoğlu ve Akit ailesi var...

İyi ki Mustafa Abi, Ali İhsan Bey var...

Yoksa çiğ çiğ yiyecek bizi bu müfteri çakallar!

Bakın! Cumhurbaşkanı, muhtarlar toplantısında Hasan Karakaya’yı yine aynı vefayla “dostum, arkadaşım, kardeşim” diye andı...

“Uluyan” sürünün bizi incitmesine fırsat bırakmadı.

İşte bu yüzden milletin adamı!

Çok yaşa sen yüce gönüllü insan!

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle